|
Karımın üstüne üç kuma getirdim: Meşe, Ardıç, Toprak
"Ayıptır söylemesi 80 yaşındayım... Genç olsaydım kızların peşinden koşardım." "Yaşlandığım için burnumun direğini titreten tek olay var: Annemi özlüyorum."
Hayrettin Karaca... TEMA Vakfı çalışmalarıyla, toprağın ayaklarımızın altından çekilip gitmesine karşı mücadele ediyor. Kendi deyimiyle, "Üçüncü Bahar"ını yaşıyor, yaşlanmak kimin umurunda?.. Yaşlılık üzerine konuşmak istediğimi söylüyorum, gülüyor.
*Yaşınız kaç?
Ayıptır söylemesi 80 yaşındayım. Yazı dizisine 'İkinci bahar' demeniz ne kadar güzel. Bir gazeteciye şöyle demiştim: "Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz, genç olsaydım kız peşinde koşardım." Gençliğimi sürerdim kızların peşinde koşarak ama koşamadık. Olmadı, olmadı...
*Evli misiniz Hayrettin Bey?
Evliyim, hem de mukavemet, maraton yarışçısıyım. 52 senedir aynı kadınla yaşıyorum. Çocuklara sordum, "Yahu sen kocana hiç eziyet etmiyor musun," diye. Sıkılarak, "Ediyorum" dedi. "Hah şöyle, aferin sana!" Damadıma da soruyorum, "Torunum sana ne kadar eziyet ediyor?" Damadım "Vallahi hiç yapmıyor" deyince torunuma dönüp "Tüh sana yazıklar olsun! Böyle kadın olur mu," diyorum.
*Sağlık probleminiz var mı?
Sağlıklıyım ama noksanlarım var. Beş ameliyat geçirdim, organlarımdan bazıları yok artık.
*Gençliğiniz nasıl geçti?
Kaçıp kaçıp köylere gittim. Harman dövdüm, buğday yıkadım, mısır kırdım, bağ bozumuna katıldım. İkinci baharımı (hatta üçüncü baharıma diyelim, 40-40 dersek, ikisini devirip üçüncüye gelmişim) doğal yaşama borçluyum.
EKMEĞİ ÖZLÜYORUM
*Yaşlanmaktan dolayı mutsuz olduğunuz şeyler var mı?
Hatırladığım bir şey burnumun direğini sızlatıyor. Anacığımı hatırlıyorum. Ana şefkati, anamı, bu yaştayım hala özlüyorum.
*Başka neleri özlüyorsunuz?
Ekmeği özlüyorum. Gençliğimde yediğim ekmeği... Zamanımızda yel değirmeninden kepeği ve unuyla alırdık. O kepekli ekmeği nasıl özlüyorum.
*Yaşamınızı TEMA'ya adamanızın sebebi nedir?
Yerine koyamayacağımız tek şey topraktır. Kaybettiğimiz üst-canlı toprağı yerine getiremeyiz. Bir santim kalınlığındaki organik toprağın oluşması için Türkiye koşullarına göre 200 ila 1000 yıla ihtiyaç var.
* Kendi deyiminizle, 'Üçüncü bahar'ınızda neler yapacaksınız?
Kuma alacağım.
*Peki eşiniz ne der?
O söyledi. Karım istedi. 'Al da kurtulayım' dedi. Aldım getirdim iki tane 'kuma', pişman oldu söylediğine. Eve getirdim kumalarımı.
*Kıyamet koptu mu?
Gençliğimden beri kuma almaya özenmiştim. Al da kurtulayım diyordu. Ben de alıp getirdim kumalarımı: "Meşe" ile "Ardıç". Yahu, meşeden ve ardıçtan başka bir şey yok. Çok kıskanç benim karım. Meşeyi ve ardıçı öyle kıskandı ki, pişman oldu. Ah be çocuklar, o iki kumaya bir de "Toprak"ı getirdim. Toprağa bakmak huzur ve inanç veriyor.
SAÇLARIM SİYAHLAŞIYOR
*Neler yapıyorsunuz sağlıklı yaşam için?
Modaya uydum, doğal yiyeceklere döndüm. Vücudumun şu an üretemediği mineralleri alıyorum. Çok ufak ölçekte de olsa mineral ve vitaminlerden ibaret hap alıyorum. Daha canlı yürüyorum. Hafızamın kaybolduğu günler de oldu. Ama şimdi eskileri hatırlıyorum.
Bir de saçlarım siyahlamaya başladı. Sakallarımın içinde tek tek siyah teller çıkmaya başladı. Derler ya, 100'ünden sonra dişleri dökülüp süt dişleri çıkarmış ihtiyarların... Benim ise 100 yaşına gelmeden saçlarım siyahlaşıyor. Korkuyorum; "Şu ihtiyara bak, ak saçı, ak sakalı vardı, gençliğe özenip boyatıyor saçlarını" diyecekler. Bu sefer beyaza boyayacağım galiba.
YARIN
*Huzurevinden manzaralar: Müzik, jimnastik, dedikodu
*Çocukları depremde göçtü gitti; şimdi torun bakıyorlar!
|