  
Bunlar ciddi iddia!
İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'ın, hakkında soruşturma izni verdiği İstanbul'un Faziletli Kağıthane Belediye Başkanı Arif Calban'la ilgili bir dizi iddia gündemde... Mayıs ayı içinde hakim karşısına çıkacak Calban'la ilgili olarak İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından tutulan raporlar, teftiş lahiyaları masamda...
Önce iddalara göz atalım...
Calban, Belediye Encümeni'nde bir karar çıkarıyor... Kararın amacı özel güvenlik birimi kurulması... Ama gelin görün ki; milyarlarca liralık özel güvenlik işi, Calban'ın eski Başkan Yardımcısı Mustafa Kadal'ın şirketine veriliyor... Kadal bununla yetinmiyor, belediyenin "sokakları süpürme" işini de alıyor... Durun daha bitmedi; belediye binasının temizlik işi de Mustafa Kadal'ın Doğuş adlı firmasının üzerinde kalıyor... Yine belediyeye ait Gültepe hizmet binasının pimapen işi de Mustafa Kadal tarafından yapılıyor...
Bu iddialar doğru mu Sayın Calban?
Müfettiş raporundan sorular
1. Bahçeşehir'de oturduğunuz ev için 2000 yılı sonuna kadar belediye kasasından ödettiğiniz 20 milyar 255 milyon 886 bin liralık kira bedelinin yanı sıra telefon, su, doğalgaz, ortak gider paralarını geri ödediniz mi?
2. Yine Bahçeşehir'deki evinize taşınmak için belediye kasasından nakliyat şirketine ödediğiniz 702 milyon lirayı iade ettiniz mi?
3. Fen İşleri Müdürü Ali Ulusoy ile Bilgi İşlem Müdürü Hüseyin Koyun'a yersiz yere yaptığınız toplam 1.5 milyar liralık harcamayı tahsil ettiniz mi?
4. Müdürlerinize yasalara aykırı olarak belediye kasasından verdiğiniz milyarlarca liralık usulsüz harcırah giderlerini kendilerinden tahsil ettiniz mi?
5. Yine Hukuk İşleri Müdürünüz Ali Kazcı'ya yaptırdığınız 28 milyar 750 milyon liralık usulsüz ödemeyi geri aldınız mı?
Kamu vicdanı adına
1. Özel Kalem Müdürlüğünüzü yapan kardeşiniz Tahsin Calban, aldığı maaşla Honda CRX jeep ve 2000 model Wolkswagen Bora marka otoları nasıl edindi?
2. Belediye adına kiraladığınız araçlar içinde belediye personeline ait otolar var mı? İsterseniz hatırlatayım; zabıta kadrosundan Satın Alma Müdürü yaptığınız iddia edilen Ahmet Fevzi Zengin, kendi adına kayıtlı 34 PUA 14 plakalı aracını, şirket aracılığıyla belediyeye kiraladı mı?
3. Bilboard kiralama işinden ekibinize 48 milyar liralık zimmet çıkarıldı mı? Eğer çıkarıldıysa bu para geri ödendi mi?
*
SON SÖZ: Amacım kimseyi karalamak, hatta sizin gibi seçilmiş bir belediye başkanını zan altında bırakmak değil... Ancak, kamu vicdanının rahatlaması açısından bu sorulara yanıt verirseniz bu köşede yayınlamaya hazırım... Haydi başkan yanıtlayın... Yanıtlayın ki yeni sorularım için yer açın...
GÜNE BAKIŞ
Gaflet, delalet
Türkiye'nin görüntüsü Picasso'nun tablolarına benziyor.... İçiçe geçmiş çizgiler, birbirine karışmış renkler, karmaşa, kargaşa...
Çarklar durmuş... Ekonomi sahipsiz... Parlamento ilgisiz... Hükümet yetersiz.... 65 milyon ise moralsiz...
Dikkat edin; yönetilenlerle yönetenler arasında eleştiri yok, kavga var... Partilerin içinde, işadamlarının derneklerinde, işçilerin örgütlerinde bile ittifak yok, ihtilaf var... Bir yanda dansöz gibi kıvıran siyasiler, diğer yanda inancını satan dönekler...Ya siyasi partiler;
Kanama geçiren CHP...
Tabanını kaybeden DYP...
Lideri ile övünen DSP...
İktidar acemisi MHP...
Kendi derdine düşen FP...
Ve dünü ile övünen ANAP...
*
Hiç bu kadar karamsar olmadım... Meslek hayatımda hiç böyle günler yaşamadım...
Neden mi?
Siyaset kilitlendi çözüm üretemiyor... Meydanlar; öğrencilerden, işçilerden, memurlardan sonra esnafın feryatlarıyla da inliyor... 65 milyon sisteme olan güvenini, yarına yönelik beklentisini kaybetmiş "Eyvah" diyor...
Peki sebep?
Çünkü bıçak kemiğe dayanıyor! Bütün değerler ayaklarımızın altından kayıyor...
Sokaklarda insanlarla konuşuyorum... Aynı görüşler, aynı eleştiriler yükseliyor:
Ankara gününü gün ediyor... "Koltukta ne kadar oturursam" kar diyor...
Bir yanda Kubilay'ı katleden zihniyet, diğer yanda sözüm ona liberal ciddiyet... Ve ikisinin ortasında ne yapacağını bilemeyen ortanın solu ile ülkücülüğün yolu!
Hiç olur mu? Akla kara bir arada bulunur mu?
*
Sonuç mu?
Ülke bir meçhule doğru gidiyor, parlamento seyrediyor... Sistem tehlikeye giriyor, basının büyük kısmı susuyor... Millet bunalıyor, ülke giderek karanlığa boğuluyor...
Ne yazık ki Türk milleti; Mustafa Kemal'in "Dahili bedbahtlar" diye kimlerden söz ettiğini şimdi daha iyi anlıyor...
Gaflet ve delalet içinde olanları yakından tanıyor...
İtalyan Hastanesi'nde bilgilendirme toplantısı
Vehbi Koç Vakfı İtalyan Hastanesi 3-4-5 Nisan tarihlerinde kanser konusunda halkı bilgilendirme toplantıları yapıyor.. Hastanenin Tophane Defterdar Yokuşu'ndaki binasında sabahları saat 10.00-12.00, öğleden sonra 16.00-18.00 arasında yapılacak toplantılarda uzmanlar tarafından hasta veya hasta yakınlarına ücretsiz bilgi verilecek...
DOĞRU SÖZ
Bilgisayarlar telefonla konuşmadığı için insandan çok daha fazla iş yapabilir...
Fıkra
Vali damda!
Vali köylerden birini gezmeye gider... Vali'nin geldiğini duyan Mehmet dayı koşup yalvarır: "Sayın Valim ne olur bizim eve gidelim!" Vali bakar ki kurtuluş yok, çaresiz Mehmet dayının peşine takılır.. Eve geldiklerinde Mehmet dayı dama merdiven dayar, "Yukarı çıkalım" der... Vali çıkar ama sormadan edemez: "Beni niye evinin damına çıkardın?" Mehmet dayı cevap verir: "Sayın Valim; 'devletin ayak bastığı yerde ot bitmez' derler... Dam her yağmurda akıyordu.. Bundan sonra inşallah akmaz..."
|