  
Milletin kaderi!
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi kuyruklardan okunur...
İnsanlar neyin kuyruğunda bakılır...
Mesela; New York'taki gibi sinema, restoran kuyruğunda mı? Paris'teki gibi Louvre Müzesi kuyruğunda mı? Londra'daki gibi Kraliyet Tiyatrosu kuyruğunda mı?
Yoksa İstanbul'daki gibi ucuz ekmek, doktor, iş, aş kuyruğunda mı?
Yalnız kuyruklardan mı bir ülkenin röntgeni çekilir?
Hayır!
İnsanların yüzünden! Bakışlarından, gülüşlerinden... Hatta adım atışlarından...
Benim insanım Fransız gibi caka satabiliyor mu? İngiliz gibi hava atabiliyor mu? Yoksa Amerikalı gibi "Dünyanın kralı benim" diyebiliyor mu?
Ne gezer!
Benim insanım boyun büküyor, gücü yetmedi mi "Kaderim" diyor...
Bir ülkenin diğer aynası da yolları... Otobanları, bulvarları, caddeleri, parke taş kaplı sokakları...
Benim yollarım Amerika'daki gibi 10 şeritli otoban mı? Fransa'daki gibi 40 metrelik bulvar mı? Yoksa İngiltere'deki gibi pırıl pırıl cadde mi?
Ne gezer!
Benim yollarım yazgım gibi kara çamur! Yüreğim gibi delik deşik... Benim yollarım aslında engelim... Yarınla önümü kesen kara kaderim...
*
Yıllarca bizi yönetenler, "Çağ atladık" masalıyla uyutanlar, yalanlarla avutanlar; söyler misiniz;
İş için bekliyorsak, her şeyden ürküyorsak, belimize kadar çamura gömülüyorsak suçlu biz miyiz?
Havamız is, çevremiz pis ise günah bizde mi?
Annelerimizin beli, babalarımızın kolu, çocuklarımızın boynu bükülüyorsa sebep biz miyiz?
*
Yeter artık.. Bırakın didişmeyi, bırakın vuruşmayı... Bir yanlış sözünüzün, bir hatalı bakışınızın faturasını artık biz ödemek istemiyoruz... Faturayı kendinize kesin ve n'olur artık gidin!
DÜNE BAKIŞ
Nereye gidiyoruz
* FAZİLET'li Bülent Arınç ilk kez ara rejimden söz etti...
* GAZİANTEPLİ sanayiciler, kente gelecek milletvekillerine fabrikalarını gezdirmeme kararı verdi...
* DSP'li Rıdvan Budak, darbe uyarısında bulunarak, "Ben bunu üç kez yaşadım" dedi...
* BURSA'da esnaf 1 Nisan'da meydanlara çıkmaya karar verdi...
Serbest kürsü
Bedelli hesabı!
Ben 28 yaşında bekar ve 4 nüfusa bakan bir gencim. Özel sektörde yöneticilik yapıyorum. Çay taşıyarak başladığım işte, bugün bir milyar liraya yakın para kazanıyorum. Vergi ödüyorum. Bir yıl sonra kendi şirketimi açıp İşletme Vergisi mükellefi olacağım.
* Askere gidersem devlete 5 milyar liraya malolacağım.
* Bugünkü yerimi daha önce askerliğini bedelli olarak yapmış 1973'ten önce doğmuş birine kaptıracağım.
* Baktığım 4 nüfus nasıl geçinecek?
* Dönünce nasıl iş bulacağım?
* 18 ay devlet benden SSK vergisi kesemeyecek. 6 bin 250 mark tahsil edemeyecek.
* Benim gibi insan sayısı 100 bin.
Bedelli askerliğin uygulanması ile ülkemize kazandıracağımız para:
25.000 DM x 100.000 kişi = Bedelli askerlikten gelecek para.
100.000 x 1 milyar lira = Minimum vergi tahsilatı.
Toplam: Bir katrilyon 725 trilyon lira (1 milyar 725 milyon dolar)
Herkes vatanını seviyor. Şu anda Meclis alt komisyonunda bulunan "Bedelli Askerlik Yasa Tasarısı"na destek verilmesini istiyorum. Ersin SAK
Dünün haberi
Kebapçıya giden sivil polisler tuzlukları Apo'ya benzetince dükkan sahibini gözaltına aldı... (Posta)
Dünün çağrısı!
Rüşvete zam yapmayın... (EBSO Başkanı'ndan gümrükçülere)
Beli silahlı 461 bin kovboy sokaklarda!
Toplum saatli bomba gibi... Herkes birbirine düşman gibi bakıyor.. Stadlarda bile onbinler bağırıyor: "Burası sizlere mezar olacak!"
Dikkat edin, "Yeneceğiz" demiyorlar, "Gömeceğiz" diyorlar... Maç çıkışı da döner bıçakları ve taşlarla birbirlerine giriyorlar...
Bu yetmiyor, patlamaya hazır toplum durmadan silahlanıyor... Şu anda yollarda, sokaklarda, meydanlarda belinde ruhsatlı tabancası olan 461 bin kişi yürüyor... Ruhsatlı tüfek sahibi olanların sayısı ise 965 bini geçmiş, 1 milyona gidiyor...
O hale geldik ki; kırma tüfeğe bakan yok, herkes pompalıyı tercih ediyor... Kırıkkale tabancası olanlara "zavallı" deniliyor... Ruhsatı kapan 14'lü ithal tabanca için sıraya giriyor...
Ve onlardan biri de ne yazık ki son olarak Bağdat Caddesi'nde suçu günahı olmayan, tanımadığı bir genci çekip öldürüyor...
Yetmiyor; maçlardan sonra içkiyi fazla kaçıran manyaklar balkona çıkıp sağa-sola ateş ediyor... Bazen de yanlışlıkla insan öldürüyor.. Yakalandıklarında ise hep aynı mazeretin arkasına gizleniyor:
"Milli hislerim kabardı!"
Peki kim bunlar?
Milli duyguları kabarınca gözleri dünyayı görmeyen, belde silah sokakları gezen bu potansiyel katiller kim?
Bizlerden daha vatansever mi? Daha milliyetçi mi? Daha yürekli mi?
Kesinlikle hayır!
Sadece daha cahil!
Sadece son 5 yıl içinde 264 bin 238 taşıma, 197 bin 565 bulundurma ruhsatlı tabanca veriliyor...
Kısacası; devlet, vatandaşını Rambo haline getiriyor...
*
SON SÖZ: Önerim; İçişleri Bakanı Tantan'ın, milletvekillerinden başlayarak "silahları geri verin kampanyası" başlatması... Ve çok daha önemlisi; silah ruhsatı için başvuranların çok daha ince elenip, sık dokunması...
|