Kemal Derviş'in Amerika'dan gelip ekonominin dümenine geçmesiyle birlikte ekonomik krizin muhtemelen kendiliğinden aşılabileceği zannedildi. Belki de bugün yaşanan sıkıntıların temelinde bu yanılgı yatıyor. O nedenle şimdi anlamsız süre tartışmalarıyla hem zaman kaybediliyor, hem de işler iyice kötüleşiyor.
Şubat krizi henüz aşılabilmiş, yangın kontrol altına alınabilmiş değil. Krizin aşılabilmesinin Derviş'in elini dokundurmasıyla mümkün olamayacağı da ortada olmasına rağmen hâlâ dış yardım arayışlarıyla, hükümet içindeki program ve çıkarılması gerekli yasa sayısı tartışmalarıyla zaman kaybediliyor.
Çıkarılması öngörülen yeni yasaların teknik hazırlıkları bile tamamlanmış değil. Ama, parlamentonun 15 günde 15 yasayı çıkarıp çıkaramayacağı üzerinde derin siyasi ve ekonomik tartışmalar yapılıyor. Bu 15 yasanın IMF ile anlaşmanın ön şartı olduğu söyleniyor. Gerçekten de anlaşmanın ön şartları arasında bazı yeni düzenlemeler var. Fakat IMF ile görüşmeleri yürüten teknisyenlerden aldığımız bilgilere göre çıkarılması gerekli yasa sayısı 15 değil, 6. IMF ile mutabakata varılan niyet mektubu taslağında ekonomik istikrar için 15 yasanın çıkarılması gerektiği yer alıyor ancak bunlardan sadece 6'sının anlaşmanın onayından önce çıkması gerekiyor, geri kalan 9 yasa için Türkiye'nin süresi var. IMF'in birinci ön koşulu, yüzde 4 oranında faiz dışı fazla verecek biçimde yeni bir ek bütçe yasasının çıkarılması; bu yasa ile kamu bankalarının yeniden yapılandırılmaları ve tek yönetim kuruluna bağlanmalarına ilişkin hukuki boşluğun giderilmesi.
Anlaşmadan önce çıkarılması koşulu bulunan diğer yasa değişiklikleri ise, Bankalar Yasası, Telekom özelleştirmesi ile ilgili yasa, Merkez Bankası Yasası, Şeker ve Şeker Şirketinin özelleştirilmesine ilişkin yasa ile Tütün Yasası.
Bu altı yasanın ikisi zaten Meclis gündeminde. Kalıyor dört yasa. Bunlarla ilgili teknik hazırlıkları Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı yürütüyor. Başbakan Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Bahçeli'nin de söyledikleri gibi 15 günde 15 yasayı hazırlayıp Meclis'ten geçirmek gerçekten de imkânsız. Ancak, niyet mektubu taslağında yer alan altı yasa; hükümet gerekli kararlılığı gösterebilirse, FP sözcülerinin dünkü "koşulsuz destek" açıklamaları da gerçekten samimi ise, değil 15 günde, bir haftada bile çıkarılabilir. Böylelikle krizden çıkışta çok önemli bir viraj niteliğindeki IMF anlaşmasının ön koşullarının önemli bölümü tamamlanmış olacak. Ancak, hükümetin ev ödevi sadece bu yasaları çıkarmakla bitmiyor. Kamu bankaları ile ilgili düzenlemeden, Hazine'nin borçlanma stratejisine, yasa gerektirmeyen kamu maliyesi uygulamalarına, tarımsal destekleme uygulamalarına ve kamu toplu sözleşmelerine kadar bir dizi hassas test noktası daha var hükümetin ve ekonomi yönetiminin önünde.
Yasalar için parlamentoya süre koşulu vermek belki doğru değil, ancak Türkiye'nin de kaybedecek zamanı kalmadığı ortada. Dün konuştuğumuz bir uzmanın deyimiyle, Türk ekonomisi çok tehlikeli bir yol ayrımında bulunuyor. Şu değerlendirmeyi yapıyor konuştuğumuz uzman: "Krizin bu aşamasında ekonominin önünde iki yol var. Ya Türkiye gerekli önlemleri süratle alıp, kararlılık ve dikkatle uygulayarak Meksika ve Brezilya'nın yaptığı gibi krizden çıkacak. Ya da yarım yamalak önlemlerle zaman kaybederek Endonezya'ya benzeyecek..."
Zaman Türkiye'nin aleyhine çalışıyor...