kapat
30.03.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansinvest
 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

At gözlüğü ile bakmak..

"Günay'ın reklamını niye yapıyorsunuz" diyor, Bursa'dan Oğuz Sayıner.. "Kişiliğinize yakıştı mı bilemem.. Bugünlerde halk en çok Günay'ın programlarını bilmek istiyordu.. Becerdiniz.. Yine içinde bulunduğunuz sınıfa hizmet ettiniz?.."

Haklı değil mi?.. Hatta şu anda bu satırları okurken, içinizden kaç kişi, Sevgili okurum Oğuz'a hak veriyordur, tahmin edebiliyorum..

Ülke kriz içinde.. Dolar milyonlara dayanmış.. Borsa çöküyor.. Ekonomi durmuş.. Hemen her kurumda işten çıkarmalar dev boyutlarda.. İşi olanların da maaşları zamanında ödenemiyor..

Ve Hıncal Efendi "Günay'da Muazzez Ersoy ve Huysuz Virjin var.. Sezonun son Galaları bunlar.. Gidin eğlenin" diyor..

Çünkü onun herşeyi herşeyine denk.. O üst sınıf züppesi.. Halkın sıkıntısı umurunda mı?.. Alay eder gibi neler yazıyor, ruhsuz, hain herif!..

Bu kadar basit mi?.. Herşey bu kadar basit mi?..

Bu yorumu yapmak için, at gözlüğü ile, sadece burnunun doğrusuna, ve de 50 santim öteye bakmak yeterli de.. Mahkum etmeden biraz derin düşünemez mi insan?.. "Acaba" demez mi?..

Bakın mesele, artık Günay'ın, koskoca İstanbul'da ayakta kalan tek nezih gece kulübü olması, sadece bu sebeble bile desteklenmesi gerektiği değil..

Şimdi, bir milim derine iniyorum.. Çok değil bir milim.. Şeffaf bir örtü var, dikkatli bakanı engellemeyeck.. Onu kaldırıyorum sadece..

Günay'da 90 kişi çalışıyor.. 90 İstanbul ailesi, bu dükkan açık olduğu sürece, ekmek yiyor.. Bu doksan ailenin geliri, Günay'ın açık olduğu haftada bir veya iki geceden gelen para ile karşılanıyor.. Büyük bir bölümünün yaşam hakkı, hesaplara eklenen bahşişler..

Bunlar büyük paralar kazanıp, büyük birikimler yapmış kişiler de değiller.. Bankada milyarları yok.. Dükkan açık olursa para var, yoksa yok..

Günay kapanırsa, Günay'ın kendisi batmaz.. O birikimleri ile yapacak birşey bulur.. Belki de birşey de yapmaz. Bu ülkede en iyi parayı para kazanıyor ya.. 90 aile besleyeceğim diye çırpınacağına, repoya yatırır, rantiye olur (Olamaz ya, lafın gelişi..)

Ama öteki 90 kişi ne olur?.. Günü birlik yaşayan 90 aile hele her müessese işçi çıkarırken nerde iş bulur, ne yer, ne içer?.. Günay'a dolaylı bağlı olanlar bu hesaba dahil değil, üstelik.. Günay'a et satan kasap, sebze meyve satan manav, çiçek satan çiçekçi.. Porselenci, züccaciyeci.. Ekonomi dediğiniz şey nedir?.

***

Bir arkadaşım bu ay içinde evleniyor.. Hilton'la anlaşmış.. Bilmem kaç bin dolara..

"Hıncal ağabey, vaz mı geçsem.. Ayıp olmaz mı?.. Bak geçen gün görkemli düğün yapanın üzerine nasıl saldırdı medya" dedi..

"Bu parayı verecek gücün var mı" dedim.. "Varsa mutlak yap.. Krizden korkup harcamaları kesersek, ülke asıl o zaman batar işte.. Hilton'da, Sheraton'da, Çırağan, Conrad ve ötekilerde tüm geceler iptal edilirse eğer, bu büyük oteller, bu balo salonları için çalıştırdıkları yüzlerce elemanı işten çıkarmazlar mı?..

Otomobil, buzdolabı, gömlek, pantolon, tişört satışları durursa, yüzlerce binlerce fabrika, tezgah kapanmaz, patronlar işi yavaşlatmaz, binlerce işçiye kapıyı göstermez mi?.. İşsizlik zaten çığ gibi büyürken, korkuları tahrik eder, harcayabilecek durumda olanları da harcadıkları için eleştirir, yerin dibine batırır, para harcamayı nerdeyse utanç konusu yaparsak, bu ülkede daha kaç bin aile geçim şansını yitirir hiç düşündün mü?..

Harcama gücünde olanlar, asıl bugünlerde harcamalılar ki iş yerleri açık, onların çalışanları işsiz kalmasın..

Evine 20 yıldır çiçek götürmedi isen, gücün varsa bugün götür ki, Antalya'dan Etiler'e, ekici, nakliyeci, satıcı, tezgahtar yığınla insan, akşam evlerine ekmek parası götürebilsinler.." dedim..

"Hiç böyle düşünmemiştim" dedi.. Siz düşündünüz mü?..

Bu devirde trilyonluk düğün yapmaya cesaret edenlerin aslında kaç yüz ailenin masasına yemek koyduğunu aklınıza getirdiniz mi?..

Bu devirde böyle harcamaların aslında Robin Hoodluk, yani olandan alıp, olmayana verme olabileceğini, yani aslında çırılçıplak gerçeği görebildiniz mi?.. Aslında kızdığınız, öfkelendiğiniz, kıskandığınız insanların hele bu günlerde yaptıkları lüks harcamalarla kaç kurumu ayakta, kaç kişiyi iş başında tuttuğunu hesaplasanız, belki de tam tersini yapar, alkışlarsınız..

Size kızmıyorum..

Bu ülkenin medyasının, bu ülkenin köşe yazarlarının kafaları farklı değil ki?..

Harcama gücünde olanlar ne kadar çekinmeden ve çabuk harcarlarsa, kriz o kadar kısalır, işsizlik o kadar azalır diye düşünen kaç uzman var, sütunlarda?..

***

Cebinde Günay'a gidecek, kredi kartında faça masa ayırtacak gücü olanlar.. Hiç durmayın.. Muazzez Ersoy ve Huysuz'la harika bir gece geçirir, 90 ailenin masasına da, birşeyler koymanın mutluluğunu yaşarsınız..

Tamam mı?..

Çocuklarını sevmeyen ülke..
Birinci sahne.. Oldukça iyi halli bir Amerikan ailesinin evinin salonu.. 16 yaşlarında lise son sınıf öğrencileri evde bir parti veriyorlar. Camın üzerine kokain şeritleri sıralanmış. Dolarlarla boru yapılıp kokainler burna çekiliyor. İkinci sahne..

Evin yatak odası. Ev sahibi delikanlı, okulun en başarılı kızlarından birini yatağa almış. Artık kokain aşamasını geçmişler. Bir kaşık içine kokain ve eroin beraber konup ısıtılıyor. Çıkan buharı burunlarına çekiyorlar. Kız bir hayal alemine dalarken oğlan "Artık seninle yatmak istiyorum" diyor.. Kız zaten uçmuş.. Direnme gücü sıfırlanmış, tüm toplum ve ahlak değerleri yok olmuş.. "Peki" diyor.. Oğlan eğilip kızı öperken kulağına fısıldıyor:

"Tam ikimiz birlikte boşalırken, bir vuruş yapacağım.." Kızın yüzünde garip bir gülümseme.. Yaşlar 16, unutmayın sakın.. Üçüncü sahne..

Kız annesinin mücevherleri dahil evde ne varsa taşımış, ama sonu yok.. Parası olmayınca, eroin ve kokaini satan zenci delikanlının kenar mahalledeki evine gitmiş. Hızlı bir yatak sahnesi.. Zenci satıcı, malın bedelini yatakta alınca, kızın ayağına eroini şırınga ediyor.

Dördüncü sahne..

Kız evden kaçmış. Baba arıyor, onu beyaza alıştıran sınıf arkadaşı ile birlikte.. Bir otel odasında buluyorlar. Kokain, eroin parası temin etmek için, fahişelik yaparken..

Yaş 16.. Çok iyi bir ailenin, çok iyi bir kızı.. Sınıfın da en iyisi.. Ve işte gelinen nokta.. O gayet akıllı, kültürlü ve uyanık anne baba işin niye farkında değil?..

Çünkü baba ve anneler için bu yola düşenler ve düşürülenler hep başkalarının kızları ve oğulları olur. Onların çocukları böyle şeyi asla yapmaz. Arkadaş havası ile bir defa denese de, birşey çıkmaz nasılsa.. Tehlike hep başka aileler, başkalarının çocukları için vardır.. Ama akıllarına getirmezler ki onlar da, o başkaları için "Başkaları"dırlar..

Anlattığım insanın kanın donduran sahneler, yarı belgesel gibi çekilmiş Trafik filminden alındı.. Dünya Eroin ve Kokain trafiğinin nasıl çalıştığını, gençlerin nasıl beyaz zehir pençesine düşürüldüğünü anlatan muhteşem bir film bu.. Son yılların en iyilerinden.. Oskar kazanan Gladyatör bunun yanında eğlencelik. Kabak çekirdeği.. "Akademi bu filmi nasıl atlar" diyordum. Haşmet yorumladı:

"Amerikalılar bir kez daha aynaya bakmaya cesaret edememişlerdir.." Peki biz ediyor muyuz?..

Oraya geleceğim. Filme dönerek..

Dünya Kokain baronlarının 600 milyar dolarlık, yazı ile altıyüz milyar dolarlık piyasayı elde tutmak ve genişletmek, dünya gençliğini ele geçirmek için nasıl korkunç tertipler içinde olduklarını, bu yolda kimleri satın aldıklarını, kimleri yok ettiklerini görüyorsunuz, filmde.. Bu dehşete karşı en büyük savaşı Amerika veriyor. Başkanlık düzeyinde el koyarak.. Narkotik şube, İçişleri Bakanlığı değil, Amerika başkanlığı düzeyinde.. Yıllık bütçesi 30 milyar dolar olan bir savaş.. 30 milyar.. Derviş 10 milyar getirse Türkiye'de kriz bitecek.. Onun üç katı.. Ama 600 milyarın yanında komik kalıyor.. Amerika felaket yasalar çıkarmış, savaş için ayrıca..

Tarlada iki sap esrar yapılan kenevir ekili ise mesela, ya da uçakta, kotrada, teknede, gemide, en lüks arabada, TIR'da bir gram kokain yakalansa, devlet bunlara el koyup satma hakkına sahip.. Sıfır yasası..

Böyle bir yasa.. Ve 30 milyar dolar..

Neden.. Anketlere göre, Amerikan lise son sınıf öğrencilerinin yüzde 25'i, yani dörtte biri kokakin kullanıyor.. Bunu yüzde ona indirebilirlerse, başarılı olacaklar.. Kokain baronları da boş durmuyor tabii.. Fiatı indirip, kaliteyi yükselterek, ava 16 yaşındakilerden başlamak için herşeyi yapıyorlar. Lise son sınıflarda yüzde 10'a inerse başarı.. Hem de bu para ve bu yasa ile..

Tehlikenin büyüklüğünü görüyor musunuz?.

Ve de şimdi anlıyor musunuz, kokain kullandığı anlaşılır anlaşılmaz, Bayer Leverkusen Daum'u niye kovdu?.. Alman Federasyonu milli takım teknik direktörlüğü için yaptığı sözleşmeyi niye anında feshetti. Almanya Daum'u niye, mahkeme kararlarını bile beklemeden sildi?.

Filmde bunun yanıtı da var, aslında.. Gençleri etkilemek için simgelerin ne kadar önemli olduğunu da anlatıyor Trafik.. "Kokain baronları en iyi simgeleri kullanıyorlarsa, biz de ayni ölçüde simgelerle yanıt vermeliyiz" diyor..

Almanya'nın Daum'u bitirmesi bir simge..

Peki ya Türkiye'nin onu baştacı etmesi simge değil mi?.. Fatih Terim okul okul dolaşıp konferanslar veriyor.. Konu "Liderlik!.." Gençler onu adeta taparak dinliyorlar.. Çünkü o bir lider.. Gençlik lideri..

Peki Daum ne?.. Hele bir de Terim gibi başarılı olduğunu, Beşiktaş'ı dört sene şampiyon yaptığını düşünün?.. Kaç bin genç ona özenecektir, hesaplıyor musunuz?..

Serdar Bilgili baba.. Bir kızı var.. Daum'u o getirdi.. Kaya Çilingiroğlu baba.. Bir kızı var.. Bu gazetede "Kokain kullanmak kişileri bağlar, camiaları değil" diye sorumsuzca yazabiliyor..

Bu tür örneklerin gençleri nasıl etkileyebileceğini hiç bilmeden.. Narkotiklere başlamada, özenme, öykünme, taklid etmenin ne kadar etkili olduğunu aklına getirmeden.. Daum'un bu ülkede canlı bir kokakin reklamı olarak yaşadığını göremeden.. Dehşetin "D" sini hissetmeden yaşıyoruz.. Hep o kahrolası "Başkaları" tesellisi var ya.. "Bize olmaz.. Başkalarına olur.."

Türkiye canlı bir bombanın üzerinde oturuyor.. 6 milyon gencimiz var büyük kentlerde, kokain kartelinin potansiyel hedefi olarak.. 6 milyon..

Bir o müthiş mücadeleyi veren Amerika'nın haline bakın.. Baştan ipin ucunu kaçırdıkları için..

Bir de, tam Atatürk'ün dediği gibi, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeki Türkiye'ye.. Yılanın başını şu anda ezme durumundayız henüz. Ezerse tamam.. Ezemezsek, Amerika'dan beter duruma düşeriz.. Onu anlatmaya çalışıyorum günlerdir..

Bu dehşeti göremez, hissedemez, anlayamazsanız, o zaman Hıncal Uluç'un kimler için savaştığını da asla anlayamaz, Beşiktaş'ın üç beş puanı gibi komik hesaplar yaparsınız. Aklınız başınıza birgün gelir, ama iş işten geçtikten, sizin kızlarınız 16 yaşında kokain satıcılarının kucaklarına düştükten sonra, Allah göstermesin..

Trafik, muhteşem bir film.. Muhteşem de bir ders..

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan mutlak izlemeli.. Tüm İçişleri ve polis teşkilatı izlemeli.. Tüm eğitimciler izlemeli.. Okullar bu filme zorunlu götürülmeli.. Tüm anne ve babalar, tüm gençler izlemeli..

Dehşeti belki o zaman anlar, belki o zaman Daumları, Van Dameları ve benzeri Avrupa atıklarını, hem de bu ülke insanın paraları ile buraya getirip, Türkiye'yi Avrupa'nın çöplüğü, ikinci sınıf bir sömürge ülkesi haline çevirenlerin, bu çirkin örnekleri Türk gencinin önüne kahraman, kurtarıcı diye koyanların bilerek veya bilmeyerek kime hizmet ettiklerini fark edersiniz.

Trafik filmini mutlak görün.. Türkiye'nin nasıl bir canlı bomba üzerinde oturduğunu, fitili kimlerin, nasıl ateşlediğini hala anlamaz, hala, çocuklarınızı korumak için sokaklara dökülmezseniz, aynaya bakın..

"Ben nasıl anne, ben nasıl babayım" diye..

Amerika aynaya bakamadı.. Siz bakın..

Çok geç olmadan.. İş işten geçmeden..

Kokain savaşı, bu ülkenin kader savaşıdır!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Para kazanmak için sağlıklarını kaybederler ve sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını..

Anonim (Teşekkürler Taner)

BİZİM DUVAR
Tüm dünyada yayınlanan

program Türkiye'de yasak.

Biri bizi ÖZETLİYOR.

Hakan&Utku

TEBESSÜM
Fıkra Öznur Kayahan'dan

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu

sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti. Gazetesine, iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen foto muhabiri çemberleri aşamayınca

"Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.

Arabanın önünde bir eşek yatıyordu.

 
Sabahonline'nın değişen tasarımını nasıl buldunuz?

Eskisine göre çok beğendim
Eskisi daha iyiydi
Farketmez

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır