Konuşurken de, susarken de, hep asık suratlı mısınız?
...
İnsanlara yeterince tepeden bakabiliyor musunuz?
...
Hayatınızda bir kez olsun kahkahalarla güldüğünüzü hiç gören yok mu?
...
Kafanız hafif arkada, omuzlarınızı ufak ufak dalgalandırarak mı yürüyorsunuz; yoksa kafanız hafif arkada, bir elinizi pantalon cebinize sokarak mı yürüyorsunuz?
...
Türkiye'nin neden bir türlü çağdaşlaşamadığından söz açanlara hemen mızraklı bir yanıt vererek, şöyle diyor musunuz:
- Fatih İstanbul'u aldığında, Amerika henüz keşfedilmemişti bile.
...
Dans ederken çekilmiş bir fotoğrafınızı hiç kimse asla görmedi mi?
...
Kaç yaşında mastürbasyona başladığınızı asla hiç kimseye söylemediniz mi?
...
Gençliğinizde de, hiç kimseyi takmayan bir havada mıydınız?
...
Bilmediğiniz konular açıldığında, sağa sola bakınarak, "saçma sapan şeylerle ilgilenmediğiniz" izlenimini veriyor musunuz?
...
Güncel yakınmalar karşısında bir laf etmeniz gerektiğinde:
- O büyük adamın kemikleri şimdi kimbilir nasıl sızlıyor, diyor musunuz?
...
Kendinizi gökler tanrısı Zeus, yahut yerler tanrıçası Hera gibi; başkalarını da küçücük bitler, pireler gibi gören pozlarda mı; durup yürüyor, kalkıp oturuyorsunuz?
...
Türkiye'de hangi yazarların nasıl geçinmiş olduğu sorusu, aklınıza hiç bir zaman asla gelmedi ve gelmiyor mu?
...
Fırsat çıktığında sağa sola emir vermeyi; dünyada martılar üstüne kaç şiir yazılmış olduğunu düşünmeye, her zaman için yeğler misiniz?
...
Gençken araba kullandıysanız; araba kullanırken, herkesten üstün olduğunuzu, gazdan ayağınızı hiç çekmeden mi kanıtlardınız?
...
Küçükken silik bir ailenin mi çocuğuydunuz?
...
Bir lokantaya girdiğiniz zaman, bir eliniz pantalon cebinizde; sanki ortalıkta hiç kimse yokmuş gibi mi, bakınıyorsunuz etrafa ve öyle mi seçiyorsunuz oturacağınız yeri?
...
Şayet siyasetçiyseniz; siyasetçi olmadan önce nasıl geçindiğinizi bilenler çok mu az, yoksa hiç mi yok?
...
Varlığınızı kanıtlamak için, mesleğinizde evrensel bir kalite göstermek yerine; havalı ve kasıntılı durmak, daha mı tatmin ediyor sizi?
...
"Chopin olmayı mı yeğlerdiniz, yoksa Atatürk olmayı mı" diye sorulduğunda; "elbet Atatürk olmayı" yanıtı, otomatik olarak fırlar mıydı ağzınızdan?
...
Doğru dürüst yazılı bir çalışmanız asla hiç olmadı ve asla hiç olmayacak mı?
...
Sandığınız kadar zeki ve akıllı olmadığınız kuşkusuna hiç bir zaman asla kapılmadınız mı?
...
Olduğunuzdan daha mı donanımlı görünmeye çalışıyorsunuz?
...
Yukardaki soruların tümüne "evet" diyenler; tam bir megaloman ve kasıntıdırlar. Yarısına "evet" diyenler; zaman zaman kasıntı, zaman zaman doğal sayılabilirler. Daha azına "evet" diyenler ise, çağdaş sayılabilecek düzeyde görgülü ve birikimlidirler. Hiç "evet" demeyenler ise, ya yalancıdırlar; ya da Nobel'li bir fizikçi...