|
|
 |
| |
|
Bomba Kerem'i buldu
Türk gazeteci Kerem Lawton Makedonlar'ın Kosova sınırını bombalaması sonucu hayatını yitirdi. Yüzüne şarapnel parçası gelen Kerem iki ay sonra baba olacaktı
Makedonya-Kosova sınırında dün meydana gelen çatışmalarda bir Türk gazeteci hayatını kaybetti. Yaklaşık 2 haftadır Makedon ordusu ile Arnavut milisler arasındaki çatışmaları izleyen Associated Press Television News (APTN) kanalı yapımcısı Kerem Lawton, Makedonya ordusunun Arnavut militanları takip ederken düzenlediği sınırötesi operasyonda başına isabet eden şarapnel parçası yüzünden hayatını kaybetti. Makedonya-Kosova sınırının Kosova tarafındaki Krivenik köyüne düzenlenen bombalı saldırıda Lawton'un yanı sıra 2 sivil daha ölürken, 20 kişi de yaralandı.
ANNESİ TÜRK
Annesİ Türk, babası İngiliz olan 30 yaşındaki Lawton, haber takibi için otomobiliyle olay yerine giderken, aracına çarpan havan topu yüzünden ağır yaralandı. Acil olarak helikopterle Kosova'daki Amerikan ordusuna ait Camp Bonsteel Hastanesi'ne kaldırılan Kerem Lawton'un yolda hayatını kaybettiği açıklandı. Olay anında Lawton'ın yanında bulunan Arnavut asıllı kameraman Süleyman Klokoçi ise yara almadan kurtuldu.
İSTANBUL'DAN GİTTİ
1994 yılında Associated Press haber ajansının Ankara bürosunda gazeteciliğe başlayan Lawton, Manchester Üniversitesi'nde tarih ve Türkçe eğitimi gördü. 1998 yılında tekrar İstanbul'a dönen Lawton, 2000 yılı yazına kadar buradaki görevine devam etti. Haziran ayında APTN'in Kosova bürosuna yapımcı olarak atanan Lawton'ın Kosovalı bir eşi vardı. Kerem'in eşi Elida Ramadani şu anda 7 aylık hamile.
Çatışmada Kosova Barış Gücü (KFOR) olaydan Makedon ordusunu sorumlu tutarken, Makedonlar sorumluluğu Arnavut milislerin üzerine atıyor. Arnavut milislerin lideri Komutan Sokoli ise Makedon ordusunun suçu kendilerinin üzerine atmaya çalıştığını söyledi. Sokoli, Makedonya'daki üslerinden Krivenik köyünü vuracak kapasitede silahlara sahip olmadıklarını belirtti.
Kurşun adres sormaz!
Tetova'da her geçen gün şiddetini artırıp havanın biraz daha gerilmesine sebep olan Makedon Güvenlik Kuvvetleri ve Arnavut Milisleri (UCK) arasındaki çatışmaları yaklaşık 500 gazeteci 'canlı' olarak izledi.
Tetova ve çevresinde gazeteci olarak çalışmanın belli koşulları vardı tabii. Öncelikle Makedonya Basın ve Enformasyon Bakanlığı'ndan "bölgede çalışmaya uygundur" belgesi almak gerekiyordu. Diğer önemli belge KFOR (Kosova Barış Gücü) tarafından verilen fotoğraflı kimlik belgesiydi. Bu kimlik belgesi Makedon Güvenlik Kuvvetleri tarafından pek sevilmiyordu. "Makedonya bağımsız bir cumhuriyettir. Çalışma izni de sadece Makedon hükümeti tarafından verilir. KFOR kimliği taşıyan gazeteciler, Makedon hükümetini tanımayan gazetecilerdir" şeklinde yorumlanıyordu.
Tetova'da kurşunun nereden geleceği belli olmadığı için Makedon ordusu hemen hemen şehrin dört bir yanından Arnavut milislerin üzerine ateş açıyordu. Bu da şehirde görev yapan gazetecilerin gerek şarapnel, gerekse keskin nişancıların ateşi sonucu vurulma riskinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyordu.
ÇELİK YELEK ŞART
Bölgede görev yapan gazetecilerin çoğunda fiyatları 3 bin doları bulan çelik yelekler vardı. Ancak bunlar sadece göğüs bölgesine ateş açıldığı zaman koruyan cinstendi. Ancak Makedon keskin nişancılar, genellikle kafaya ateş açıyordu. Bölgede Amerikan AP ve İngiliz Reuters Haber Ajansı muhabirleri kurşun geçirmez zırhlı jipler kullanıyorlardı. Tetova'ya Bosna'dan getirilen bu jiplerle gazeteciler şehir içinde kurşunlardan ve şarapnel parçalarından korunarak dolaşıyorlar.
Babasının mesleğini seçmişti
Kerem Lawton, dünya yakışıklısı, çalışkan, yetenekli bir gazeteciydi. O da yirmili yaşlarında dünyanın en büyük ajanslarından biri olan Associated Press'in Türkiye muhabiri olmuştu.
Önce, baba John Lawton'u tanımıştım. John, daha 24 yaşındaydı. Manchester'li bir İngiliz ailesinin tek oğluydu. United Press ajansının Avrupa Müdürü Julius Humi, bana gönderdiği mektupta onu şöyle tanıtmıştı: "Türkiye'ye yeni bir muhabir gönderiyoruz. Adı John Lawton. İstekli genç ve çalışkan... Kendisi İstanbul'a varır varmaz, gelip seni arayacak. İlgini esirgemeyeceğini umduğum için sana bilgi veriyorum."
Bu mektuptan kısa bir süre sonra Lawton buraya geldi ve aradı. Çiçeği burnunda genç bir gazeteciydi. Zayıf, uzunca boylu, güleç yüzlü ve de heyecanlı. Zaten heyecansız gazeteci olmaz.
BELALI YERLERDE ÇALIŞTI
Onu önce, 1960'lı yıllarda Genel Yayın Müdürlüğünü yaptığım Hürriyet Gazetesi'nde kabul etmiştim. Sonra evime yemeğe çağırmıştım. Zincirkıranlar John Lawton'u sevmişlerdi. Bize gelir giderdi. Ve hala bu ilişkimiz ailece devam eder.
John Türkiye'de başarılı oldu. İyi çalıştı. Herkese kendini sevdirdi. Ve Türkiye'de çalışmaya başlayışından kısa müddet sonra da Nevim adında bir Türk kızına sırıl sıklam aşık oldu. Biyoloji okumuş olan Nevim, Limasollu Naci'nin Beyoğlu'ndaki İngilizce Lisan Okulu'nda hocalık ve idarecilik yapıyordu. Onunla evlendi.
John ile Nevim'in bir kızı bir de oğlu oldu. Mutlu fakat zor bir hayat yaşadılar. Çünkü baba Lawton, Ortadoğu'da belalı yerlerde muhabirlik yapıyordu. Sonra Avrupa'da, örneğin Viyana'da, Brüksel'de çalıştı. Kerem de Brüksel'de doğdu.
1988 yılında Kerem'i tanıdığımda henüz 17 yaşındaydı. Güleç yüzlü, güzel bir gençti. Göcek'te Haldun Simavi'nin Halas yatında barmenlik yapıyordu. Henüz kolej öğrencisiydi. Biraz dünyayı tanımak istiyordu. Büyük hayalleri vardı. İngiltere'de Türkçe ve tarih üzerine eğitim yaptı.
İngiltere'den gelip Türkiye'ye yerleşen annesi Göcek'te bir restoran işletiyordu. Kerem de onu görmeye geliyordu.
Birgün babası John Lawton bana;
"Kerem karar verdi, gazetecilik yapacakmış" dedi.
"Sen ne dedin?" diye sordum.
"Ne diyebilirim ki?"
ÇOCUĞUNU GÖREMEDİ
John'un pek memnun olup olmadığını doğrusu anlayamamıştım. Ama geçen yaz sonu Göcek'te anne ve babasıyla beraber yemek yerken John; "Kerem iyi bir televizyoncu oldu" dedi. AP'de TV muhabiri ve prodüktörü olarak yetişmişti. 1994'den beri gazeteciydi. 4 yıl Türkiye'de çalışmıştı. Sonra Associated Press onu Kosova'ya tayin etmişti. Bir süredir Kosova'da çalışıyordu. Kerem bir yıl kadar önce evlenmişti. Kosovalı eşinden çok yakında bir bebek bekliyordu. Bu haberi bana annesi büyük bir sevinçle vermişti. Bir şarapnel, 30 yaşındaki bu uluslararası gazetecinin hayatını noktaladı. Babadan gazeteci Kerem Lawton, yakında doğacak çocuğunu göremeden genç yaşta görev şehidi oldu.
Aslında bizim meslekte bu olay ne ilk ne de son olacaktır. Bir haber, bir fotoğraf ve bir görüntü uğruna kimler şehit olmadı ki?
Türk anne ve İngiliz babadan olma o güzel insan Kerem Lawton şayet baba mesleğini seçmeseydi 30 yaşında ölecek miydi? Bunu da herhalde sadece Allah bilir!...
NECATİ ZİNCİRKIRAN
|
|
 |
|