kapat
29.03.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansinvest
 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Yeni bir döneme doğru

DervİŞ'İn ABD ziyareti, her şeyden önce yabancı eliyle, hiç yorulmadan, siyaseti ve toplumu dışlayarak değişme mitosunun içi boş bir hayal olduğunun ortaya koydu.

Ve ülke tekrar içine döndü. Dün, Ecevit "15 günde 15 yasanın çıkması mümkün değil" diyordu, gazetecilere... TBMM Başkan Vekili Sökmenoğlu ise, "piyasaları tedirgin etmek yanlış" sözleriyle Derviş'i cepheden eleştiriyor, ardından bakanın hükümetin sadece bir üyesi olduğunu hatırlatıyor, en önemlisi atılacak adımların siyasi getirisinin hayati olduğu, ve bu çerçevede bir kavga yaşandığını ima ediyordu.

Bu kavga o getiriyi sağlayacak adımları tümüyle devre dışı bıraksa da, ülkenin içinde bulunuduğu dar ve steril siyasetin koşullarını ve gücünü gösteriyor...

Bu koşulları yok saymak ya da bir çırpıda değiştirmek mümkün değil.

Ülkenin yaşadığı "kronik ve ağır otoriterleşme öyküsü" yüzünden bu koşulların değişmesini sağlayacak "toplumsal seferberlik hali"nden ve seferberlik araçlarından da uzak bir noktadayız.

Ve kara tablo biraz daha kararıyor...

Ancak soruna tek bir açıdan bakmamak gerek.

Derviş'in hemen herkesin bildiği ve çekindiği bir üçüncü krizi telaffuz etmesi, önündeki engelleri tahrik edercesine 15 yasa için 15 günlük bir süre ilan etmesi de mevcut koşullarda pek akılcı olmayan bir tutum. Derviş'in bu tutumu politik nitelikli değilse, yani yeni bakan engeller karşısında ve başarısızlık ihtimalini dikkate alarak bir duruşa geçmediyse, açıklamaları "vahşi bir ormanı andıran Türk siyaseti"ne "pembe başlıklı genç bir kız girişi" yapmaktan başka anlam taşımaz. Yok eğer Derviş "siyasi gard" aldıysa, o zaman bu iş başlamadan bitmiş demektir ve muhtemel sonuç ortadadır:

Mutlak başarısızlık...
Hayal kurmaya gerek yok. Kişilere endeksli siyaset beklentisinin az da olsa sonuç vermesi, kişilerin üstün performansını, güç gösterisini gerektirir.

Zira bu tür durumlarda kişilerin arkasındaki, örneğin Derviş'in ardındaki destek sadece bir kamuoyu desteğidir. "Kamuoyu desteği toplumsal destek değildir". Toplumsal destek temsil kabiliyetini gerektirir; netleşmiş, imbikten geçmiş, kalıcı ve köklü talepleri ifade eder. Kamuoyu desteği ise toplumsal gruplara oturmaz, toplumun bir andaki ve tek bir sorun ya da kişi karşısındaki kanaatini ifade eder, başka bir deyişle uçucudur, anlıktır, değişkendir; hele kişilere yönelikse, kamuoyu başarıyı ve gücü sever, en ufak bir yalpalamada ibre tam tersine döner..

Bilmek gerekir ki, Kemal Derviş'in ekonomik canlanma konusunda kendisinden kaynaklanan ya da yeteri kadar dirayetli davranmamasından ileri gelen bir başarısızlığı halinde, onu "siyaseten yerden kazımak" durumunda kalırız...

Onun içindir ki, Türkiye'nin yeni siyasi tarihine Derviş'ten hareketle start vermek tümüyle yanlıştır. Derviş tüm iyi niyetine, olumlu özelliklerine rağmen, simgelediği değişme ruhuna rağmen siyasetin ve krizin en karanlık noktasında devreye giren kişidir ve Derviş'ten hareketle sistemi anlamak ve aklamak güçtür.

Nitekim bu karanlık noktanın reel görünümü de ortada:

Direnen ve direnci siyasileştirmeye çalışan, bağımlı değişken olmayı reddeden, ancak reddettiği ve başka adımlar atamadığı ölçüde karanlığın tonunu biraz daha artıran iktidar partileri...

Bu koşullarda malum adres gitgide netleşiyor: Bu adres bir "teknokratlar hükümeti"nden oluşacak, "ara rejim dönemi"dir... Saece bu dönem değil, bu döneme geçiş süreci de herkesi biraz daha ezer.

Ve şapkayı önlerine koyup düşünmek zorunda olan Derviş değil, öncellikle siyasi partilerdir.

 
Sabahonline'nın değişen tasarımını nasıl buldunuz?

Eskisine göre çok beğendim
Eskisi daha iyiydi
Farketmez

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır