Ekonomik krizden çıkış için bütün umutlar Kemal Derviş'e ve onun bulup getireceği 20-25 milyar dolara bağlanmıştı. Beklentiler büyütülmüştü. Hatta öyle ki, Derviş de hemen ilk günden itibaren bu kadar yüklü miktarda olmasa bile 10-15 milyar dolarlık taze kaynakla güçlü bir başlangıç yapabileceğini ummuştu.
Üst üste gerçekleştirilen iki ABD turunun ardından şimdi yavaş yavaş ayaklar suya ermeye başlıyor. Aşırı yükseltilen bektlentiler hayal kırıklıklarına dönüşmeye başlıyor. Bu psikolojik atmosfer altında Kemal Derviş'in üç gün önce ABD'de yaptığı bir açıklama hem piyasaları hem de siyaseti dalgalandırıyor. Sinirler geriliyor, borsa düşmeye, kurlar yükselmeye başlıyor. Çünkü Derviş, 15 gün içinde dışarıdan 10-12 milyar dolar yardım gelmezse, Meclis'ten de 15 kanun çıkmazsa ekonomide yeni bir kriz çıkabileceğinin sinyalini veriyor. Derviş'in dile getirdiği bu iki koşulun gerçekleşme ihtimalinin son derece düşük olduğu bilindiği için kafalar iyice karışıyor, yakın geleceğe ilişkin soru işaretleri artıyor.
Dün konuştuğumuz Başbakan Bülent Ecevit'e bu olumsuz havayı sorduğumuzda, "Kesinlikle yeni bir kriz çıkmaz, ekonomide gereken her şey yapılmaktadır, bu konuda hükümetin kararlılığı tamdır" diyor. Ecevit, 15 günde 15 yasanın çıkarılabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını da söylüyor ve "Zaten her şey bu yasalara da bağlı değil ki" diyor.
Kemal Derviş'in ön koşul olarak 15 günde bu 15 yasanın çıkarılması gerektiği yönündeki açıklamasını anımsattığımızda da şunları söylüyor Ecevit:
"Niye böyle bir açıklama yaptığını ben de anlayabilmiş değilim. Belki deneyimsizliğinden, belki de isteyince olur diye düşünmüş olabilir. Bu keskin açıklama ile hem aradığımız dış krediyi hem de yasaların çıkarılmasını hızlandırabilirim diye düşünmüş olabilir. Ama kamuoyu, piyasalar hoş karşılamadı bu açıklamayı. Hem kamuoyu hem de piyasalar şaşırdı. Borsa düşmeye, döviz kurları yükselmeye başladı, kafalar karıştı. İyi olmadı..."
Ecevit'e "Peki bu durumu Sayın Derviş ile konuştunuz mu?" diye sorduğumda da şu yanıtı veriyor:
"Evet, bugün beni aradı, bir telefon konuşmamız oldu. Gelişmeleri anlattı. Ben de düşüncemi söyledim..."
Ecevit, "Derviş'le görüşmenizde dış yardımlarla ilgili gelişme konusunda da bilgi aldınız mı?" sorusuna da "Bu konuda henüz somut bir gelişme olmadığı anlaşılıyor" yanıtını veriyor.
Başbakan Ecevit, 15 yasanın çıkarılması konusunda hükümette herhangi bir tereddüt olmadığının da altını çiziyor ve ekliyor:
"Biz bu yasaları en kısa sürede çıkaracağız, ancak henüz Hazine Müsteşarlığı'nda yapılan teknik çalışmalar tamamlanıp hükümete tasarı gelmiş değil. Bu tasarılar gelecek Bakanlar Kurulu'nda görüşülüp kabul edilecek ve sonra Meclis'e gönderilecek. Ondan sonra Meclis komisyonları ve Genel Kurul var. Teknik olarak 15 gün içinde bunların tamamlanması olanaksız. Zaten IMF anlaşması için ille de bu 15 yasanın yürürlüğe girmiş olması gerekmiyor. IMF için ekonomideki makro dengeler önemlidir. Bu dengelerin nasıl tutturulacağı önemlidir, ona bakarlar. Yoksa bu dengelerin tutturulması için şu veya bunun yapılması bizim ülke gerçeklerimize göre karar vereceğimiz konulardır."
Ecevit, önümüzdeki günlerde yapılacak Yüksek Planlama Kurulu toplantısında hem AB için hazırlanan Ulusal Program ve hem de ekonomiyle ilgili ulusal programın birlikte değerlendirilerek bir "Ulusal Ekonomik Strateji" belirlenip ilan edileceğini söylüyor. Bu strateji çerçevesinde ekonomik reformlar konusunda da ayrıntılı hedeflerin yer alacağını söyleyen Başbakan, piyasalara da itidal çağrısı yapıyor: "Hükümetin kararlılığından kimsenin bir kuşkuyu duymaması ve bazı amacı aşan açıklamalardan yola çıkarak kimsenin paniğe kapılmaması gerekiyor. Biz bu zorlukların üstesinden geliriz..."