kapat
29.03.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansinvest
 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Acele etmezsek ecele gideceğiz

Herkesin bildiği "Acele eden ecele gider" sözünün değiştirilmiş bu versiyonu ekonomide alınacak önlemlerin acilliğini ortaya koyuyor. Krizin olanca şiddetiyle patladığı ve tüm ağırlığını hissettirdiği bir günde, 28 Şubat'ta yapılan İstanbul Sanayi Odası'nın meclis toplantısına katılmış ve üretim kesiminin ne yaptığını irdelemiştik. "Bu bayram tatil yok, kan ve gözyaşı var" başlığıyla ekonominin içinde bulunduğu durumu özetleşmiştik.

* Bir ay önce durum- Bir bölümü zorunlu durumlardan, bir bölümü de nakitte kalmak amacıyla ödemeler mümkün olduğunca durdurulmuştu.

* Bankalarla kredilerin faizleri konusunda pazarlık yapılıyordu.

* Büyüme planları ve yeni yatırımlar durduruldu. Üretim de kısılmıştı. Strateji ayakta kalma üzerine kurulmuştu.

* Mal nakli yapılıyordu ancak, fiyatı daha sonra belirlenmek üzere kur artışına ve kamu zamlarına göre fiyatlar ayarlanacaktı.

* İşçi çıkartılıyor, döviz üzerinden yüksek maaşlar TL'ye çevriliyor, hatta bazıları maaş indiriyordu.

* Mali sistemdeki kilitlenmeden dolayı bankalar akreditif açamadıkları için ihracat bile yapılamaz duruma gelmişti.

* Sanayici önünü göremediği, hangi kurdan alışveriş yapacağını bilemediği, paranın fiyatını bilemediği için, rotasını kaybetmiş, türbülansa girmişti. Tam olarak beklemedeydi. Son bir umutla Ankara'nın atacağı adımı bekliyordu.

* Bir ay sonra durum- Aradan geçen bir ayda sanayideki değişimi gözlemlemek için yine dün İstanbul Sanayi Odası'nın aylık meclis toplantısına katıldık. Sanayicilerle konuştuk.

Aradan geçen bir aylık zamanda krizi aşmak için belli hazırlıklar yapıldı.

Bürokrasideki atamalar tamamlandı.
Bir program taslağı hazırlandı. IMF ile anlaşma yapılması konusunda anlaşıldı.

Tam olarak 12 milyar dolar dış yardıma ihtiyacımız olduğu belirlendi. Bu paranın gelebilmesi için de, 15 Nisan'a kadar 15 kanun taslağının yasalaştırılması gereği ortaya çıktı. Aksi taktirde krizin derinleşeceği bizzat ekonomiye kurtarıcı olarak getirilen Kemal Derviş tarafından açıklandı.

Bu takvime hükümetin ikinci büyük ortağının lideri "Acele eden ecele gider" diye karşı çıktı. Başbakan da, 15'ine kadar 15 kanunun yetiştirilemeyeceğini söyledi.

* Şimdi sanayicinin morali çok bozuk. Umudu kırılmış durumda. Önlemlerin hazırlanmasına ve atamaların yapılmasına karşılık bir ay öncesine göre sanayicinin durumunda böyle bir değişme olmuş.

* Kurdaki, paranın fiyatındaki büyük belirsizlik azalmış, ancak iş yapacak, sanayinin çarklarını çevirecek düzeye inmemiş.

* Zaten talep durduğundan aslında iş de yok. Bu nedenle sanayicilerin çoğu üretimlerini azaltma, hatta durdurma yoluna gidiyor. İşten çıkartmalar da yaygınlaşıyor. Ödemelerini ertelemeye, vadeli satışlarını kesmeye devam ediyor.

* Bir ay öncesine göre farklı olan bir durum da, sanayiciler artık mallarına zam yapıyor. Nasıl olsa kurun 1 milyon civarına yerleştiğini hesap ediyorlar.

* Sanayici ayakta- Ankara hâlâ yavaş hareket ediyor. Bu yavaşlık karşısında ekonomin aktörlerinde sorunun artık bir siyasi sorun olduğu, hükümet değişmedikçe çözümün de olamayacağı inancı yerleşmeye başlıyor. Bu nedenle de başta TÜSİAD ve iş dünyasının en ağır topları olmak üzere sanayiciler Ankara'nın hantallığı karşısında ayağa kalkıyor. Zaman kaybedilmesi halinde kendilerine ekonominin cenaze törenine katılmak gibi bir görev düşeceğinden korkuyorlar. Ankara'ya karşı seslerini yükseltenler "Acele eden ecele gider" sözünün anlamını gayet iyi biliyorlar. Ancak iş dünyasının önde gelenleri bugünkü durum karşısında "Acele edilmezse ecele gidileceğinden" eminler ve bunun için de, büyük bir endişe içindeler.

* Sonuç- "Vaktini yok eden, derdini çok eder" Türk Atasözü

Aracılara yeni misyon
ARACI kurumların birliği nihayet start aldı. Dün İMKB'de toplanan aracı kurum temsilcileri Türkiye Aracı Kuruluşlar Birliği Yönetim ve Denetim Kurulu üyelerini seçtiler. Birlik bu haliyle yarı resmi bir meslek örgütü. Tıpkı Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Odalar Birliği gibi. İşleyiş yönünden daha çok Bankalar Birliği'ne benzeyecek.

Birlik başka bir fonksiyonu daha yerine getirme fırsatı veriyor. Borsa kurulduğundan beri var olan aracı kurum- banka kavgası bu birlik içinde eritelebilecek. Aracı kurumlar kendilerini borsada üvey evlat muamelesi çekildiği ve haksız rekabetle karşı karşıya kaldıklarını düşünürken, bankalar da aracı kurumları işe para koymadan yani elini taşın altına sokmadan para kazanmak istemekle suçluyor.

Sayıları 200'ü bulan aracı kurumlar güçlerinin bir bölümünü kendi içlerindeki bu kavgaya harcıyorlar. Halbuki sermaye piyasasının binlerce sorunu çözüm bekliyor. Aracılar Birliği'nin öncellikle SPK ve İMKB ile işbirliğinde piyasayı büyütme misyonu var. Gerekirse kamu otoritelerini karşısına alarak, mahalefet de yaparak bu misyonu yerine getirmesi gerekiyor.

Daha dün bir aracı kurum, yöneticileri ve sahibi, İMKB veya SPK denetiminin gerektirdiği bir duruma mali polisin el koyması nedeniyle mağdur duruma düştü. Bir aracı kurumda, müşteri ile aracı arasındaki sorunu öncelikle İMKB, sonra SPK çözmeye yetkili. Şimdi Aracı Kurumlar Birliği bu tür sorunlarda devreye gerecek ve olay çözülemedikçe kademeli olarak SPK'ya kadar gidecek.

Sermaye piyasasındaki bir suçun tesbitinde özellikle SPK, Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde yetkili ve bu nedenle dışlanamaz. Dışlanırsa bir gün mali polis SPK'yı da basabilir. O zaman ne olacak? Bu olay her aracı kurumun, hatta bankanın başına bile gelebilir. Kavga içerde olunca, dıştan yumruk almak kolaylaşıyor.

 
Sabahonline'nın değişen tasarımını nasıl buldunuz?

Eskisine göre çok beğendim
Eskisi daha iyiydi
Farketmez

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır