kapat
28.03.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansinvest
 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Kimin kurtuluş savaşı?

Yirmi iki yıl önce, askerlerin "demokrasiye paydos" demelerine az bir zaman kala, Türkiye yine çok ağır ekonomik sıkıntılarla inlerken ("70 sente muhtacız" sözü o günlere aittir), Batılılar bir yardım çalışması başlatmıştı. Bu yardım organizasyonunun koordinasyonu Federal Almanya Maliye Bakanı Matthöfer'e verilmişti.

Matthöfer gelip gidiyor, işler bir türlü ilerlemiyor, yardım gelmiyordu. Alman bakanın her hareketi, son iki yılda IMF yetkilisi Cottarrelli için olduğu gibi, haber oluyor, yorumlar yapılıyordu.

Matthöfer de işlerin ilerlememesinin sorumluluğunun kendisine ait olmadığını belirtmek için, o günlerde yine kendi dertleriyle meşgul siyasilerimize yönelik bir imada bulunmuştu. Demirel de çok kızdı ve Alman Maliye Bakanı'na "Aşağı Saksonya tahsildarı" adını taktı. Çünkü Alman Bakan program soruyordu, vergi toplanmasını soruyordu, borçların nasıl ödeneceğini soruyordu.

"5 milyarı ne yaptınız?"
Sonra 24 Ocak 1980'de Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal'ın yönetiminde ağır bir ekonomik program uygulaması başladı, Batı'dan da böylece belli bir kaynak sağlanabildi.

Bu olayların üzerinden 22 yıl geçti. Türkiye yine ağır bir ekonomik krizin içinde ve yine önemli bir ilerleme sağlanamıyor.

Batılılar bugün daha da açık konuşuyorlar. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in yirmi gün önce yaptığı ilk görüşmelerde Amerikalı yetkililerin çok net olarak "Daha geçen ay IMF'den 5 milyar dolar aldınız, bu para ne oldu, nereye harcandı?" diye sordukları duyulmuştu.

Batı net konuşuyor
Rusya'ya, Meksika'ya doğrudan yardım yapan Amerikan yönetiminin, "bizim için en önemli ülkelerden biridir" dediği Türkiye'ye ekonomik destek için bu kadar cimri davranmasını da "dolaylı" olarak açıklıyorlar:

"Siyasi sistemdeki bozukluklar... Şeffaflığın olmaması... Siyasi ahlak çöküntüsü... Yolsuzluk kuşkuları..."

Batı soruyu çok açık soruyor: Destek Türkiye'ye mi, Türkiye'yi yönetemeyen siyasilere mi? Cevabı da haftalardır açık açık veriyor: Şu andaki koşullarda Türkiye'ye verilecek yardım, varolan bozuk yönetimin devamını sağlayacaktır; bu yüzden Türkiye yönetim biçimine ilişkin temel adımlar atmaya başlamalı ki yardım ve destek doğru hedefe gidebilsin.

On beş gün, on beş adım
Kemal Derviş'in Avrupa ve Amerika'daki bütün temaslarının sonucu gelip bu yargıya dayanmaktadır. Sonuçta ne Amerikan yönetimi ne Avrupa hükümetleri "doğrudan destek" sözü vermektedir. Dış kaynak yalnızca Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası'ndan sağlanabilecektir.

Bunun için de ilk "aşama"nın önümüzdeki 15 gün içinde tamamlanması gerekmektedir. Bu on beş gün içinde Meclis on beş yasayı görüşecek, kabul edecektir. Aynı sürede ekonomik programın "banka" bölümü tamamlanacaktır. Yani siyasilerin vermemek, "kaptırmamak" için herşeyi yaptıkları kamu bankalarının ve onlara bağlı kuruluşların bu siyaset esnafının elinden alınması gerçekleşecektir. Bu on beş gün içinde Ankara'ya çökmüş grubun hangi yeni "marazaları" yaratacağını henüz bilmiyoruz.

Bir devir kapanıyor
Bu on beş gün, bu yüzden "kritik" on beş gündür. Ekonomik kurtuluş savaşını kendi kurtuluş savaşlarına çevirmeye çalışan siyaset esnafı hiçbir inandırıcılıklarının kalmadığını göremediği gibi "karnından konuşmaya" devam ediyor.

Görüşü, ufku olmayan bu grup, siyaseti kamu kaynaklarını çarçur etmek, eşi dostu işe yerleştirmek ve bol bol "vatan millet" nutku atmak sanıyordu. Hayat onları hızla kenara itiyor.

 
Sabahonline'nın değişen tasarımını nasıl buldunuz?

Eskisine göre çok beğendim
Eskisi daha iyiydi
Farketmez

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır