  
Siyasetçinin düşmanı
Dün Meclis "farklı bir Meclis'ti."
Zira...
Geç de olsa "kendi konumunu" ele alabildi.
TBMM'nin kan kaybı...
Siyasetin itibarı...
Siyasetçinin saygınlığı gibi konular, nihayet Meclis kürsüsünde konuşulabildi.
Bu gelişme "sevindirici."
Dileriz, "bir başlangıç olsun."
Meclis'te "bunlar" konuşulurken...
Devlet Bakanı Safter Gaydalı ile sohbet ettik.
Dedi ki:
- Siyaseti, her türlü pislikten temizlemek lazım... Ancak burada bir sorun var.
- Nedir?
- Siyasetin en büyük düşmanı, siyasetçinin kendisi.
Sonra söz "ekonomik krizden" açıldı.
İşte Gaydalı'nın sözleri:
- Krizden bile menfaat uman siyasetçiler var... Böyle birşey nasıl olur, anlayabilmek mümkün değil.
"Bal gibi mümkün" dedik.
Ve Safter Bey'e, "kendi sözünü" hatırlattık:
- Siyasetin en büyük düşmanı siyasetçinin kendisi dememiş miydiniz?
Teşekkür
Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk aradı. Söylediklerini "özetle" sunuyoruz: "Düzceli Bacı" başlıklı yazınızı (26 Mart) okudum.
İnşaat Mühendisi olan bir gencin (Çetin Hüner) "İnfaz Koruma Memurluğu" için başvurduğunu...
Girdiği sınavı kazandığını...
Ancak...
Boyu "yönetmelikte aranan ölçüden kısa olduğu için" işe alınamadığını yazıyorsunuz.
Bu gencin durumuna çok üzüldüm.
Ve konuyu araştırdım.
Adı geçen genç arkadaşımız sadece "boy" nedeniyle değil, "yaşı nedeniyle de" yönetmeliğe takılmış.
Keşke bu engeller olmasaydı da, kendisini işe başlatabilseydik.
***
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Ali Helvacı aradı.
Söyledikleri, yine "özetle" şunlar:
İnşaat Mühendisi olan bir genç arkadaşımızın işsizliğine...
Cezaevi İnfaz Memurluğu için başvuruda bulunmak zorunda kalışına...
Zavallı annesinin Meclis'e gelip, bir çare aramasına fevkalade üzüldüm.
Lütfen bu genç kardeşimiz bana gelsin.
Kendisine yardımcı olmaya çalışacağım.
***
Tedavi için Houston'da bulunan Müteahhit Zihni Üstün aradı.
"Özet olarak" söyledikleri:
İşsizlik en büyük adaletsizlik.
Genç bir inşaat mühendisinin bu hallere düşmemesi... Birikimini ve enerjisini şantiyelerde değerlendirmesi...
Gardiyanlık yerine, asıl mesleğini icra etmesi gerekirdi.
Bu genç kardeşime, şantiyelerimden birinde uygun bir iş vermek istiyorum.
***
Sayın Bakan'a...
Sayın Müsteşar'a...
Sayın Zihni Üstün'e teşekkürler.
Ve..
Gözün aydın Düzceli anne.
Oğlun işe yerleşecek.
Karne
Meclis'te "halkın durumu" konuşuluyordu.
Ankara Milletvekili Cemil Çiçek "durumu" bir fıkra ile özetledi.
Temel, her sabah evden "okula gidiyorum" diye çıkıyormuş.
Ama okula gitmiyor, haylazlık yapıyormuş.
Aylar böyle geçmiş.
Sıra, karne almaya gelince...
Temel, arkadaşı Dursun'a demiş ki:
- Okula git... Benim karnemi al... Eğer bir zayıf varsa, bana telefonda "Ahmet'in selamı var" de... Anlarım... Durumu babama izah etmeye çalışırım.
- Ya iki zayıf varsa?
- O zaman telefonda "Ahmet ile Mehmet'in selamı var" dersin.
- Ya zayıf üç ise?
- Ahmet, Mehmet, Hüseyin'in selamını söylersin.
Dursun okula gitmiş.
Temel'in karnesini almış.
Bir de bakmış ki "baştan aşağı zayıf."
Temel'e telefon etmiş:
- Bütün ümmeti Muhammet'in selamı var.
Ankara Milletvekili Cemil Çiçek bu fıkrayı anlattı ve ekledi:
- Emeklinin... Dulun... Yetimin... İşçinin... Memurun... Esnafın... Tüccarın... Herkesin Ankara'ya çok, çok selamı var... İşte Ankara'nın karnesi.
Çok şükür (!)
Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan'dan bir "ricada" bulunduk:
- Ekonomik kriz, sanayi sektöründe elektrik tüketimini nasıl etkiledi.
Çağlayan "araştırır, sonucu size bildiririm" dedi.
Araştırdı ve bildirdi:
Ankara Organize Sanayi Bölgesi'nde toplam 195 fabrika var.
Bu fabrikalarda 13 bin kişi çalışıyor.
19 Şubat - 20 Mart arasında, Organize Sanayi'de, elektrik enerjisi tüketimi yüzde 40 azaldı.
***
Oh çok şükür (!)
Bu kış ülkemizin "karanlıkta kalmasından" korkuyorduk.
İyi ki kriz oldu (!)
Hiç olmazsa enerji sıkıntısı çekmiyoruz (!)
Biri Meclis'igözetliyor
Ömer İzgi, yurtdışında.
Ve Murat Sökmenoğlu şimdi "TBMM Başkanvekili."
Dün, Sökmenoğlu'na sorduk:
- Neler oluyor?
"Biri bizi gözetliyor" dedi.
Yine sorduk:
- Kim?
Sökmenoğlu:
- Halk, Meclis'i gözetliyor... Hızımızı artırmamız lazım... Gece gündüz çalışmalıyız... İki yıl önceki gibi.
İki yıl önce Meclis "1240 saatte, 204 kanun çıkarmıştı."
Sökmenoğlu devam etti:
- Türkiye bir krizin ortasında... İtfaiye biziz... Yangını biz söndürmeliyiz... Ve ülkeyi, fısıltı gazetesine teslim etmemeliyiz.
Biz de dedik ki:
- Başbakan "onbeş yasanın hemen çıkması gerekiyor" dedi... Biran önce çıkarın.
Sökmenoğlu'nun tepkisi:
- İyi de, şu dakikaya kadar Meclis'in önüne birşey konulmadı ki... Hükümet, Meclis'e bir paket getirdi de... Meclis, hükümetin önünü mü tıkadı?
Sahi...
Nerede hükümetin "çok önemli" dediği yasa paketi?
|