Ülkemizde neler oluyor neler... Koca koca adamlar neler yapıyor neler... Neler söylüyor neler...
Kendilerine Emek Platformu adını veren grup, önceki gün bir toplantı yaptı.. Kocaman kocaman adamlar saatlerce bir masa etrafında oturup, düşünüp taşındılar. Ve sonuçta TV ekranlarına çıkıp, kendi deyimleriyle, "Derviş'in ekonomik politikasına alternatif" bir program hazırlayacaklarını açıkladılar.. Ve bu alternatif programda önerdikleri en önemli nokta şu:
"Dış borçlarımızı ödemeyelim."
Vallahi aferin.. Hem de iki kere aferin..
Türkiye Cumhuriyeti'nin iflasını ilan etmesini öneriyorsunuz..
Yani bunu nasıl düşünüp de buldunuz? O ne beyindir yarabbi.. O ne zeka...
Demek alternatifiniz bu? Ekonomimiz böyle kurtulacak öyle mi?
Bu müthiş buluşunuz, beyin kıvrımlarınız arasında çakan müthiş şimşeklerden kaynaklanıyor herhalde?
Yahu siz deli misiniz? Dış borçlarımızı ödemeyelim diyene, bunu sormak da bizim hakkımız..
Sonra ne yapacağız? Bunu yapınca, bütün dünyada derhal sıfırlanacak olan itibarımız ne olacak? Kafanıza uiyup, dünyanın en itibarsız ülkeleri arasına sokalım Türkiye'yi öyle mi?
Vallahi de aferin, billahi de aferin... Hem de iki kere değil, az olur çünkü, beş kere aferin size..
Gelelim TBMM'nin değerli üyelerine..
Mustafa Bayram'ın, çalıntı Picasso resmi satmaya çalıştığı için dokunulmazlığını kaldırıyorsunuz..
Bugüne kadar, yıllardır neredeydiniz beyler, hanımlar?
Milletvekili dokunulmazlığını, sadece Meclis çalışmaları ile sınırlandırsanıza.. Hadi ne duruyorsunuz? Elinizi tutan mı var? TV'lere çıkıp aslanlar gibi, bugünkü dokunulmazlık sisteminin kaldırılmasını savunuyorsunuz.. Hadi uygulasanıza..
Dürüstlük konusunda attı mı mangalda kül bırakmayanlar, hadi bakalım.. Hemen getirin Meclis'e ve çıkarın kanunu.. Ama yapmazsınız..
Çünkü aranızda öyleleri var ki, eğer dokunulmazlık zırhları olmasa, dokunulmazlık batı dünyasındaki gibi uygulansa, hepsi içeri girecek. Artık F tipi mi olur, Kartal mı, Ulucanlar mı, orasını bilemem.. Ama mutlaka içeri girecek veya ağır para cezalarına çarptırılacaklar..
Sırada, hükümet var; Kemal Derviş'in 15 Nisan'a kadar mutlaka çıkartmamız gereken dediği 15 yasa, bırakın Genel Kurul'u, daha komisyonlara bile gitmedi..
İstikrar abidemiz, sevgili koalisyon hükümetimizin önünde 19 gün kaldı.. Tık yok..
Derviş açık açık, "Bu sürede yasalar çıkmazsa para bulamayız.. Durum daha da kötüye gider" diye uyarıyor.. Ama Ankara duymuyor bunları..
Aslında Derviş'in programı için en doğru sözü Mustafa Koç söyledi: Koç "Söyledikleri zaten bilinen şeyler" dedi. Haklı..
Önemli olan onun söylemesi değil, ama siyasilerin akıllarını başlarına toplayıp hemen harekete geçmeleri.. Siz bundan umutlu musunuz? Biz değiliz de...
Son olarak iki haber.. İkisi de dünkü Hürriyet'ten:
Haber 1: Milyar doların üzerinde para harcayıp hızlı tren yapacakmışız. Hem de 2 senede..
Haber 2: Yalçın Bayer yazmış, Picasso Bayram, Van'da polislere lojman yapıyormuş..
Ne diyelim.. Burası Türkiye...