Yaşadığımız kasvetli dönemin güneşli günler vaad eden sinyaller vermeye başladığını farkediyor musunuz?
Daha önce olduğu gibi Washington bastırır, IMF ve Dünya Bankası da Türkiye'nin para sorununu yine halledebilirdi. Ama bu, ameliyat gereğinin alârmını veren sancıyı unutturan geçici bir uyuşturucu olurdu.
Şimdiye kadar hep olduğu gibi..
Bu defa para peşin değil.
Önce garanti, sonra para desteği..
Baba Bush döneminin kurmaylarından stratejist Scowcroft, değişen destek anlayışını şu ifadelerle gerekçelendiriyor:
"Siyasi sistemi bozuk olan, yolsuzlukların sürdüğü kuşkusu yaratan ülkelere kaynak göndermek, iktisadi krizlerin aşılmasından ziyade, siyasi bozukluğun derinleşmesine hizmet ediyor.."
Kemal Derviş, Washington'daki temaslarından sonra iki şey söyledi:
10-12 milyar dolar acil dış destek gerekiyor.
Ve bunun sağlanması için 15 yasanın 15 Nisan'a kadar meclisten geçmesi lâzım..
ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitr "Derviş, dünyanın en iyi iktisatçılarından biridir. Ancak tek başına düzeltemez" dedi.. Yani?.
Güçlü ve kararlı siyasi irade lâzım!
Çünkü dış yardım kasasının üç şifresi var:
Derviş birinci şifre.. Öteki ikisi iktidar ve meclis. Hepimiz meclise yükleniyoruz.
Hükümet bu 15 yasayı gönderdi de meclis işini yapmadı mı?. Meclis Başkanvekili Sökmenoğlu dün çözümü gösterdi:
"Yasalar gelsin, gerekirse günde 15 saat çalışır hepsini çıkarırız.."
MHP lideri Bahçeli'nin dün "zorlama yollar" ve "acelecilik" konusundaki eleştirel sözleri, cesaret kırıcı bir sinyal mi acaba?
Dileriz değildir.. Çünkü hükümet, kendisinden istenen taahhüt ve güvenceleri gecikmeden vermeye mahkumdur.
Krizden doğmuş bir şans bu.. Türkiye'yi müzmin hastalıklarından kurtaracak dönüşümü de işte bu mecburiyet sağlayacaktır.
Yeni dünya düzeni böyle.. Kendi iradesiyle adam olmayanları, aslan terbiyecisi yöntemi ile adam ediyorlar!
Nasıl "Arabın derdi kırmızı pabuç" ise bizdeki az gelişmiş "demokrat"lar ile takiyeci insan hakları savunucularının derdi de türban..
Her zemini, siyasal İslâm'ın bu zorlama simgesi için kullanmaya çalışıyorlar.
Çünkü Türkiye'de inanç ve ibadet özgürlüğüne karşı sömürebilecekleri bir baskı yok.
Tam tersine bu ülke, kökten dinci rejimlerin alternatifi olarak İslâm'ı çağdaş ve çoğulcu bir demokratik yaşam içinde taşıyor, yüceltiyor.
Türban sömürüsü bittiği zaman din de, kandırılan gençler de kurtulacak, ama sırf bu sömürü ile beslenen siyaset cambazları işsiz ve güçsüz kalacaklardır.
Bu sonucu yaratanların çabaları, ibadet değerinde bir sevap yerine de geçecektir.
Cumhurbaşkanı Sezer, dün türban için kendisinden destek isteyen bir grup milletvekiline gösterdiği tepki ile, seçildiği yüce makama ne kadar lâyık olduğunu kanıtladı.
Türban üstünden yapılan siyasi sahtekârlığın gençlere zarar veren etkilerine karşı Sezer panzehir olabilir!