|
|
 |
| |
|
Türban fırçası çekti
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, üniversitelerdeki türban sorununun çözümü için kendisinden yardım isteyen İnsan Hakları Alt Komisyonu üyelerini tersledi
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, dün Çankaya Köşkü'nde kabul ettiği TBMM İnsan Hakları Alt Komisyonu üyelerine "türban" fırçası attı. Sezer "İlahiyat Fakültesi ile Ziraat Fakültesi arasında ne fark var? Her ikisine giden öğrenciler de aynı haklara sahip, aynı kurallara tabi olmalı. Yoksa çifte standart olur" dedi.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nda yüksek öğrenim kurumlarında yaşanan sorunların incelenmesi amacıyla oluşturulan MHP'li Osman Müderrisoğlu başkanlığındaki Alt Komisyon üyeleri, dün Cumhurbaşkanı Sezer'e, İlahiyat Fakülteleri'nde yaşanan türban sorunuyla ilgili bir rapor sundular.
Görüşmenin başında Müderrisoğlu, türban sorunu konusunda hazırladığı 2.5 sayfalık bir metni okuması için Sezer'e uzattı. Sezer, metni okumak yerine "Nedir bu bir anlatın" diyerek, Müderrisoğlu'ndan, sözlü açıklama istedi. Türban sorunuyla ilgili bu yakınma Sezer'in tepkisine neden oldu. Sezer, şöyle konuştu:
TOKAT GİBİ ÖRNEK
"Bu bir Anayasal meseledir ve Anayasa bu konuda hükmünü vermiştir. Üniversitelerde, resmi dairelerde başörtüsü yasaktır. 1958'de ben üniversitedeyken, tek bir türbanlı öğrenci, böyle bir problem yoktu. O zaman insanlar dinsiz miydi? Sonradan bazı çevreler siyasi amaçla türbanı bir simge olarak üniversitelere soktular. Bu problemler sonradan çıkmıştır. Ne zaman siyasi araç olarak kullanılmaya başlandı, o zaman üniversitelerde türban sorunu çıktı. Türkiye'de sokakta, evinde başını örtene karışan var mı?"
Sezer, "1958'te kız öğrenci sayısı azdı" diyen FP'li Eyüp Fatsa'ya "Sayın Milletvekili böyle birşeyi nasıl söylersiniz? Benim o dönemde yüzlerce kız arkadaşım vardı" yanıtını verdi. Fatsa, "Bu çocuklara yazık oluyor. Eğitim haklarını kullanmalarına yardım etmeliyiz" diye ısrarını sürdürünce, Sezer "Niçin yazık olsun?" diye sordu ve şunları söyledi:
"ÇİFTE STANDART OLUR"
"İlahiyat Fakültesi ile Ziraat Fakültesi arasında ne fark var. Sonuçta ikisi de yüksek öğrenim veriyor. Oraya giden öğrenci de İlahiyata giden öğrenci de aynı haklara sahip, aynı kurullara tabi, böyle olmalı. Aksi bir uygulama çifte standart olur. O nedenle mevcut uygulamanın devam etmesinde fayda görüyorum."
Sezer'in tepkisine rağmen FP'li Fatsa, "Laiklik tamam ama, Anayasa'nın ilgili maddeleri eşitlik, din ve vicdan özgürlüğü ve eğitim konusunda da geniş özgürlükler tanıyor" vurgulamasını yaptı. Sezer ise, "Evet bunlar var ama, laiklik ilkesiyle de bu özgürlükleri sınırlar. Üstelik laiklik ilkesinin değiştirilmesi de mümkün değildir" karşılığını verdi.
"BENİM İŞİM DEĞİL"
Sezer, görüşmenin sonunda komisyon üyelerine şunları söyledi: "Bu benim işim değil. Anayasalık iş. Anayasa'da laik cumhuriyetin korunmasına ilişkin kesin kurallar var. Anayasa Mahkemesi'nin de bu yönde kararları var. Bu işin çözüleceği yer burası değil, Meclis'tir. Bana göre de mevcut uygulamanın devamında fayda vardır."
Sezer'e ne dediler?
MÜDERRİSOĞLU Sezer'e şu yakınmada bulundu: "Başörtüsü bir insan hakkıdır. Özellikle İlahiyat Fakülteleri'nde sorun daha yoğun yaşanıyor. Artık Türkiye'nin bu konuyu gelişen dünya değerleri çerçevesinde çözmesi gerekir. Biz komisyon olarak bu konuya el attık, incelemelerde bulunacağız. Hukukun üstünlüğüne olan inancınızı bildiğimiz için öncelikle size geldik. Bu konuda sizin desteğinizi istiyoruz."
Şebnem HOŞGÖR/Hüseyin ÖZALP
|
|
 |
|