Artık her yeni güne yeni bir kriz haberiyle başlıyoruz. Önce Kasım, ardından Şubat krizi derken, Derviş'in "Hemen 10-12 milyar dolar bulmamız lazım. Yarın çok geç olur. Kriz daha da derinleşir" açıklaması üzerine yine endişeli bir bekleyiş içine giren Türk insanı, bir türlü kriz saplantısından kurtulamaz oldu.
Hattat Hastanesi psikologlarından Meliha Karayay'a göre, durum oldukça vahim. Kararay, Türk insanının halini belirsiz aralıklarla şok verilen farelerin durumuna benzetiyor:
"İnsanlarda güven ve istikrar duygusu kalmadı. Çünkü sürekli boşa giden bir çaba var. Beklentilerin hiçbiri yerine gelmediği gibi, ardarda da yeni krizler yaşanıyor.
Fareler üzerinde yapılan deneyler durumumuzu çok iyi anlatıyor. Bir grup fareye yarımşar saat aralıkla şok tatbik ediliyor. Sürekli şokları yiyen fare bir süre sonra duruma adapte oluyor. Şoka birkaç dakika kala endişesi, sıkıntısı, stresi artıyor, ama şoktan sonra da rahat bir döneme giriyor. Yani sisteme göre kendini ayarlıyor. İkinci gruptaki farelere ise belirsiz aralıklarla şok veriliyor. Yani bir şok veriliyor, ardından 17 dakika sonra bir şok daha, 50 dakika sonra bir şok daha, ardından 10 dakika sonra bir şok daha... Ne zaman şok geleceği belli olmadığı için fare sürekli stres içinde kasılıp bekliyor. Hiçbir zaman rahatlayamıyor.
İkinci gruptaki fare sürekli uyanık kalmak zorunda. Sürekli gerginlik içinde, endişeli bekliyor. Her an bir şok daha gelebilir. Üstelik şoklar kesilse bile tekrar güven kazanması çok uzun zaman alıyor. Malesef Türk insanı da ikinci gruba giriyor. Sürekli gergin, bir türlü rahat olamıyor..."
Mine ŞENOCAKLI