  
Gel de yık bakalım
Binlerce bürokratın başı belada... Bazıları müfettişin önünde terliyor, bazıları ise yargıya hesap veriyor... Kısacası; Türkiye'yi bugüne kadar yönetmiş siyasi iktidarlar, kendi beceriksizliklerinin, yanlışlarının, hatalarının faturasını bürokratlara kesiyor...
Bunlardan biri de Boğaziçi İmar Müdürü Mevlüt Karataş... Haftada üç gün psikiyatra gidiyor.. Strese karşı akupunktur tedavisi görüyor...
Neden mi?
Ankara oturduğu yerden emir veriyor: "Boğaziçi'ndeki tüm kaçak yapıları yık..."
Sayıları 3-5 olsa yıkmak kolay...
Ama 46 milyon metrekarelik bir alanda 55 bin kişinin yaşadığı 11 bin gecekonduyu, 200 bin kişinin yaşadığı 48 bin daireyi dozere binip yerle bir etmek mümkün mü? Kaldı ki gecekonduların bir bölümünü de karakol, sağlık ocağı, muhtarlık binası olarak devlet birimleri kullanıyor... Kaçak yapıların bazıları okul olmuş, içinde binlerce öğrenci eğitim görüyor...
Karataş, bu fiili durumu kimseye anlatamıyor... Sonuçta hakkında yüzlerce soruşturma ve dava açılıyor...
Peki; burada suçlu kim?
Hazine'nin, belediyenin, vakıfların arazilerini gaspedip üzerine gecekondu dikenler mi? Binalarını bir kat daha yükseltenler mi?
Yoksa oy uğruna bunlar yapılırken görmezden gelenler, hatta teşvik edenler mi? Sorun bununla da sınırlı kalmıyor...
Yıllardır Boğaziçi talan edilirken gözlerini kapatanlar, bugün tapulu arazisine ev yapmak isteyenlere izin vermiyor... Çatısını aktarmak isteyenlere "Olmaz" diyor...
Çözüm mü?
Boğaziçi'ni bir tabu olmaktan çıkarmak, imar planlarını tartışmaya açmak... Dünyanın değiştiğini kavrayıp, en iyi korumanın kullanarak olduğunu anlamak...
100 milyar için tezgah kuruldu mu?
"Biri Bizi Gözetliyor" adlı program için neredeyse savaş çıkacak... Toplumun bir bölümü bu programın genel ahlak kurallarına uymadığını, toplumu röntgenciliğe özendirdiğini ileri sürerek yayından kaldırılmasını istiyor... Hatta programı izleyenlerin "gençliğin ne denli sığ ve çizgisiz olduğunu anlayarak karamsarlığa kapıldığını" ileri sürüyor...
Karşı görüşü savunanlar, programı milyonlarca kişinin izlediğine işaret ederek, getirilecek yasaklamanın Avrupa yolundaki Türkiye için kara bir leke olacağına dikkati çekiyor...
Benim merakım ise; her akşam milyonlarca kişinin, bir abukluklar dizisi olan bu programı neden oturup izlediği... Hangi dürtülerle, hangi beklentilerle ekran karşısına çivilendiği...
Gelelim iddialara...
Bu programı izleyen çok kişiyle konuştum.. Toplumdaki ortak kanaat; Murat adlı gencin programı hazırlayan "şirketin adamı" olduğu, tezgahın daha başta kurulduğu, finale kalıp 100 milyarı alacağı ve hatta bu parayı götürüp yapımcı şirkete aktaracağı yolunda... Bu tezi savunanlar, Murat'ın programı bir maestro gibi yönettiğini, herkesi yönlendirdiğini söylüyorlar.. Hatta "Programı izleyip de bunu anlamamak, kavramamak mümkün değil" diyorlar... Eğer bu iddia doğru çıkarsa Show TV büyük yara alır... Ama bence en önemlisi bu programı izleyen milyonlar enayi yerine konulmuş olur...
Fıkra
Kim görecek?
Bir Amerikalı, bir Rus ve bir Türk şeytana giderler.. Hepsi bir dileklerini söyleyecek ve ne zaman gerçekleşeceğini öğrenecektir... Önce Amerikalı sorar:
"Amerika ne zaman her yönden dünyanın hakimi olacak?"
Şeytan "50 yıl sonra" yanıtını verince, Amerikalı ağlamaya başlar:
"Ben göremeyeceğim... Ben göremeyeceğim..."
Sıra Rus'a gelir:
"Rusya ne zaman eski gücüne kavuşacak?"
Şeytan cevap verir:
"100 yıl sonra..."
Rus da başlar gözyaşı dökmeye; "Ben göremeyeceğim... Ben göremeyeceğim..."
Bu kez Türk sorusunu yöneltir:
"Türkiye'de enflasyon ne zaman ortadan kalkacak?"
Bu kez şeytan ağlamaya başlar:
"Ben göremeyeceğim... Ben göremeyeceğim..."
İĞNE
Sevmediklerimizin ayağını kaydırmak için komplo teorileri geliştiriyorsak...
BİZ ADAM OLMAYIZ
SON ÇAĞRI
Nemaları öde!
İstanbul'da kurulu Epi Güvenlik adlı şirketin, işten ayrılan personeline ait nema ödemelerini yapmadığı yolunda yoğun şikayetler geliyor... Şirket yetkililerine tüm çabalarıma rağmen telefonla ulaşamadım... Buradan çağrıda bulunuyorum; lütfen çalışanların hakkı olan nemaları ödeyin...
Serbest Kürsü
Adaletsizlik!
Yolsuzlukların üzerine giden denetim elemanları arasındaki ücret dengesizliği ortadan kaldırılmalıdır... Örneğin, Merkez Bankası müfettişi 2 milyar 500 milyon, SPK müfettişi 1 milyar 400 milyon, bankalar yeminli murakıp yardımcısı 1 milyar 250 milyon, Sayıştay uzman denetçisi 1 milyar 50 milyon, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu denetçisi 1 milyar, Maliye müfettişi 837 milyon, kamu bankaları müfettişleri 750 milyon, bakanlıklara bağlı genel müdürlüklerin müfettişleri 520 milyon lira ücret almaktadır... Mehmet Çelik (Bakanlık Müfettişi)
SÖZÜN DOĞRUSU
5 Nisan kararlarını sen aldırmadın mı? Sen de bizim canımızı çok yaktın...
Esnaftan Çiller'e
|