  
Taşbaşoğlu Derviş Bey
Paris'in kestane ağaçlı geniş bulvarlarında yürürken, birden 14 yıl öncesine gidiverdim, çünkü bir sinemanın önünden geçiyordum. 1987 yılında "Yer Demir Gök Bakır" filmimiz Fransa sinemalarında gösterime girmiş ve gala gecesi de, önünden geçmekte olduğum salonda yapılmıştı.
Heyecanlı ve zevkli günlerdi doğrusu: Bol çalışma, enerji, umut ve cesaret dolu günler.
Filmin Fransız basınından gördüğü olağanüstü kabul, bizi bir anlamda sarhoş etmişti.
Yaşar Kemal'in görkemli romanının kahramanı Taşbaşoğlu (Rutkay Aziz), afişlerden Paris'i seyrediyordu.
O günlerde birisi çıkıp da 2001 yılında, filmin konusunun Türkiye'de tekrarlanacağını söylese, inanmazdık.
Ama oldu!
Romanda ve filmde Yalak köylüleri büyük bir sıkıntı içine düşerler. Çünkü kışın ağaya borçlanmış ve yazın pamuk toplayarak borçlarını ödemek üzere anlaşmışlardır.
Ama işler umdukları gibi gitmez. Çukurova'da pamuklar yanar ve Yalak köylüleri borçlarını ödeyemez duruma düşerler.
Her gün ağanın adamlarının gelerek, kendilerini soyup soğana çevirmesinden korkarlar.
Günleri o korkunç adamları beklemekle geçer. Korkudan delirecek hale gelirler ve sonunda çareyi, içlerinden birini ermiş yapmakta bulurlar.
Taşbaş, içine kapanık, kendi halinde, namuslu bir adamdır.
Onun hakkında efsaneler türetmeye başlarlar.
Yok Taşbaş, Kekeç Dağı'nın tepesinden arkasında bir top ışıkla inerken görülmüş, yok ölümcül hastaları iyi etmiş.
Böylece bütün köyü bir Taşbaş hayranlığı sarar.
Ona "Taşbaş efendimiz" diye seslenir ve zalim ağanın ağzını bağlayıp, elini tutacağına inanırlar.
Ermişleri sayesinde herşey düzelecek ve köylüler açlıktan kurtulacaktır.
Efsanelere her gün bir yenisi eklenir.
Taşbaş, her ne kadar onlara "Yapmayın, etmeyin, ben ermiş falan değilim. Mucizeler yaratamam." derse de kimseyi inandıramaz.
Ailesi bile "Ermişler, ermiş olduğunu bilmez kurban olduğum!" der.
Evinin önüne her gece nurdan bir ağaç indiğine inanırlar.
Artık Taşbaş, gece gündüz takip altındadır. Köylüler bir türlü peşini bırakmaz.
***
2001 yılında biz de kendi Taşbaş'ımızı bulduk: Taşbaşoğlu Derviş efendi.
İçine sürüklendiğimiz kriz ve onun yarattığı korku bizi bir "derviş" bulmaya itti.
Artık biz de Yalak köylüleri gibi Derviş'in Amerika'dan milyarlarca dolar getireceğine inanıyoruz.
"Bush demiş ki Derviş bir yana, dünya bir yana. Amerikan hazinesi ona feda olsun!"
"Dünya Bankası kendi adamına güvenmeyip de kime güvenecek?"
"Yalnız Amerikan değil İsviçre sermayesi de Derviş'e kurban olsun demişler."
"Derviş efendimiz Amerika'ya gidip 40 milyar doları cebine koyup getirecekmiş."
"Müjdeler olsun! Yakında dünyanın en zengin milletleri arasına giriyoruz."
İnsanoğlunun umuda ihtiyacı var.
En çok sıkıştığı zaman, en büyük mitosları yaratıyor.
Tanrı Kemal Derviş'e kolaylık versin!
Çünkü bu kadar beklentiyle işi çok zor.
|