|
|
 |
| |
|
|
 
Zorla istedik (!)
Karşımızda askeri disiplin içinde oynayan, birbirine yardım eden, rakibe boş alan bırakmayan, fizik olarak iyi, özellikle uzun oyunculardan kurulu bir takım bulduk. Öncelikle böyle bir takıma karşı havadan oynamamamız gerekirdi, onu yaptık. Mümkün olduğu kadar, özellikle ceza alanı civarında böyle uzun boylu defansların üzerine verkaçla gitmek, ceza alanına girince de çalım atmak veya topu kenar çizgilere indirip, yan ortalarla onların zayıf tarafını yakalamak gerekir. Çünkü ancak o zaman gol pozisyonu bulabilirsin. Bunların hiçbirini yapmadık. Nitekim bir defa Fatih ceza alanı içinde topla rakibini geçmek istedi, penaltı kazandık.
İlk yarı Hakan'la etkili pozisyonlar bulduk. Ama bu tamamen bireyseldi, hazırlanmış değil. Sahanın en iyi adamı Rüştü. Bu cümle, rakibimizin bizden daha iyi oynadığını, daha fazla pozisyona girdiğini gösterir. Orta alanda istediğimiz şekilde top gezdiremedik. Onlar bizden daha iyi sahayı parsellediler ve topu gezdirdiler. Biz topla daha çok eveledik, geveledik. Okan çok çalıştı gözüktü ama etkisizdi. Ergün top kullanmaya çalıştı. Ümit'le Okan yalnızca rakibi bozdular, oyunu iyi yerlerden başlatamadılar. Bu dört oyuncudan tek Ergün de rakibe yetmedi.
Hakemin büyük hatası
Karhan'ı Beşiktaş istediği gibi kullanamıyor. Kullanıldığı zaman neler yaptığını dün hep beraber seyrettik. Ama bu adamın Beşiktaş'ta 6 aydır hâlâ nerede oynatıldığı belli değil.
Ayağımıza gelen bir fırsatı teptik. Öne geçtiğimiz bir maçı eğer iyi takımsan, kaliteli takımsan öyle bitireceksin. Bir gol yedik ki, evlere şenlik. Zorla kaşındık. Adamlar üç defa vurdular, dördüncüde gol yaptılar. Her zaman iyi oynayarak kazanamazsın. Seyircinin önünde öne geçtiğin maçı galip bitireceksin.
Hakem iyi maç yönetti. Ama bu kategoride maç idare edecek bir hakemin, Slovakya maçına gelirken neredeyse onların milli formasına benzer bir kıyafetle sahaya çıkması affedilir cinsten değil. Onu ancak düdük çaldığı zaman sesin geldiği tarafa bakarak bulduk.
|
|
 |
|