


Deprem
Başbakan Bülent Ecevit dün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le haftalık olağan görüşmesini yaptı.
Ve Çankaya'dan çıkarken...
Saat tam 12.03'te "şu sözleri" söyledi:
-Umarım ki muhalefetin de katkılarıyla yeni ekonomik programı uygularız... Bu programın gerektirdiği yasaları çıkarırız.
Ecevit'in bu "söyleminden" hemen sonra, Meclis'e gittik.
Ve muhalefetten (DYP) Ahmet İyimaya ile karşılaştık.
Dedik ki:
- Ekonomik program... Yasalar... Muhalefetin de katkılarıyla...
İyimaya'nın tepkisi:
- Hazırlık aşamasında muhalefetin bilgisi yok... Tamamlanınca, muhalefetle diyalog yok... Bu durumda hangi katkı bekleniyor?
***
Daha sonra, yine muhalefetten (Fazilet Partisi) Cemil Çiçek'i gördük:
- Ekonomik program... Muhalefetin de katkısıyla...
Çiçek güldü:
- Bu nasıl iştir ki... Hazırlanan program hakkında Almanya'ya, Amerika'ya bilgi veriliyor... İşçi, işveren aydınlatılıyor... Ama bir Allah'ın kulu muhalefeti aramıyor... Şimdi, bizden nasıl katkı isteyebiliyorlar?
***
Öğle yemeğini TBMM lokantasında yedik.
Lokantadaki "hava" şuydu.
Milletvekilleri "moralsiz."
Onların, yemeğe davet ettiği ziyaretçiler "daha moralsiz."
Moralsizlikte, iktidar ile muhalefet arasında "hiçbir fark yok."
Böylesine moralsiz bir "karargâh" ile, ekonomik kurtuluş savaşı nasıl kazanılacak?
***
Saat 15.00'i geçiyordu...
Meclis'ten çıktık.
Yolda "yürüyen bir milletvekili" gördük.
Ve sorduk:
- Nereye?
- Biraz yürüyeceğim... Karşılaştığım insanların tepkisini ölçeceğim.
Yürüdü.
Tepkiyi ölçtü.
Ve gördü ki...
Halk "saatli bomba gibi."
"Sayın milletvekili" dedik:
- Görüyorsunuz... Siyasetin saygınlığı... Meclis'in itibarı...
"Yürüyen milletvekili" eski bakanlardan Lütfullah Kayalar'dı.
Dudaklarından "iki sözcük" döküldü.
Birincisi, "görüyorum."
İkincisi, "kahroluyorum."
***
Sonra "bir yerde" oturduk.
Kahve içtik.
Lütfullah Bey'i dinledik.
İşte söyledikleri:
- Siyasetin saygınlığı Cumhuriyet tarihinin en düşük düzeyinde... Son krizle birlikte, yönetime olan güven kaybı, siyasete güven kaybına dönüştü... Ama bunun çaresi var... Ekonomik krizin de çaresi var.
- Nedir?
- Siyaset önce başarısızlığın bedelini ödeyecek... Başaramayan siyasetçi, en ağır cezayı, kendisine verecek... Sonra da... Siyaset kurumu, halkın karşısına çıkacak... "Bana güvenin... Beni destekleyin" diyecek.
***
Biz Lütfullah Kayalar ile sohbet ederken...
Ankara'da da hissedilen, "Çankırı depremi" oldu.
"Aman, deprem" gibi bir iki söz ağzımızdan çıkmıştı ki...
"Çevredekilerden" biri, aynen şunları söyledi:
- Deprem yanlış yerde oluyor... Asıl deprem siyasette olmalı... Melis'te... Partilerde... Yalan mı?
"Yalan" diyen çıkmadı.