kapat

23.03.2001
Anasayfa
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Finansinvest
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Programını söyle kim olduğunu söyleyeyim!

Türkiye'nin çözmek zorunda olduğu büyük sorunları var, doğru.. Ama durum böyledir diye koskoca bir toplumun tüm değerlerini, dürüstlüğünü, çalışkanlığını, ahlakını, onurunu ve hatta "Türk olmakla gurur duymasını" yerme hakkını da kimse kendinde görmemeli.

Kendini geliştirmek, hataları ortadan kaldırıp, çağa ayak uyduracak değişimleri sağlayarak ülkenin önünde yeni ufuklar açmaya gayret etmek yerine sadece belli bir ırka mensup olmakla övünüp, şişinip durmak ne kadar anlamsız ve kötüyse belli konulardaki yanlışlar ve eksikler nedeniyle aşağılık duygusuna kapılmak, herşeyi toptan kötüleyerek moral bozmak da aynı derecede anlamsız. Ve hatta şu anda içinde bulunduğumuz ortamda çirkin!

Son günlerde moda oldu, Türklüğümüzle gurur duyduğumuzu anlatan sözler (Atatürk'ün söyledikleri de dahil) sürekli eleştiriye uğruyor. Sanki bugüne kadar Türkiye hiçbir iyi gelişme sağlayamamış, el attığı her konuyu yüzüne gözüne bulaştırmış gibi.

Oysa (evet hukukta, siyasette, ekonomide, eğitimde, ciddi reformlara ihtiyaç var ve bunlar yapılacak ama) Türkiye çok önemli bir başarıyı da 1923'ten bu yana her geçen yıl sürdürmekte. Tüm tehlikeleri, tehditleri bir bir bertaraf ederek, demokratik, laik rejimle yönetilen tek Müslüman ülke olma konumunu korumakta. Bu bile, hele onun jeopolitik pozisyonunda başlı başına gurur duyulacak çok büyük bir başarıdır.

ABD'nin Türkiye'ye gösterdiği ilgi de kara kaşından, kara gözünden dolayı değil kuşkusuz, peki o zaman neden acaba?

İşte bundan.. "ABD'ye karşı teslimiyetçi politika izliyoruz, bizi kontrol ediyor" diyenler de düşünmeden (veya bilmediğimiz çıkarları nedeniyle) konuşuyorlar. Her iki tarafın birbirine ihtiyacı var, bizim onlara daha çok.. "İlgilenmiyoruz, ne haliniz varsa görün" deselerdi bundan kim daha zararlı çıkardı?

Bu ülkenin (ve Türklüğüyle gurur duyan halkın) asıl sorunu kötü yöneticilerdir. Genç, dinamik bir topluma ve ekonomiye sahip Türkiye Batı ülkeleri kadar iyi yönetilse ve onlar gibi bir siyasi yapıya sahip olabilse bugünkü durumunda olmazdı. Her ülkenin vatandaşları kimlikleriyle gurur duyarlar. ABD'lilerin, milli marşlarını dinlerken sağ ellerini yumruk yaparak kalplerinin üzerine koyduklarında, başlarını dimdik tuttuklarında yüzlerindeki ifadeden gururlarını okursunuz. Bir Fransız, bir İngiliz de kendi ulusal kimliği ile gurur duyar.

Kusuru Türk olmakla duyulan gururda arayacağımıza önemli noktalardaki adamlarımızın neden sürekli hataya düştüklerinde arayalım. Sistemde arayalım. Arka sayfa güzelleriyle, çıplak kadın resimleriyle tiraj yapmaya çalışan gazetelerimizde, gece kulübü manzaraları gösteren, dedikodu yapan, aynı aptallıkları tekrarlayıp duran TV programlarında arayalım.

Gençler hâlâ budalaca programlarla uyutuluyorlar. Türkiye gibi bir ülkede gençleri hayata hazırlayan, eğlendirirken öğreten programlar yerine röntgencilik yapmayı meşru gösteren programlar izlemelerini sağlar, onlara sürekli geyik muhabbeti dinletirsek ve bu hataları yıllar boyu sürdürürsek sonuçta giderek daha fazla aşağılık duygusuna kapılmaktan başka yapacak şey kalmaz. Toplumda her olay kendi etki ve tepkisini yaratır. Bir başka deyişle ne ekersek onu biçeriz.

Kusur Türklüğümüzde değil. Gözlerimize taktığımız, burnumuzun ucunu bile görmemizi önleyen at gözlüklerinde!

RAKS telefon
Ben artık RAKS marka cep telefonu kullanıyorum.

Harika bir cep telefonu çıkardı RAKS. O kadar güzel dizayn edilmiş ve mevcut teknolojinin tüm imkânları kullanılmış ki bugüne kadar Türkiye'ye milyarlarca dolara patlayan yabancı markaların en iyisiyle rekabet edecek kalitede. Fiyatı da çoğundan daha ucuz. Modeline göre 165-175 milyon TL arasında değişiyor (KDV dahil.)

Tek bir dolarımızın bile Türkiye'de kalmasını hesap etmemiz ve sağlamamız gereken bir dönemde diğer ülkelere su gibi para kazandıracağımıza kendi üretimimizi kullanalım. Böyle yaparak bir fedakarlıkta bulunmuş olmayacağımız gibi ayrıca binlerce insanımıza iş imkânı sağlayacak bir girişime katkıda bulunacağız. Unutmayalım!

FP'de insan hakları
Konu Merve Kavakçı'nın türbanı olunca demokrasi ve insan haklarını dilinden düşürmeyen FP'liler kadınlara da kendileriyle eşit haklar tanıyacak olan Medeni Kanun değişikliklerini görüşen Komisyon'dan kaçtılar dün..

Diğer üyelerin "Edinilmiş mallara katılma rejimi tam anlaşılamadı. Bunu sonraya bırakalım, öbür maddelere geçelim" teklifi üzerine kalkıp salonu terketmişler. Asıl amaçları bu şekilde baskı yaparak alelacele "Paylaşmalı mal rejimi"ni kabul ettirmek.

Aslına bakarsanız salondan gitmekle iyi yapmışlar. Son yirmi yıldır her hükümet döneminde üzerinde ciddi çalışmalar yapılmasına rağmen, aynı kafadaki erkeklerin egemen olduğu meclis nedeniyle bir türlü çıkarılamayan yasanın aceleyle yanlış çıkarılacağına, çalışmaların bu noktada dondurulması ve bir süre sonra belki daha çağdaş kafaların yeralacağı bir komisyonda tekrar ele alınması çok daha iyi.

FP'liler "İsviçre'de bile başarılı olamayan ve bırakılan" lafını dillerine dolamışlar. Bu yasa İsviçre'de 5 Ekim 1984'den beri kullanılıyor. Birçok Avrupa ülkesinde de. Açıklamasını bir sonraki yazıma bırakıyorum.

Bu arada.. Çağrılarımıza rağmen Tansu Hanım bu konuda ağzını açmadı. Açabileceğini de sanmıyorum. Müzmin müttefikini kızdırmaktan korktuğu için bu konuda sadece karnından konuşabiliyor.

Her neyse.. Medeni Kanun değişiklikleri eninde sonunda onun kişisel desteği olmadan da çıkacaktır. Ne FP ne de MHP Türk kadınını, Afgan kadınından biraz hallice tutan yasaları koruyamayacaklar!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır