


Sitenin ardı kamış, hırsız selam yollamış..
Ne diyeyim bu hallere.. "Baştan azıttı yine hırsız esnafı.. Küçüğün büyüğün yoktur insafı.." diye türkü çağıracak halimiz yok bu saatten sonra.. Yeşilpınar sakinlerinin yaptığı gibi, oturup bekleyeceğiz..
Yok yok.. Hal ve gidişattan belli..
Güzel rabbim, Alibeyköy Yeşilpınar mahallesi sakinlerinin sabrını imtihan etmeye karar vermiş.. Bunun için de melek kadrosundan dört kişi seçip "hırsız sıfatıyla" yeryüzüne mi indirmiş yoksa aftan sebeplenip dışarı çıkan dört kulunu mu yönlendirmiş, bilemem..
Bildiğim Yeşilpınar sakinlerinin günlerdir uyku uyuyamadığı..
Sanki ikinci dünya savaşı yıllarına geri dönüş yapmışız.. Başımızda da İsmet Paşamız var.. Ordumuzun başı Mareşal Çakmak Çankaya'ya çıkmış:
- "Bu Hitler kuduzu fikrini bozup bize saldırabilir, Yeşilpınar erkeklerini hemen ihtiyat askeri yazdıralım.." demiş..
Alibeyköy eyaletimizin sınırları içinde kalan Yeşilpınar mahallesi iki aydır uyku uyumuyor.. Böyle dediğime bakıp, sakın ola Türk filmlerinden bildiğiniz mahalle bellemeyin burasını..
Her taraf blok blok apartmanla, sitelerle dolu.. Gerçi binalara mimar eli değmiş değil.. Daha çok taşaron marifetiyle yapıldığından, mimari stil aramayın..
Stil filan yok.. Tekel idaresinin çay kutusu modeli var.. Al eline boş bir çay kutusu.. Üzerine jiletle pencereler aç, kapı aç.. Sana, Yeşilpınar'ın görkemli apartmanlarından birinin maketi olsun..
İşsizlik başa bela..
Derdimiz, ahalimizin mimari tercihlerini tartışmak olmadığından konuya yatay geçiş yapıyorum.. Yeşilpınar erkekleri neden uyumaz, ona geliyorum..
Dünya durdukça Meclis Komisyonları'nda şanı yürüyesi Adalet Bakanımız Hikmet Sami Türk'ün gayreti ile af çıktı ya! Cezaevlerinin kapıları açıldı.. Sirkatten yatan dört babayiğit hırsızımız da diğerleri ile birlikte topluma kazandırıldı..
Durduk yerde topluma kazandırılan sabıkalı bir hırsız ne yapacak?
Süper patronlardan birinin kapısına gidip "Tecrübemle kuruluşunuza katkıda bulunmak istiyorum, beni danışman yapın.." diyecek hali yok elbet..
Ayrıca dünyanın en baba hırsızı olsan, bizim iş dünyasında dikiş tutturamazsın.. Tecrüben yetmez.. Stajyer olayım bari, desen en az iki yabancı dil isterler..
Bizim dört kafadar bunları bildiklerinden kimsenin kapısını çalıp iş isteme gayretine girmemişler.. Kendi işlerinin patronu olmaya karar verip, kolları sıvamışlar..
Artık bildikleri bir yer miydi yoksa tesadüfen mi keşfettiler, kestiremedim.. Çalışma alanı olarak da Alibeyköy eyaletine bağlı; mahalle tabir edilen, Yeşilpınar sancağını seçmişler..
Şu ev senin, bu ev senin başlamışlar soymaya..
Üç beş evle başlamış soygunlar.. Ona onbeşe çıkınca mahalle sakinleri huylanmaya başlamış.. Soygun sayısı kırkı elliyi bulunca tam anlamıyla panik olmuşlar..
Interpol'e yani mahalle karakoluna başvurmuşlar..
Yerli filmlerden "Türk polisi hırsıza uğursuza aman vermez.." diye bildiklerinden, karakol kapısında kuyruk olmuşlar.. Bir de öğrenmişler ki karakolun bazı polisleri de hırsız mağduru..
Mahalleye dadanan hırsızlar "Bu sivil, bu subay, bu başıbozuk, bu polis.." demeden herkesi sırayla soydukları için, meğer onlar da bu işten nasiplenmişler..
"Kelin merhemi olsa kendi başına sürer.." hallerindeler..
Bizim Sabah'ın eskiden çayocağını işleten Mustafa da o mahallenin sakinlerinden.. "Abi.." diye başladı.. "İş başa düştü, deyip kendimiz nöbete durmaya başladık.." diyerek anlattı..
Üç polis bir koruma..
Mustafalar'ın blokta dört bekar bir dairede kalıyormuş.. Üçü polis biri de profesyonel koruma.. Onlar apartman ahalisine "merak etmeyin, biz varken buraya giremezler.." diye güvence vermiş..
Daire sakinlerinin de içi rahatlamış ama bu rahatlık sadece bir gün sürmüş.. Çünkü hırsızlar o gece üç polisle, bir korumanın dairesine girmişler..
Olay Yeşilpınar erkekleri için haysiyet meselesi haline geldiğinden her apartman aralarında görev bölümü yapıp nöbete durmaya başlamış.. Mustafa'nın evinin bulunduğu apartmanın yanındaki blokta babayiğit kesimli bir komşu varmış..
Hanımına çayı demletmiş, ruhsatlı kırmayı da doldurup eline almış.. "Bu gece nöbet bende, gelsinler bakalım.." diye vazife başı yapmış..
O gece hırsızlar da vazifeye çıkmışlar ve sanki "Bize meydan okumanın sonu budur.." deyip, ev soymaya o babayiğitin hanesinden başlamışlar..
Ertesi sabah evleri soyulanlar feryat figan ederlerken birinin aklına "Hani filanca bey nöbete duracaktı?" fikri gelmiş.. Bakmışlar ki nöbetçi komşu ortada yok..
Kapısına gitmişler, kapı ses vermiyor.. Çilingir gelip kapıyı açmış.. Babayiğit komşu ile aile fertleri baygın yatıyor.. Meğer hırsızlar tedarikli geldiklerinden, adamı bayıltarak devre dışı bırakmışlar..
Evine de "Boşuna direnmeyin, hepinizi soyacağız.." diye not bırakmışlar..
Koca, çam yarması gibi adam nasıl bayılmış ki kimse duymamış diye merak edenler için anlatıyorum.. Nöbetteki adamın kapısı çalınmış.. Açmış, kendisi gibi iriyarı, otuz yaşlarında bir adam..
Üstelik sırıtarak bakmakta.. Nöbetçi komşu ne oluyor demeye kalmadan elindeki spreyi yüzüne tutup, fısssst diye sıkmış.. Sıkması ile o yiğit adamın ayaklarının yerden kesilmesi bir olmuş..
Sanki üzerine baygon sıkılan sivrisinek gibi yere düşmüş..
Hırsız içeri girip, evde uyur vaziyette kim varsa suratına sprey sıkmış.. İşini rahat rahat görmüş.. Buzdolabındaki lahana sarmasından da üç beş tane atıştırdıktan sonra yukarıdaki notu bırakıp evden çıkmış..
Utanmasa aldığı para için fiş de bırakacak..
YARIN: Yeşilpınar'ı nasıl bir sürpriz bekliyor? Hırsızların çalışma tekniği nasıl? Hepsini birer birer anlatacağız.. Yeter ki gece bizim haneye uğrayıp, suratımıza sprey sıkmasınlar..