Koalisyonu oluşturan partiler krizin ciddiyetini kavramış durumda mı? Bu konuda şüpheler var..
Krizi, durduk yerde siyaset çıkardı.
Kurtuluş, aynı siyasi kadronun basiret göstermesine bağlı.
Dışardan para girişi, başarı için şart..
O da iktidarın bu programı inanç ve kararlılıkla sahiplenmesini gerektiriyor.
Özelleştirmeye direnen bakanları kriz koltuklarından indiremedi. ABD Büyükelçisi Pearson, bu bakanların adlarını vererek koalisyon liderlerine şu soruyu sormuştu:
"Derviş bunlarla nasıl çalışacak? Rahat hareket edebilecek mi?"
Kaybedilen günler, bu şüphelerin hiç de haksız olmadığını kanıtlıyor.
Kemal Derviş, dış kaynak sağlamak için 3-4 hafta içinde 15 yasada değişiklik yapılmasının şart olduğunu söylemişti.
Meclis on gündür çalışmıyor.
"Ekonomik Kurtuluş Savaşı"nın istediği çalışma ruhunu milletvekillerine, koalisyon liderleri ne zaman kazandıracak?
Telecom'un yüzde 51'inin özelleştirilmesine olanak tanıyacak yasa, dış desteğin anahtarıdır. Liderlerinin mutabakatından sonra Derviş bu hedefi ilân etmiştir.
Ama dün yüzde 33,5 özelleştirmeye direnen Ulaştırma Bakanı Öksüz, şimdi buna direniyor. İnadı ile Derviş'in Avrupa ve Amerika'daki destek arama çabalarını dinamitlediğini ona kimse söylemiyor.
"Ya görevini yap veya istifa et" restini çekmek için yeni bir kriz mi lâzım?
Böyle bir iktidar, programın talep ettiği fedakârlığı toplumdan, acil para yardımını dışardan isteyemez.
Oligarşik siyaset yapısı, başarılı olduğu takdirde Kemal Derviş'in kendileri için tehdit yaratacağını düşünüyor olabilir.
Derviş böyle bir kaygının yaratabileceği "risk"i kaldırmak için olmalı, "İşimi 2 yılda bitiririm. Sonra Amerika'ya döneceğim. Siyasete girmeyeceğim" demiştir.
Türk halkını kalitesiz siyasetçilere mahkum eden kıskançlığın bu ilkel ve bozguncu ayak oyunlarına kim "dur" diyecek?
Herhalde koalisyon liderleri..
Liderler, Derviş'le ele geçirilen tarihi fırsatın kaybedilmesine seyirci kalmayacaklarını göstermek zorundadır.
Hem de yarına bırakmadan, bugün!
Krizden bunalan iş dünyası bu yükü nasıl taşıyacak?. ASO Başkanı Çağlayan, uygulamadan vazgeçilmesini önerdi.
Sosyal güvenliğin geliştirilmesinden vazgeçilemez. Ama hükümet, zor şartlar nedeniyle geçici bir tedbir olarak uygulamayı 6 ay erteleyebilir. Ertelemelidir..
Çünkü zamlı primler firmaları işçi çıkarmaya ve kayıt dışı işçi çalıştırmaya itecektir. "Çalışanların değil zam istemeyi, eksik ücrete bile razı olduğu bir dönem" yaşıyoruz.
Sosyal adalet ve sosyal güvenlik anlayışı şimdi, üretime ve istihdama zarar vermeyecek duyarlılıklar bekliyor.
Özveri ve dayanışma isteyen hükümet, bunu önce kendi göstersin!