Krizi atlatma umudu doğdu..
O zaman geriye dönüp bakalım.. Bizi kim batırdı, bulmaya çalışalım..
IMF mi, Merkez Bankası mı?
Cottarelli mi, Deppler mi? Gazi Erçel mi, Selçuk Demiralp mi?
Bizi kim batırdı..
Bülent Eczacıbaşı diyor ki; "Utanç verici krizin sorumlusu, son 10 yılın siyasileridir. Sorumluları dışarıda aramayalım"
Gelin biz de öyle yapalım..
10 yıl öncesine dönelim.. 1991'e gidelim..
Yani Türkiye'nin çivisinin çıktığı yıla.. Taşların yerinden oynadığı yıla bir göz atalım..
Neden mi?
O yıl Mesut Yılmaz, ANAP delegelerinin oyuyla Genel Başkanlık ve Başbakanlık koltuğuna oturdu. Oturur oturmaz da seçime gitti.
Rakibi yılların politikacısı Demirel'di..
11 yıl önce askeri darbeyle Başbakanlığı bırakan Demirel'in, o seçim son şansıydı..
Seçime yüklendikçe yüklendi..
İnanılmaz sözler verdi.. İnanılmaz vaatlerde bulundu..
Ama içlerinden bir tanesi var ki.. Bizi kim batırdı sorusuna sanki, "Biz, biz diye haykırarak" yanıt veriyor..
4 Ekim 1991.. Manisa'ya giden Demirel üç beş oy için şu inanılmaz vaadi yaptı:.
"ANAP'ın açıklayacağı tütün baş fiyatına 5 bin lira fazlasını vereceğim."
Açıklama hiçbir hesaba kitaba dayanmıyordu.. Nasıl dayansın ki..
Hükümet daha fiyat açıklamadan muhalefet beş bin fazlası diyordu..
İşporta usulü.. Ne verirse beş bin fazlası..
Ne dünya fiyatlarına bakan vardı ne paranın kaynağını soran..
Bunun üzerine Yılmaz da seçime 4 gün kala 15 bin lira olan tütün fiyatını yüzde 101 zamlayarak 30 bin 100 lira olarak açıkladı..
Bu paralar nereden çıkacaktı.. Ziraat Bankası'ndan..
Sayıştay'ın hazırladığı 2000 yılı Mali Raporu diyor ki.. "1993 yılında çiftçiye ödenen 1 dolarlık destekleme alımı için Ziraat Bankası 2002 yılında 158 dolar ödeyecektir."
Yani 1991 yılında Demirel'in başbakan olmak için meydanlarda verdiği sözün bedelini bugün hepimiz ödüyoruz..
Peki sadece Demirel mi suçlu?
Hayır.. Tüm siyasiler suçlu..
Ama Demirel en uç örnek.. Gelinebilecek son nokta..
Şimdi oturup boşu boşuna tartışmayalım..
Bizi kim batırdı diye kafa yormayalım..
IMF mi, Merkez Bankası mı diye birbirimizi kırmayalım...
Topu taca atıp kendimizi kandırmayalım..
Bizi siyasetçiler batırdı..
Sadece bizi değil, siyaset kurumunu da batırdılar..
Yine 1991'den bir örnek..
Seçim öncesi dönemin Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci üşenmedi, oturup hesapladı..
Demirel'in vaatlerini yerine getirmesi için 520 trilyon gerekiyordu..
O gün dolar.. 4.820 liraydı..
520 trilyon o gün 108 milyar dolara eşitti..
Bugün 108 katrilyon ediyor..
Bu para ne kadar mı büyük? Türkiye'nin dış borcundan fazla..
Haydi bu hesabı da bir kenara bırakalım.. Bugün üç beş milyar dolar bulmak için anamız ağlıyor.. Demirel başbakan olmak için 108 milyar dolarlık vaatte bulunuyor..
Peki iktidara gelince bütün vaadlerini yaptı mı?
Bir kısmını yaptı.. Yaptığı için 10 yıl sonra kamu bankaları battı..
Bir kısmını yapmadı.. Yapmadığı için de siyaset kurumu battı..