Laik düzen karşıtı basında Sabah'a ve sahibi Dinç Bilgin'e yönelik saldırılar hâyâ duygusundan yoksun kışkırtmalara dönüştü.
Bu telâşın sebebini biliyoruz.
Baştan beri amaçları, Cumhuriyet değerlerini savunan SABAH'ın yalan ve iftira kampanyası ile yok edilmesidir.
Bir dinci gazete sinsi amacını, dönme kalemler eliyle yürütüyor. Bu kalemler, Hasan Sabbah'ın fedaileri rolünü oynuyor.
Fark, bunları inançları değil, SABAH'a besledikleri kin ve intikam duyguları bu kadar saldırgan hale getiriyor.
Bir de, dolar cinsinden aldıkları maaşları hak etme konusundaki tetikçi disiplinleri..
Çünkü "Alamut Kalesi"ndeki sahte cennetin kendilerine hangi hizmetleri karşılığında verildiğini iyi biliyorlar. Hak etmezlerse gidecekleri başka bir gazete yok..
Planları şudur:
Toplum iftiralarla zehirlenecek, yargı bu yolla baskı altına alınacak ve Bilgin Grubu'nun Etibank'a borçlarının tasfiyesi konusunda sonuçlanmak üzere olan görüşmeler sabote edilecek..
Son günlerde şantaj boyutuna varan kışkırtmaların yargıyı hedef almaya başlaması bu yüzdendir.
Fona geçen öteki bankalar ve dindar kesimin paralarını batıran İslâmi bankacılık kuruluşları hakkında tek satır yazmayıp Dinç Bilgin'e takmaları sadece bundandır.
Çünkü istifa etmeden önce BDDK Başkanı Temizel, Etibank'ın "bir ekonomik olay" olduğunu söylemiştir..
Çünkü Etibank'la ilgili tasfiye son aşamasına gelmiştir ve Türkiye'de ilk kez devlet ve vatandaş tek kuruş kayba uğramadan bir tasfiye gerçekleşecek, Etibank tecrübesinden temiz bir örnek çıkacaktır..
Böyle bir final, onlar için, şeriatçı özlemleri önündeki kalenin, bir kazadan güçlenerek çıkması gibi ideolojik bir hezimet doğuracaktır..
O zaman, gazetelerini besleyen şirketin Faziletli belediyelerin kanını emen hortumları da kesilecektir.
Meclis savaşa ne zaman girecek?
"Derviş, popülizm batağındaki siyasetçilerle çatışma pahasına kanayan yaralara neşter vurma niyetini gösterdi."
ESİAD Başkanı Taner'in bu teşhisi doğruysa işimiz zordur. Çünkü siyasi desteğe muhtaç bir programın "siyasi köstek"e rağmen başarılması gibi bir imkânsızlık, yeni bir hüsran doğuracak demektir.
İlk köstekler MHP'li iki bakandan geldi..
Meclis deseniz, orası da bir garip.
"Kurtuluş Savaşı" veren bir Meclis'e değil sanki "Kararsız Kasım'lar Kahvesi"ne benziyor. Çalışmıyor, iş çıkmıyor.
İktidarın artık Derviş'in programına sözde değil özde destek vermesi ve buna halkı inandırması gerekiyor.
Çünkü "iktidarın alternatifsizliği" üstüne kurulu siyaset, yarın rejimi bile tehlikeye düşürebilir!