Baba, n'olur sen de gel
Balkanlar'da yine dram yaşanıyor, dünya olanları film gibi izliyor. Mehmedi'nin ailesini İstanbul'a uğurladığı gün ise tarihe bir "utanç günü" olarak geçiyor
14 saatlik uzun ve yorucu bir otobüs yolculuğunun sonunda, şafak vakti Tetova'ya vardık. Kentte ilk göze çarpan derin bir sessizlikti. Yol kenarlarındaki tanklarsa gerginliğin işareti gibiydi.
Tetova, Makedonya'nın batısında 80 bin nüfuslu bir şehir. Şehrin yüzde 60'ı Müslüman Arnavutlar'dan oluşuyor. Son aylarda düşük yoğunlukta devam eden çatışmalar bir haftadan beri oldukça şiddetlenmiş durumda. Gece 19.00'dan sabahın 6.00'sına kadar kentte sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. İki gün boyunca ateşkes var. Ama ateşkes bittikten sonra ne olacağını kimse tam olarak kestiremiyor.
ÇOCUKLARINDAN AYRILACAK
Tüm bu gelişmeler sürerken Tetova yavaş yavaş ölüm sessizliğine bürünüyor. Başta İstanbul, Tiran ve Makedonya'nın daha güvenli kentlerine göç her geçen gün artıyor. Tetova boşalıyor. Yaşanan tedirginlik insanların gözlerinden okunuyor. Aileler bölünüyor, insanlar umuda doğru bir yolculuğa çıkıyor. Geride kalanlar da yok değil.
Ailesini İstanbul'daki yakınlarının yanına göndermeye hazırlanan Hacim Mehmedi Makedonya'da kalacaklardan. Mehmedi'nin iki göz odalı mütevazı evine konuk oluyoruz.
Hacim Mehmedi 48 yaşında Tetova doğumlu. Arnavut. 2 çocuğu var ve 14 yıllık evli. Ancak Mehmedi çok zor bir karar vermiş. Eşi ve çocuklarını otobüse bindirecek ve Türkiye'deki yakınlarının yanına yollayacak, kendi de eve ve kafeteryasına göz kulak olacak.
Mehmedi Yugoslavya federasyonu döneminde 2. ligde Tetova'nın futbol takımı Tateks'te 3 sırt numarasıyla futbol oynamış. 1984'te futbolu bırakmış. Sporu bıraktıktan sonra kendi kafeteryasını açmış. Ferkan ve Bilal adında iki oğlu var. Ferkan 14 yaşında 8. sınıfa, Bilal 8 yaşında 2. sınıfa gidiyor.
SON YEMEK SESSİZ GEÇTİ
Hacim Mehmedi anlatıyor; "Bu bölgede yıllardan beri gerginlik devam ediyor. Ama bu sefer iş belli ki oldukça ciddi ve tehlikeli. Ben kendimi her türlü tehlikeye atarım ama çocuklarımı ve eşimin hayatını tehlikelerden uzak tutmalıyım. Bir baba olarak bu benim görevim."
Tetova'daki evinde kahvaltı sofrasında söyleşimizi yaparken Mehmedi oldukça hüzünlü bir sesle, "Bu bizim birlikte son kahvaltımız... Bir daha ne zaman beraber kahvaltı yaparız, kim bilir?" diyor.
BİR YASTIKTA TAM 14 YIL
Hacim Bey, eşi Suzan Hanım'la 17 yaşında, henüz bıyıkları terlememiş bir gençken tanışmış. 5 yıl arkadaşlıktan sonra 3 yıl da nişanlı kalmışlar. 14 yıldır da evliler. 10. ayın 13'ünde 15'inci yıllarını dolduracaklar. "Acaba beraber kutlayabilecek miyiz 15'nci senemizi" diye hüzünlü bir sesle eşine soruyor Suzan Hanım. Hacim Bey ise bir yastığa baş koydukları eşi Suzan Hanım'ın gözlerinin içine bakarak, "Daha çok 15 seneler göreceğiz, her şey geçecek. Merak etme sen" diyerek eşine moral veriyor.
Suzan Hanım da Tetova doğumlu. Annesi Bosna'da yaşıyor ve onları 11 yıl görüşememiş. Ayrılığın ne olduğunu çok iyi biliyor.
AĞLAMAKTAN GÖZLERİ ŞİŞTİ
Suzan Hanım, "Savaştan önce hayatlarımız çok güzeldi, çocuklar okula gider bizler işlerimizle uğraşırdık, ama savaş başladı ve bizim hayatlarımız alt üst oldu. Bizim şimdiki tek çabamız gelecek neslin bizlerin çektiği bu zorlukları yaşamamaları" diyor.
Ayrılık vakti geliyor. Anne Suzan Mehmedi bohçaları ve çantaları otobüse yerleştirirken Bilal ve Ferkan uzun uzun sarılıyorlar babalarına. Sanki bir film gibi yaşananlar. Bir ailenin parçalanmasına tanık oluyoruz. Uzun uzun el sallamalar, yürekleri dağlayan sessiz hıçkırıklar...
Bir otobüs dolusu insan, 850 km. sonra belki hiç bilmedikleri bir hayata zorunlu giriş yapacaklar; 21'inci yüzyılda göçün ne olduğuna tanık olarak. İki minik delikanlı ise tedirgin. Arkalarında savaş, önlerinde belirsiz bir gelecek.
Uzo içip taradılar
Önceki gün Arnavut gerillaların Tetova'nın bazı mahallelerinde kontrolü ele geçirdiklerini açıklamalarının ardından Makedonya Savunma Bakanlığı bir ultimatom yayınlayarak gerillaların 24 saat içerisinde silahlarını bırakmamaları ya da ülkeyi terk etmemesi durumunda çok büyük bir operasyon başlatacaklarını söyledi. Arnavut gerillalar ise Makedonya'nın ultimatomunu dikkate almayacaklarını açıkladılar.
Yunanistan'ın To Vima gazetesi Makedonya'daki gerginliği birinci sayfasından şok bir resimle duyurdu. Resimde siperde ateş açan Makedon askerinin yanında Yunanlılar'ın rakısı diye anılan uzo şişesi görülüyor.
Asker bile göç ediyor
Makedonya'nIn Tetovo kentinde Arnavut milislerle Makedon polis ve askeri birlikler arasındaki silahlı çatışmalar sürerken, Makedonyalı Müslümanlar da Türkiye'ye sığınmaya devam ediyor.
Turist pasaportlarıyla gelenler yakınlarının yanına yerleşiyor. Makedon vatandaşı olan Arnavut, Boşnak, Türk ve Pomaklar'ın en büyük istekleri iç savaşın bir an önce bitmesi ve evlerine dönebilmeleri.
Türkiye'de yakınları olanların yoğun olarak başlattığı göçü hızlandıran nedenlerin başında ise Türkiye'nin Makedonlar'a vize uygulamaması geliyor.
Makedonyalı Müslümanlar'dan Türkiye'de yakınları bulunanların dışında kalanların Kırklareli'deki Gaziosmanpaşa Göçmen Misafirhanesi'ne yerleştirileceği belirtiliyor.
KARDEŞİME SIKMAM
Çatışmalar yüzünden Türkiye'ye gelenlerin çoğunluğu çocuk ve kadın. Ancak zaman zaman göç edenlerin arasında gençlere de rastlanıyor. N. A. adlı bir genç de onlardan biri... N. A.'nın Türkiye'ye geliş nedeni biraz farklı. Çatışmalar başladığında Madekon ordusunda vatani görevini yapan, ancak ordu Arnavut militanlarla çatışmaya girmeye başlayınca ordudan kaçan N.A., ilk otobüsle Türkiye'ye gelmiş. Arnavut kökenli N. A. askerlikten kaçış macerasını şöyle anlatıyor : "2 aylık askerdim. Ordu Arnavutlar ile savaşma kararı alınca çaresiz kaldım. Çünkü kendi kardeşlerime kurşun sıkmış olacaktım. Ben de reddedip Türkiye'ye kaçtım."
Murat SAVAŞ
|