Yaşanan şiddet, kamuoyundaki kandırılma duygusu, bir örgüt tarafından insan canlarının siyasi amaç için kurşun haline getirilmesi; ölüm oruçlarına, hapishalerde yaşanan acıya ilgiliyi azalttı.
Öylesine ki, oluşan kanaat devletin infaz politikalarını doğrulamasa bile, bu politikalardaki temel sorunları sanki unutturdu. Sanığın suçundan çok kimliğinin öne çıktığı, insani hakların bu kimliğe göre devreye girdiği, siyasi örgüt bağıntılı sanıkların insan olduklarının ancak ölümle kanıtlandığı anlayış özünde değişmiş değil.
Oysa madalyonun iki yüzü vardı:
Hapishanelerin kontrol altına alınması...
Ve hapishanelerde bulunan sanık ve suçluların hukuki, sıhhi özene hak sahibi olmaları, yani insani haklar ve vatandaşlık haklarından faydalanmaları...
F tipi cezaevleri uygulamasıyla madalyonun birinci yüzündeki meselenin çözüldüğünü söylemek mümkün. Ancak aynı uygulamanın meselesinin ikinci yüzündeki soruna çözüm getirmek bir yana, bu sorunu bazı yönleriyle arttırdığı da iddialar arasında...
Bazı dramatik öyküler bunu doğruluyor.
Cem Yıldız'ın öyküsü bunlardan birisi. Yıldız 23 yaşında, son ölüm orucu sırasında Ümraniye Cezaevinde bulunan ve ölüm orucuna katılan tutuklulardan. Şu anda Kandıra F Tipi Cezaevinde. Sol örgüt elemanlarına yardım ve yataklık yapmak, 1996 ölüm oruçlarını desteklemek suçuyla 19 yaşında tutuklanmış. Daha sonra savcılık, aynı 312. Madde uygulamasında olduğu gibi, pek kolay ve sübjektif kriterlerle de isnat edilen bir suçu işlediği kanaatine varmış ve örgüt üyesi olmakla da itham edilmiş.
Geçen dört yılda ne yaşadığı belli değil. Belki cezaevine örgüt üyesi olarak girdi; belki içeride örgüt üyesi oldu.
Şuna şüphe yok; Yıldız'ın suçlu olup olmadığına yargı karar verecek.
Ancak aradan bunca zaman geçmesine rağmen Yıldız'ın davası sonuçlanmış değil. Son dönemde gelişmeler de lehine olmuş, 28 Şubat 2001 tarihinde yargılandığı 4 no'lu DGM, tahliyesine karar vermiş...
Ne var ki, Cem Yıldız hâlâ tutuklu...
Savcılık tahliye edilmesine müsaade etmemiş. Gerekçe de şu: Son ölüm orucu olayları ve operasyonu sırasında Ümraniye Cezaevi'nde kamu malına zarar vermek suçuyla başlatılan soruşturma kapsamında Cem Yıldız'ın da adı geçiyor ve bu soruşturmanın bitmesi bekleniyor.
Ölüm orucuna yatan Cem Yıldız'ın Ümraniye'de olaylara karışacak fiziki gücünün bulunup bulunmadığı, böyle bir soruşturma nedeniyle tutukluluk halinin sürmesinin doğal olup olmadığı bir yana; mahkemenin asıl suçlandığı dosyadan hukuki gerekçelerle tutuksuz kalan bu genç hasta. Bakıma, tedaviye ihtiyacı var. Ve bir an önce tahliyesi hem bakımının sağlanması hem hâlâ varsa, örgütün ölüm orucuna devam etme baskısından kurtulması için son derece önemli...
Cem Yıldız'ın bir basın çalışanı olan babası oğlunu en son bir hafta önce gördüğünü, görüşmeye gardiyanların yardımıyla getirilip götürüldüğünü söylüyor ve ilave ediyor:
"Oğlumun gözleri aşırı büyümüş, hareketleri yavaşlamış durumda... Mide ve böbrek civarında sürekli şiddetli sancılar hissediyor, sese karşı aşırı duyarlı hale gelmiş, her geçen gün eriyip bitiyor... Tahliye edilmesi için yazdığım dilekçe savcılık tarafından işleme konmadı... Vakit geçiyor... Bu tahliye kararı, onun hayatı için son şans..."
Tüm bunlara rağmen, Cem Yıldız'ın hâlâ içerde tutulmasının bir açıklaması olması gerekir...
Bu açıklamanın yetkililerden, örneğin Adalet Bakanı'ndan geleceğini umuyoruz.
Aksi takdirde infaz politikalarının karanlık yönü hakkında şaibeler devam edecektir.