Geçen hafta yaşanan olaylar sanki bu krizde dip yaptığımızı düşündürecek cinstendi.
Öncelikle, 9 günlük tatilin ardından piyasalar açılırken bir ekonomik paketin açıklanmasını bekledik. Daha önce böyle olacağı duyurulmuştu. Ancak olmadı. Ankara yine ağır davrandı. İşler kötüye gitmeye başladı. Bürokrasiye atamalar bile, bir hayli zaman aldı. Bunun üzerine "acil eylem planı" açıklanacağı söylendi. Çarşamba gününe yetiştirilen bu planda acilin ötesinde belli niyetler vardı. Bakan "Çok acil önlemleri bugün açıklayacağız" dediğinden dolayı bir beklenti yarattığı için hâyâl kırıklığına yol açtı. Nitekim bu açıklama piyasaları yatıştırmadı. Hatta açıklamadan 12 saat sonra bir banka daha Fon'a devredildi. Haftanın ilk üç gününde bir şey yapılamamış olmasının faturası yüksek oldu. En başta, dolar kuru 910 bin liradan 1 milyon liranın üzerine çıktı. Borsa ilk üç günde yüzde 14 değer kaybetti.
* Merkez'in geri dönüşü- Ekonomideki bu endişe nihayet Ankara'ya yansımaya başladı. Ekonominin yeni kaptanı çarşamba günkü acil eylem planını açıkladıktan sonra bir değişiklik olmadığını görünce, mali piyasalardaki kilitlenmenin açılmasının en acil yapılması gereken iş olduğunu anladı. Piyasa boyutunu görmeye başladı. Merkez Bankası perşembe günü öğleden sonra döviz piyasasına geri döndü ve ağır ağır işlemlere başladı. Bunun olumlu etkisini de hemen gördü. Perşembe öğleye kadar tırmanan dolar hız kesti ve 1 milyon lira civarında seyretmeye başladı.
Borsa da perşembe ve cuma günlerini yükselişle geçirdi. Bayram sonrasındaki üç günde yüzde 14 değer kaybeden borsa son iki gündeki artışlarla bu kaybı yüzde 7.89 düzeyine indirdi. Dolardaki durulma, Merkez Bankası'nın piyasalara dönüşü, ABD büyükelçisinin Türkiye'deki bir ekonomik programa destek sağlamak için liderlerle ayrı ayrı görüşmesi, IMF heyetinin temasları, ekonomi kaptanının yaptığı açıklamaların gerçekçi olmaya başlaması gibi etkenler borsa çıkışına destek verdi.
* Daha iyiye doğru mu?- Geçen haftaki bu kaos ortamından sonra bu hafta büyük dalgalanmaların azalacağını tahmin ediyoruz.
* Bir kere yeni ekonomi paketinin ve IMF ile yapılacak yeni anlaşmanın ana hatları ortaya çıkabilir.
* Yeni ekonomi kaptanı ilk acemilik ve öğrenme dönemini atlattı. Artık sorunların hangi öncelikle çözümleneceğini biliyoruz.
* 21 Mart'taki 2.8 katrilyonluk itfanın tarihi geliyor. Bu eşiğin atlanacak olması da piyasalardaki gerginliği azaltıcı etki yapabilir. Hazine döviz kağıtlarını, halka arzları ve ihaleyi ayrı ayrı deneyebilir. Bir tek ihaleyle işi geçiştiremez. Çünkü bono piyasası şu anda çalışmıyor. Çalışmayan bir piyasada bu büyüklükte bir ihale yapılması mümkün değil.
* Piyasalarda hiç olmayan Merkez Bankası'nın döviz interbankına yeniden dönüşü çok etkili. Bu dönüşün etkisini görmeye devam edebiliriz. Kriz sırasında rekor düzeydeki rezervini koruyan ve belki bu nedenle krizin tırmanmasına bile seyirci kalan Merkez Bankası, şimdi bunun olumlu etkisini görmeye başlayacak.
* Merkez Bankası'nın bu tutumu program açıklanana kadar doları psikolojik sınır olan 1 milyon lira civarına kilitleyebilir. Yeni programın açıklanacağı nisan ayının ilk haftasına kadar bu başarılırsa, ekonomi krizden daha az hasar görebilir.
* Doların dizginlenemediği durum ise çok riskli bir olay. Çünkü dolar geçtiğimiz hafta yüzde 10.6 değerlendi. Reponun getirisi yüzde 2 düzeyinde kaldı. Böyle bir durumda dolar yine haftaya yükselişle başlarsa halktan gelen talebin çığ gibi büyümesi işten bile değil. Böyle bir talep için de önce bankalardan paranın çekilmesi gerekiyor. İşte bu durum daha büyük bir kriz demek ve en büyük tehdit burada.
* Sonuç- "Geceler sonsuz değildir" Albert Camus