


Kemal Derviş rüyasında ne gördü?
Kemal Derviş sabah saat 6.30'da tam kadro toplantı yapmaya başlayınca şüphelenmiştim... Pazartesi sabahı (yarın) saat 8.00'de büyük açıklama yapmayı planladığı haberi gelince emin oldum...
Kemal Derviş'i uyku tutmuyor!
Oysa bu tempoda biraz olsun dinlenmek için uyuması lazım. Demek ki rahatsız uyuyor, korkulu rüyalar görüyor... Acaba rüyasında ne görüyor diye düşünürken... Kendi gözlerim kapandı ve bir Kemal Derviş rüyası gördüm.
Rüya şöyle:
Nur yüzlü bir adam "Beni özlediğini biliyorum, ben seni buradan görüyorum, seninle iftihar ediyorum, doğru yoldasın, doğru bildiğin yolda yürü" diyor. İçim rahatlıyor, hafifliyorum.
Bir imtihana girmem gerekiyor, imtihanda çıkacak soruların hepsinin cevabını biliyorum, hazırım. Sınav zor ama ben hazırım... Sınav dev bir arenada yapılacak, uzaktan seçiliyor, arenada her taraf Türk bayraklarıyla dolu...
Bütün Türk milleti orada beni bekliyor.
Arabaya biniyorum, sınava gitmek üzere...
Çalışmıyor, marş almıyor, benzin yok.
Beni ter basıyor, kâbus başlıyor.
Telefon ediyorum, taksi çağırıyorum...
Ceplerime bakıyorum para yok...
"Şoförle konuşur, hallederim" diyorum...
Amerikan bayraklı bir taksi geliyor, taksi bildik bir taksi ama şoförü değişmiş. Teksas şapkalı yeni bir şoför var.
"Param yok, sınav sonrası öderim" diyorum, "Para no problem" diyor şoför, bagajı açıyor, istifleme para dolu.
"Tamam gidelim" diyorum, "Yanında bunlarla binemezsin" diyor şoför...
Yanıma bir bakıyorum...
Ecevit, Bahçeli, Yılmaz.
"Bunlardan kurtul para da senin, sınavı da nasılsa verirsin" diyor.
Ter içinde anlatıyorum, "Kurtulmanın tek çaresi senin para vermen benim sınavı başarmam, yoksa bunlar hep kalacak" diyorum...
"Şu arenayı dolduran insanların bütün umudu bu" diyorum.
Taksi birden at oluyor, kovboy atı mahmuzlayıp toz içinde yok olurken, "Bari şunu imzalayın" diye bir kağıt bırakıyor.
Alıp bakıyorum: "Seçim kanunu!"
***
'Avrupa Taksi'yi arıyorum...
"Önce demokratikleşme paketi, sonra taksi" diyorlar.
'İsrail Taksi', "Şoför değişti, yenisi sizin adresi bilmiyor" diyor.
IMF hızır servisi arıyorum...
"Bizim de patron değişti. Daha evvelden borcunuz var, yeni kredi açmaya niyetli değil" cevabı geliyor. Rüyamda ter basıyor.
***
Birdenbire 'Japon Taksi' peydahlanıyor.
Ellerinde beyaz eldiven, beyaz tel tel sakallı, yaşlı bir Japon çıkıyor...
"Beni sınava yetiştir" diyorum...
"Dersini çalıştın mı" diye soruyor.
"Evet" diyorum.
O, "Bilmediklerin var" diyor ve anlatıyor...
"Daha evvelki taksiler seni almadı. Çünkü taksiye bineceğin anda çalılıklardan çıkıp yanında belirenleri beğenmiyorlar. Onlardan kurtulman lazım. Para sadece sana emanet edilecek. Sen çözüm bulamazsan biz açık açık söyleyeceğiz. Arenaya gidip bağıracağız. Derviş'ten başkası işe karışırsa 'Para yok' diyeceğiz. O zaman arenadakiler eski sistemi tasfiye edecekler ve para gelecek. Eski sistemi yok etmeden... Para da yok."
İsyan ediyorum.
"Para gelmezse perişan olacağız, o zaman kimse asla düzeltemeyecek, kimse bunu anlamıyor, iş dışardan bakıldığı gibi değil. Siz Türk inadını bilmiyorsunuz" diyorum.
Japon:
Sistem değişecek para o zaman gelecek! Sistemi değiştirebilecek seçilmiş kişi sensin. Değiştir ve ödülünü milletin adına al!
Elimde bir Japon kılıcı beliriyor, Yaşlı Japon'a diyorum ki...
"Harakiri yaparım. Kendimi yok ederim. Gururum, mutlu son adına millete bu ıstırabı çektirmeme elvermez. Bunun sizin kültürünüzde anlaşılır olması lazım."
Yaşlı Japon "Bin arabaya" diyor.
Biniyorum, içi yen dolu bir çanta veriyor, "İyi kullan, son şans" diyor.
Arenaya doğru yol alırken bakıyorum, arabada yalnızım...
Soruyorum...
"Nasıl oldu da sadece ben binebildim, arkadaşlar nerede" diyorum...
Jopon gülümsüyor...
"Bir Japon inceliği. Bizim taksilerin kapısını sadece içerden şoför açabilir, dışardan açılmaz. Sadece buyur edilen insan biner" diyor ve gaza basıyor.
***
Kan ter içinde uyanıyorum...
Ne zormuş Derviş olmak!
Bir bardak su içiyorum, televizyonu açıyorum, karşımda Kemal Derviş konuşuyor...
"Bu güçlükleri YENeceğiz" diyor.
"YENi yaklaşımlar" diyor.
"YENilik" diyor.
Kelime içinde "yen" duydukça rüyayı hatırlıyorum...
Ekrana dönüp bakıyorum...
"Söylem güzel de... Para dolu çanta orada mı?"
"Ölümü görüp sıtmaya razı olacak mıyız?"
"Ölüp küllerimizden yeniden mi doğacağız?"
"İki yıl sonrasının bambaşka olacağı belli de..."
"Arena isyan noktasına gelmeden bu değişiklik yapabilecek mi?"
***
Clinton ekonomik ambargoyla lider değişiminin Ortadoğu'da mümkün olmadığını -nihayet- anlamıştı...
Belki Bush bizi -gerçekten- Avrupalı zannediyor!
Biri anlatsın artık...
İş inada bindi mi biz kuru ekmek yer, "Sadaka istemiyoruz" diyen lideri de baş tacı ederiz.
Ters teper!
Bizde "Rüyanın tersi çıkar" derler!