


Yüz gün sabrı
Programlar için 100 gün bekleme süresi vermek adettendir. Elbette Sayın Kemal Derviş'in açıklayacağı yeni istikrar programı da bu süreyi hak ediyor.
Bütün mesele bu 100 günlük süreyi, millet olarak olgunluk ve sabır içinde geçirmemizde.
Takdiri ilahiye, (ya takdiri siyasiye) bakın ki, programı açıklayacak olan sayın Kemal Derviş'in adı da zaten olgunluk ve sabrı öngörmekte.
Bu iki meziyet ne yazık ki, insanoğlunun ana karnında elde ettiği doğal nitelikler arasında yer almıyor. Bunları irade ile kazanmak gerek.
Olgunluk için yaşam deneyimi şart.
Sabır için de güçlü bir irade.
Zaten sabır biraz da, insanın beklerken aklını, fikrini, zihnini, hatta ellerini veya gözlerini başka şeylerle meşgul etmesi iradesidir.
Bu meşguliyet sırasında çok uzak durulması gereken bir iki nesne var:
Birisi borsa ve piyasa haberi verme bahanesiyle aralıksız naklen kriz canlı yayını yapan televizyon kanalları,
İkincisi ise televizyonlarda ve gazetelerdeki kriz üzerine her türlü tahmin (ve tatmin) yapan ekonomi muhabbetleridir.
***
Yeni istikrar programının hiç değilse ilk 100 gününde bu programlardan uzak durmak, cefakâr yurttaşlarımızın ruh ve beden sağlıkları bakımından son derecede önemlidir.
O haberlerdeki ve yorumlardaki sözde ipuçlarının çok çok sağlıklısını ve sağlamını zaten yurttaşlarımız çarşı pazardaki etiketlere bakarak görebileceklerdir.
Bir devletin gücü, yurttaşlarının ortak olgunluğuyla ve sabrıyla ölçülür.
Devletimiz IMF'e üye olduğu 1947 yılından beri olgunluk ve sabır içinde TL'nin ABD Doları'na doğru içinin boşaldığını izleyip duruyor.
Bilindiği gibi o yıl 2 Lira 30 kuruş olan dolar, yaklaşık yüzde beş yüz bin artarak 1 milyon liraya ulaştı. Bu tür bir badireye dünyanın hiçbir ulusal parası maruz kalmamıştır.
Bu belki de hükümetlerimizden çok, ülkemizin jeostratejik konumuyla ve Anadolu'nun üzerine oturduğu jeomorfolojik ve jeotermal fay hatlarıyla ilgilidir.
Kimbilir?
***
Olgunluk, yaşam deneyimidir.
Sabır ise beklerken başka şeylerle meşgul olmak sanatıdır.
Kitaplıkta Orhan Hançerlioğlu'nun Ekonomi Sözlüğü ile İnanç Sözlüğü yan yana duruyor.
Şu sıralarda Ekonomi Sözlüğü'nün vereceği pek bir şey yok.
İnanç Sözlüğü'nü açıyorsunuz.
Elinizde olmadan parmaklarınız Kemal maddesine gidiyor.
Okuyorsunuz:
Kemal: Gizemsel bilgiyi bütünüyle edinmiş olanın yetkinlik durumu. Tasavvufta bu anlamda "kemale ermek" deyimi kullanılır.
Ardından yine elinizde olmadan parmaklarınız "Derviş" i buluyor:
Derviş: Tarikat üyesi. Tasavvuf dilinde, dünya malından vazgeçmiş ve bundan ötürü de yoksul anlamını dile getirir. Bektaşilikte özel bir derecedir.
***
Türkiye'nin şu sırada yaşadığı bunalım görüntüde ekonomik ama derininde inançlarla ilgilidir.
Yurttaşlarının siyasal yapıya, siyasal ve bürokratik yapının yurttaşlarına ve her birisinin bir diğerine olan inancı ve güveniyle ilgilidir.
Bu yüzden ekonomi sözlüğüne değil inanç sözlüklerine bakmak gerekiyor.
Çünkü dünyadaki hiçbir ekonomi sözlüğünde ne "Kemal" diye bir madde var ne de "Derviş" diye. Ama bu ilk 100 günü başarıyla olgunlukla ve sabırla geçirirsek mutlaka olacak.
En azından yerli sözlüklerde.