kapat

18.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Sandık üstünde darı, bir erkeğe dört karı..

İyi ki Erbakan Hoca'nın devri uzun sürmedi de "Bir erkeğe dört karı" siyasetinin sonu gelmedi.. Medeni Kanun bu sefer de başka türlü değişecekti.. Erkek karılarını boşadığında mallar beşe bölünecekti.. Her şeyde bir hayır var demek..

Dün oturup bu memlekette yedi bin küsür kelle başına tek kitap düştüğünü yazmıştım ya!

Laf olsun, torba dolsun diye hayıflandığıma bakmayın.. Ben kitabın insan fikrini bozduğuna inananlardanım..

Üstelik bizde, hayatı boyunca iki kitap okumuş kim varsa otomatik olarak "aydın" sayıldığından hep kırmızı alarm durumunda beklerim..

Neden mi? Adam oturur bir kitap okur, yarı aydınlığa terfi eder.. İkinci kitabını bitirdiğinde artık o erginleşmiş bir aydındır ve memleketin gidişatı hakkında fikir beyan etmesi icap eder.. Problem de o zaman başlar..

Bir vakitler kendi kendine aydınlaşmış sosyal demokratlardan biri kafasını batının infaz sistemine taktı.. Tuttu, çok lazımmış gibi CMUK yasasını değiştirtti.. O saatten sonra da aşayişimiz dikiş tutmaz oldu..

Kısa adı CMUK olan yeni "Ceza Muhkemeleri Usul Yasası" yedi yıldan aşağı hapis gerektiren suçlarda tutuklama şartını kaldırdığından ortalık eşkıyalara kaldı..

Polis yakalar, mahkeme salar..

Şimdi CMUK'u çıkaranlar "başımıza bir hal gelmesin" diye geceleri korkudan sokağa çıkamıyor..

Sıra Medeni Kanunda..
Aydın kısmı böyledir işte.. Demokrasinin fazlası bunlarda yan etki yapar.. Başında eli sopalı biri olmazsa fikri azar.. Hareketleri dengesizleşir, insanlarla didişir..

Bunların bekar hali, evli olmasından iyidir.. Bekar kaldıklarında bunaldıklarından kendilerini şiire neyim vururlar.. Hiç görmedikleri kadınlara şiir yazıp, kendilerine okuyarak hislenirler..

Evlileri daha tehlikelidir.. Karıları bunların şiirlerini "Yellen yellen ipe diz" kıvamında bulduklarından dinlemezler.. Onlar da kendilerini memleket meselelerine verirler..

Artık karpuzun kabuğu kimin aklına düştü, İsveç'in medeni kanunu kimin eline geçti de ilham verdi bilmiyorum.. Biri çıktı, Meclis'e "Boşanan karı ile kocanın malı eşit paylaştırılsın.." diye bir lahiya verdi..

Altına da gerekçe olarak "Madem İsveç'te böyle yapıyorlar, biz de böyle yapalım.." diye not düştü.. Çarşı karıştı..

Eskilerin "Hakk'ı bilmez ilen eyleme pazar.. Bir münafık gelir ehl-i imanı bozar.." dediği haller, işte bu haller..

Düne kadar "Ay doğar aşmah ister.. Köy kızı yaşmah ister.." siyaseti güdüp, kendi kendine yeten ne kadar ev kadını varsa huyu şaştı.. "Vışşş! Kanun çıkarsa herifin tapularının yarısı bana düşer.." deyip, düğüne derneğe gitmiş gibi oynamaya başladılar..

Erkek kısmı az biraz panik olup "Etmeyin kadınlar.. Ne mal ne paylaşması.. Tek kişilik azık iki kişiyi aç koyar.." diye dil döktü ama kaç para? Nisa kısmının fikri bozulmuş bir kere, dinlet dinletebilirsen..

Erbakan Hoca başbakan olduğunda da kadınlar böyle olmuştu.. Ortalık yerde şöyle bir laf dolaşmıştı:

Sandık üstünde darı

Her biri sarı sarı

Hocadan müjde geldi

Bir erkeğe dört karı

Bu lafı duyan kadınların üzüntüden alt dudakları sarktı.. İşin aslı çıkmadı ama bizler, erkek milleti olarak bir eyyam sevinmiştik.. Dört karı alacağımızdan değil, medeni haklarımıza kavuşuyoruz diye..

Şimdi de kadınlar mal mülk sahibi olacağız diye sevinmesi bu hesap..

N'olur Memedali Beeey?

Medya leşkerlerinin eline konu geçmesin.. Bizde şopar mı ararsın? Ahaliyi birbirine düşürecekler ya! Atıldılar konunun üzerine..

Elinde filesiyle, zembiliyle Perşembe pazarına alışverişe gelmiş başörtülü ev kadınlarını çevirip çevirip soruyorlar:

- "Meclis'te, boşanan eşler arasında malların eşit paylaşımı tartışılıyor, ne dersiniz?"

Pazar yerine sarmalık lahana bakmaya gelmiş ev kadınına sorulacak soru mu bu yani? O da sanki Hukuk Fakültesi'nde medeni kanun dersi veren profesör..

Bir yandan eşarbının uçlarını çekip sıkıştırıyor, bir yandan da kameranın gözüne baka baka fikir beyan ediyor:

- "Çok iyi olur.. Ne diyeyim başka.. Artık kısmet!"

Muhabir yanındaki hanıma dönüp "Siz ne diyorsunuz?" diye soruyor.. O başörtülü arkadaşı kadar kendinden emin değil.. Yanlış cevap verirse hediye kazanamayacağını düşündüğünden;

- "Ay n'olur, biraz yardım edin?" diye sızlanıp muhabire "Memedali Bey" muamelesi yapıyor.. Kamuoyu bu işte..

Feministler ise başka alem.. Sündürecekleri konu buldular, yapıştılar.. Bir zaman da Medeni Kanun'da geçen "karı/koca" laflarına takmışlardı..

- "Efendim! Karı lafında mülkiyet, koca lafında hakimiyet var, bu laflar değişsin.." diye tutturup, büyüklerimizin başının etini yediler..

Hatta "Siz bize karı derseniz, biz de size herif deriz.." diye tehdit bile ettiler..

Meclis'in pehlivan kesimli, dalyan gibi milletvekilleri bunlara laf anlatamadı.. Ne diller döküldü bunlara, ne diller? Sanki çerçeveli masal anlattılar.. Dudak dudak değmez mani söylediler..

Feministlerin bir kulağından girdi öbür kulağından çıktı..

Onlar için neyin tartışıldığının önemi yok zaten.. Kırk yıldır helali olan erkeğin lafından çıkmamış kadını azdırsınlar, kocasına asi etsinler; onlara yetiyor..

Durun bakalım..
Bu mal paylaşımı davası kaç kadının başını yiyecek.. Akşam olduğunda durduk yerde, herifinin karşısına dikilip;

- "Bak kanun çıkıyormuş.. Artık malların yarısı benim.." deyip, adamı cinnet kıvamına sokmaları yakındır.. Bilançoyu gazetelerin üçüncü sayfasından takip edersiniz..

Bunlar hep "boş çuvalı dik tutma" işinde çalışan okumuşların akılları..

Kıssadan Hisse: Bahçeye su salladım, girdim çıktım ağladım.. Medeni kanun yüzünden, bağrıma taş bağladım..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır