kapat

18.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Sen ne güzel bulursun, gezsen Anadolu'yu..

Nerdeyse 35 yıldır, yani nerdeyse yolun yarısı kadar önce menecerlik, sonra ağabeyliklerini yaptığım Modern Folk Üçlüsü'nün beni en duygulandıran ezgisidir, başlıktaki şarkı.. Çocuklar için yaptıkları albümde yer almıştı, ama beni 40 yaşımda kalbimden vurdu.. Hala da vuruyor..

"Sen ne güzel bulursun, gezsen Anadolu'yu..

Dertlerden kurtulursun, gezsen Anadolu'yu..

Orda hayat başkadır, yazlar kışlar başkadır..

Ahh.. Bu diyar başkadır, başkadır, gezsen Anadoluyu.."

Ne kadar gezdik Anadolu'yu.. Ne kadar öğrendik..

Kommagene adını ilk defa bir televizyon yarışmasında duymuştum, ben, Hıncal Uluç.. O zaman 30 yıllık gazeteci.. Anadolusunu, seven, tapan, tarihe meraklı Hıncal Uluç.. Bilmiyordum. Yarışmacı bildi diye de şaşmıştım.

Peru devletinin nasıl kurulduğunu okuduk tarih kitaplarımızda da, Kommagene'yi okumadık.. Meğer Nemrut Dağının tepesinde, o dünyada eşi benzeri olmayan heykeller, anıt ve mezar, Kommagene Krallığına aitmiş..

***

Benim yapamadığımı Tolga Örnek yapmış..

Tolga Örnek.. Hani bugüne dek yapılmış en güzel Atatürk belgeselini, dünya için hazırlayan genç sinemacı, belgeselci..

Tolga bu defa Nemrut'u almış ele.. Ve gene başarmış..

Bir ingilizce versiyonu izledim, dünya için.. Bir de türkçesini.. Bizim için..

İnanın onu anlatacak sözcüğü bulmakta güçlük çekiyorum.

Harikulade.. Yetersiz.. Olağanüstü.. Az.. Muhteşem.. Hadi canım sen de..

Bakın seyretmeniz gerek.. Siz de bulamayacaksınız o sözcüğü..

Bu Tolga, devletin sahiplenmesi gereken bir delikanlı..

Ne diyordu Haydar Aliyev "Fransada yaşayan Ermeniler, Meclisin önünde çadır kurmuşlar, geleni gideni çeviriyorlar.. Chirac bana dedi ki, 'Burada yaşayan Türkler de var, ama hiçbirşey yapmıyorlar..'"

İşte Tolga, Türkiye'nin tanıtımı için bulunmuş bir deha..

Dışişleri Bakanı İsmail Cem'den özel ricam.. Tolga'nın Atatürk Filmini izledi mi bilmem.. Filmi hazırladığında Dışişleri ilgilenir görünmüş, sonra unutmuştu.. Ama bu yeni yapıtı "Tanrıların Tahtı Nemrut"u, hiç kimseye bırakmadan bizzat görsün.. İstesin, her iki versiyonu da ben yollarım ona..

Başbakanlık, Tanıtım Müsteşarlığı mutlak izlemeli.. Kültür Bakanlığı.. Hayır onun adını anmak istemiyorum. Görse de anlamaz zaten..

Tolga, Nemrut'u yazmış ve çekmiş..

O nasıl bir metin.. Nasıl bir çekim.. Belgesel falan değil.. Çok heyecanlı bir polisiye öykü.. O heykellerin, o mezarın sırrını, öyle adım adım, öyle çekim çekim anlatıyorki Tolga, belgesel demeye bin şahit gerek.. Bu bir film.. Hem de nasıl meraklı bir film..

Olağanüstü görüntüler.. Dünyanın en önde gelen bilim adamları ve uzmanları ile mekanda yapılmış röportajlar.. Üç boyutlu bilgisayar animasyonları.. Roma devri savaşlarının onlarca figüranı, bilgisayarla binlerce yaparak canlandırmaları..

Dünyanın en uzak arşivlerinden elde edilmiş, tarihi ve gerçek görüntüler..

Bu nasıl bir araştırma, bu nasıl bir çekim, bu nasıl bir sentezdir..

Doğu Anadolu'nun, Fırat ve havzasının, Nemrut'un nefes kesen güzellikleri..

Dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen 2 bin yıllık anıt..

İsadan önce 162 ile, İsadan 72 yıl sonra arasında yaşamış, Roma ve Pers İmparatorlukları arasına sıkışmış küçük krallık ve onun kendisini Tanrı sayan ve sonsuzluğa ulaşmak için bu anıtı yapan kralı Birinci Antiokhos..

Bilim adamları "Eğer Antiokhos'un mezar odası bulunursa, bu Mısır'da Tutankamun'un mezar odasının açılmasından beri en büyük arkeolojik buluş olacaktır" diyorlar..

Bu mezar odası henüz bulunmuş değil.. Tabii dünyanın bir yığın "Aç"ının da ilgisini çekiyor.. Bu hazineye sahip çıkmak gerek.. Önüne geleni sokmamak şart.. Ama öyle bir Kültür Bakanımız var ki..

Bir Anadolu hazinesi Truva'yı Schlimann, o dünya harikası Bergama Mozelesini bir başka Alman Humann götürmüştü.. Nemrut, dağın tepesinde.. Yolu yok, yordamı yok.. Heykeller tonlarla ağır, o yüzden çalamamışlar da bugüne kalmış.. Antiokhos, iki bin yıl ötenin mezar soyguncularını iyi görmüş demek..

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına teşekkürler..

İş Bankasına teşekkürler..

Çalık Holding'e teşekkürler..

Bu çok özenli, tabii o ölçüde pahalı, bu olağanüstü belgesel, onların desteği olmasa ortaya çıkmazdı..

Tolga gibi bir dehaya yardımcı olan, ondaki Anadolu aşkını dünyaya yaymasına yardım edecek, bu mutlak ama mutlak görülmesi gereken harika belgesele katkısı olan herkese minnet ve şükran..

Tolga'ya alkış..

Bugün belki sadece ben, seninle gurur duyuyorum Tolga.. Ama eğer, bu ülkede televizyonlar, bu ülkede Dışişleri Bakanlığı, bu ülkenin dış tanıtımından sorumlu olanlar gereken ilgiyi gösterirlerse, yarın 65 milyon seninle gurur duyacak.

***

Sayın Cumhurbaşkanım,

Emredin, filmin bir kopyasını size ileteyim.. İzleyin..

Derhal Çankaya'da tüm yabancı misyon mensuplarına bir Gala düzenleyerek filmi himayenize alacağınızı adımı bildiğim gibi biliyorum!.

Olma bakalım!..

Odalar Borsalar Birliği Başkanı Fuat Miras, mal bulmuş magribi.. Üç rakam bulmuş, heryerde onları okuyor anlatıyor..

Bir de hükumeti tehdit ediyor..

Birazcık ümit doğdu ya.. Yok edilmeli..

Efendim onun dedikleri yapılmazsa, iş dünyası hükumeti desteklemeyecekmiş..

Etmesin bakalım..

Türkiye batarsa Miras kurtulur sanki..

Hakan&Utku'dan Tatil Keyfi..
İçimizdeki kahramanlar

Türkiye şu sıralar yatıp kalkıp İngiliz Kemal'in yeni versiyonu, yeni kahramanı Amerikan Kemal'in kendisini kurtarmasını derviş sabrıyla bekliyor. Aslında daha nice kahramanlar var içimizde. Kimi toplumu kimi de kendini kurtarmanın derdinde.

Mr. No: Anayasa'ya aykırı bulduğu her şeye hayır diyebilen bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir kahraman. Çok üstüne gelinirse anayasa fırlatarak hasmını hukuk manyağı yapabilen bu kahramanın bir diğer adı da "Tüzüklerin Efendisif!."

Kutsal ittifak avcıları: Her taşın altında ittifak arayan işkilli bir grup, Ülkenin yıllık komplo teorisi üretiminin yarıdan fazlasını karşılıyorlar.

Terim'inatör: Çok güçlü, sinirli, tikli, öldürücü mimikleriyle tanınan terli bir kahraman. Garp hizmetini ne zaman tamamlayacağı henüz bilinmiyor.

Bırak ula: Karadeniz'den gelen ulu ve de soylu bu kahraman, futbol federasyonunun başında. İstifa et çığlıklarına kulaklarını tıkayarak koltuğunda oturuyor. Kaynağı belirsiz cipler dağıtabilmek gibi mucizeleri var.

Karaoğlan: Eskiden milyonların tek umuduyken bugün trilyonların tek umutsuzluğu. Elden ayaktan düşene kadar kahramanlık yapmakta kararlı. Kankası Çizmeli Nankör Kedi'yle birlikte hala iddialı. Tarihin en sindirimi hassas ve ağlak kahramanının, Temel Reis'ten tanıdığımız Safinaz'la mutlu bir yuvası var.

Kokainci: Alman Superman. Eski dostu yedi cücelerden Bilgi'nin hatırını kıramadı. Zordaki bir futbol takımını içine düştüğü bataktan kurtarmak için Almanya'dan Türkiye'ye uçtu. Uçmak için pelerin yerine toz kullanan tek kahraman o. Diğer adları DRUGula ya da FranKEŞtayn.

Parmak hesabı: Futbolla ilgili bir kahraman daha. Yabancı ayrımına karşıtlığıyla tanınıyor. Onun için yerli yabancı hepsi bir. Bu yüzden 5+1 kaç eder gibi basit bir problemleri bile çözemediği oluyor.

Avşarlo: Ülkenin sayılı bayan kahramanlarından biri. Her tarakta bezi var. Her şeyi ben biliyorum dedikçe onu izleyenler gülme krizine giriyor. 50 matematik sorusu az yaptığı için üniversiteye giremediğinden profesörlere gıcık oluyor.

Tantan: Tenten gibi maceradan maceraya koşuyor. Memlekette mesele bitmediğinden Tenten gibi yurt dışı maceralara çıkacak vakit bulamıyor.

She-man: Karanlık gölgelerin gücü adına çok şükür güç onda değil artık. Refah'la koalisyon yapıp baltasını taşa vurunca "Refah benim kurduğum koalisyon sayesinde deşifre oldu." diyerek kıvırmaya çalıştı. Bu taktik bir tek, tarihi eser kaçakçılığından yakalanınca ortaklarını "Ben içlerine girip onları yakalattım" diye satan Evin Ana tarafından tutuldu. Halüs.. Halis.. Halas.. Hass.. Boşverin

Magazinella: İnanılmaz güzel kahramanlardır.. Herkesi peşlerinden koşturur, yakalayan zavallının iliğini kemiğini kuruturlar. Bir gecelik fiyatı bir Ferrari olan bu kahramanların bir düşük modelleri magazin programlarında göz boyamaya çalışan koca memeli MANDIRAkelerdir.

Kanan: İlkel çağların yılmaz savaşçısı Conan'dan bile daha güçlü. İlkel ekonomik politikaların yılmaz savaşçısı ve kurbanı. Sayısı ülkemizde 60 milyon civarında olan bu kahramanın en büyük zaafı onca kazık yemesine rağmen hala aynı yalanlara kanması.

hakanutku@hotmail.com

BİZİM DUVAR
Reha Muhtar futbol sahalarındaki şiddet haberlerinde şu soruyu soracak; "Hagi var mı efendim Hagi?"

Hakan&Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
Politika kansız savaştır. Savaş ise kanlı politika!..

Mao Tse-tung

EĞER
.. çocuğunuzu ünlü birine evlatlık vermek zorunda kalsanız (Nilüfer hariç.. O zaten aldı) kimi seçerdiniz?.

.. tarihin üç ünlü müzisyeni ile bir gece geçirmeniz mümkün olsa, kimleri davet ederdiniz?.

.. bir ev aleti icad etme şansınız olsa, neyi icad etmek isterdiniz?.

PAZAR NEŞESİ
Pazar Neşemiz, okur Yılmaz Cafer'den.. Okyanus'taki birbirine yakın onlarca adaya, çeşitli milletlerden ikişer erkekle birer kadın bıraktılar..

Bir ay sonra, bu adaları teker teker dolaştılar.. İşte gördükleri manzara..

Bir İtalyan erkeği, öbür İtalyan erkeğini, İtalyan kadın için öldürmüştü.

İki Fransız erkeği ve Fransız kadını, hep birlikte "Menage a trois/ Üçlü" yaparak çok mutlu yaşıyorlardı.

İki Alman erkeği, çok yaptıkları tarifeyi çok sıkı uygulayarak, Alman kadınını sıra ile ziyaret ediyorlardı.

İki Yunan Erkeği, birbirleri ile yatıyor, Yunan kadını onların yemek, çamaşır ve bulaşık işlerini yapıyordu.

İki Bulgar Erkeği, önce uçsuz bucaksız okyanusa uzun uzun bakmışlar, sonra dönüp bir de Bulgar kadınının suratına bakınca, hemen denize atlayıp yüzmeye başlamışlardı.

İki Japon erkeği Tokyo'ya faks çekip Japon kadınını ne yapacakları için talimat istemişlerdi.

İki İngiliz erkeği, birisinin gelip kendilerini İngiliz kadınına takdim etmesini bekliyorlardı.

İki İrlanda erkeği adayı ortadan ikiye bölüp Güney ve Kuzey Adası yapmışlar ve birer viski imalathanesi kurmuşlardı. İlk birkaç litre viski damıtılırken çıkan hindistan cevizi dumanından göz gözü görmez hale geldiği için, seksi ve kadını düşünmek akıllarına bile gelmemişti. Gene de ikisi de mutluydu. Çünkü İngilizlerin hiç eğlenmediklerini biliyorlardı.

İki Amerikan erkeği, intihar etmenin erdemlerinden söz etmeye başlamışlardı. Çünkü.. Amerikan kadını durmadan vücudundan şikayet ediyor, feminizmin doğaya ne kadar uygun olduğunu anlatıyor, erkekler olmadan nasıl her türlü ihtiyacını tatmin edebileceğini söylüyor, günlük ev işlerinin mutlak paylaşılması gerektiğini iddia ediyor, kumun ve palmiye ağaçlarının onu nasıl şişman gösterdiği dırdırını sürdürüyor, son erkek arkadaşının onun görüşlerine nasıl saygı duyduğunu, ona bu ikisinden nasıl çok daha iyi davrandığını durmadan tekrarlıyordu. Allahtan annesi ile ilişkileri düzeliyordu ve yağmur yağmıyordu.

İki Türk erkeği ve bir Türk kadını..

Yılmaz'ın yolladığı bu ingilizce yazılmış Amerikan fıkrasında bu bölüm de var. Ama bekletiyorum.. Bakalım sizden neler gelecek..

Haydi bakalım.. Mizah gücünüzü gösterin.

İki Türk erkeği ve bir Türk kadını ıssız adada ne yapıyorlardı, bir ay sonra gelip bakıldığında..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır