Hemen şark işi hasetlik başladı, belden aşağı vurma, çürütme. Paket boş çıktı diyenler var. Dağ fare doğurdu, elle tutulur hiç bir önlem bulamadık diye yazanlar.. Daha tamamı bile açıklanmadan, Kemal Derviş'in ve programın başarısız olacağını ilan eden derin bilgi sahipleri bile var.
Daha ileri de götürüyorlar....
Kemal Derviş ajandır...
Dünya Bankası'nın ajanı...
Özel olarak 25 yıldır ABD'de yetiştirildi ve şimdi ülkenin krize düştüğü bahane edilerek hükümete bakan olarak sokuldu, diyenler de var. Bunlara göre, Kemal Derviş, "Dünya Bankası ile IMF'nin ve ABD Maliye Bakanlığı'nın Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne yerleştirilmiş, dördüncü koalisyon ortağıdır."
Bu bir paranoya mıdır?
Doğru olabilir mi?
Hayatta herşey olabilir.
Ancak böyle bir iddiayı ortaya atabilmek için de elde gerçekten çok somut deliller, belgeler, kanıtlar olması gerekir. Evet şüpheyle bakalım, Kemal Derviş'i ve yapacaklarını izleyelim, sorgulayalım, eleştiri süzgecine alalım, süzelim. Ancak Kemal Derviş'in ABD'deki görevini bırakıp, bilgisini, becerisini ülkenin krizden çıkması için seferber etmesinin "bir ülkeseverlik" göstergesi olduğunu kabul edelim.
Ülkesever Derviş, çalışıyor.
Diğer bakanlar ne yapıyor?
Diğer kurumlar ne yapıyor?
Ülkenin krizden çıkması için herkes kendi üzerine düşeni yapıyor mu? Örneğin ordu ve Meclis, harcamalarında tasarruf yaparak bu krizin aşılmasına omuz verecek ne yapıyor? Bu konuda Genelkurmay Başkanlığı, duyarlılık gösterdi ve bir açıklama gönderdi. "Türk Silahlı Kuvvetleri, milletinin bütün sıkıntılarını içinde hissediyor, önceliği olmayan projeleri iptal ediyor. Önceliği olan projeleri de gözden geçiriyor" diyen açıklamasını dün bu köşede yayınlamıştım.
Okumuştunuz...
Ordu halka söz verdi...
Özveri yapacak...
Sıkıntıları paylaşacak...
Fakat bizim Meclis ne yapacak?
Bütün kurumlar ordu gibi yapmalı...Topluma açıklamalı... Bekliyorum. Bu açıdan bizim politikacının "ülkeyi yönetiyorum" adı altında ne büyük bir israf batağında olduğunu göstermesi açısından da aşağıdaki kıyaslamalı tabloyu bilgilerinize sunuyorum:
İngiltere: 20 bakanla yönetiliyor..
Nüfusu: 59 milyon.
Milli geliri: 1.3 trilyon dolar.
Fransa: 14 bakanla yönetliyor..
Nüfusu: 59 milyon.
Milli geliri: 1.4 trilyon dolar.
Almanya: 14 bakanla yönetiliyor.
Nüfusu: 82 milyon.
Milli geliri: 2.1 trilyon dolar.
Japonya: 12 bakanla yönetiliyor.
Nüfusu: 126 milyon.
Milli geliri: 3.7 trilyon dolar.
ABD: 14 bakanla yönetiliyor.
Nüfusu: 270 milyon.
Milli geliri: 8.1 trilyon dolar.
Hollanda: 12 bakanla yönetiliyor.
Nüfusu: 16 milyon.
Milli geliri: 378 milyar dolar.
Ve Türkiye: 36 bakanla yönetiliyor.
Nüfusu: 65 milyon.
Milli geliri: Krizden önce 204 milyar dolardı, şimdi 140 milyar dolara indi.
İşte tablo bu...
Bu tablodan ne anlıyoruz?
Dünyanın en yüksek verimliliğe ulaşmış ülkeleri Fransa, Almanya, Japonya, ABD 12 bakanlıkla, 14 bakanlıkla yönetilirken, bizim tespih böceği gibi içine kapanmış, krizlere düşmüş ülkemiz 36 bakanlıkla yönetiliyor.
Derviş başladı çalışıyor!
Bakanlar yapışmış oturuyor.
Tam 35 bakan...
35'i birden...
Tutkallanmışlar koltuklarına...
"Derviş IMF'den 15-20 milyar dolar bulsun getirsin, biz de yiyelim, yedirelim, sonra da gidip halktan oy isteyelim" diye bekliyor!
Bozalım bu oligarşiyi!