
Kılavuz karga ise
Yolsuzluk ve rüşvet sistemin parçası olduğu zaman toplumsal düzenin de temeli olan bireysel ahlâk çöker..
En büyük zararı da namuslu insanlar görmeye başlar.
Ve bir gün o insanlar "Ben ahmak mıyım?" diye kendilerini sorgulamaya ve sonra da düzene uyum sağlamaya başlarlar.
Yolsuzluk, haksız kazanç, buna gücü yetmeyen kesimlerin dışında herkesin peşinde koştuğu bir amaç halini alır.
Vatandaşlar devlete güvenlerini ve saygılarını kaybederler.
Halk, devletten çalınan paranın, vergilendirme yoluyla kendisinden geri alındığını farkettiği andan itibaren "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" aşağılaması, yaşam felsefesine dönüşür.
Türkiye'de yaşanan felâket şimdi budur.
SABAH'ın bugün verdiği yolsuzluk haberi traji-komik bir Karadeniz fıkrasını andırıyor..
Kara Lâhana Çetesi
Samsun'un Tekkeköy ilçesinde kurulu Karadeniz Bakır İşletmeleri ile Gübre Sanayii Fabrikası, bu yöreye iş ve aş veriyor.
Ama bir çete, Hazine'ye ve başka şahıslara ait arazileri kendilerine ait tarım alanları gibi gösteriyor, baca gazlarının ektikleri kara lâhanalara zarar verdiğini iddia ederek devlet aleyhine 116 tazminat davası açıyor ve iki yılda 1 trilyon liraya yakın para alıyor.
Çetede ANAP İlçe Başkanı, Kadastro Şefi, Hal Müdürü, avukatlar, muhtarlar, bilirkişiler..
Bu aslında, yörenin ekmek teknesine yapılmış hâyâsız bir saldırı değil mi?
Evet ama Kara Lâhana Çetesi savunmasında "Biz düzeni değiştiremeyiz, sadece düzene uyduk. Bizi idare edenlerin yolundan gittik" derse ne cevap vereceğiz?
İlçe Başkanı ANAP'lı diye soygunu bu partiye ihale edemeyiz. Çünkü ihbarı alır almaz alârm düğmesine basan bakan da bir ANAP'lıdır. Sorunu toplumsal ve sistem boyutunda ele almak gerekiyor.
Yargı görevini yerine getirecek ama çıkacak ibret, hastalığı yenmeye yetmeyecektir.
Balık baştan kokar.. Yolsuzluğu, bu tür kötülüklerin kaynağı olarak bilinen tepe noktalarda kurutmak gerekiyor.
Dokunulmazlık zırhı
İtalyan Temiz Eller Savcısı Di Pietro "Milletvekili etrafında biz, 360 derecelik soruşturma yapma imkânına sahibiz. Sizde eğer bu imkân yoksa yaratmaya çalışın" demişti.
Temizliğin en etkili ilâcı olan bu tedbiri biz yıllardan beri hayata geçiremiyoruz.
Yolsuzluk ve rüşvet suçlarında başbakanları, bakanları, milletvekillerini dokunulmazlık zırhından soyunmaya razı edemiyoruz.
Artık bu direniş kırılmalı.
Halkın seçtikleri, onun önderidir.
Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmazmış..
Kurtuluş kargaları taşlamak değil, barışı, adaleti, erdemi temsil eden "kuş"ları onların yerine geçirmektir.
Aksi halde kaderimiz hiç değişmeyecek..
Kuş, doğa olayları ve bitki isimleri ile anılan "Kasırga, balina, kara lâhana" gibi operasyonlar manşetlere oturacak ama...
Soygunlar, soyguncuların "siyaset" diye yutturdukları çekişmeler, pahalılık, haksızlık, yoksulluk sürecektir.