|
|
Dereden tepeden...
Sevgili okur! Bu satırlara nerede yakalandığını bilmiyorum.
Kim bilir neredesin?
Ya bir yolüstü lokantasında, ya münzevi hayaller kurduğun bir evin köşesinde, ya uçsuz bucaksız bir sahil kıyısında, ya dirsek çürüttüğün bir iş ortamında. Ya da bir evin balkonunda gökyüzüne bakmaktasın.
Ya şu, ya bu...
Bilemiyorum, ama bildiğim bir tek şey var, çok keyifli değilsin! Hem de hiç!
Uzun bir bayram tatili (!) sonrası yarına hazırlanıyorsun, "mehdi"ler bekleyen koca bir toplumun ferdi olarak yarına dair bir umut içindesin belki. Belki de umutsuzluk!
Ama çok iyi bildiğim bir şey daha var sende. Hüzünlüsün!.. İşte bu yüzdendir ki.
Bir "pazar" günü yazılan ve bir "pazar" günü okunacak olan bu yazıda, "satırların götürdüğü yer"e gideceğiz.
Gelişigüzel, dereden tepeden girip çıkacağız. Kaç zamandır kıyıda köşede kalmış notlara dalıp gireceğiz! Anekdotlar, kısa öyküler, izlenimler aktaracağız...
HÜZNÜMÜZE DAİR
Mesela, hüzün dedik...
Şunu çok rahat söylemeliyim ki hüzünlü olmaktan hiç "hüzün" duymamalıyız!
Şair'in dediği gibi; "Hüzündür en çok yakışan insana!''
Yine bir başka şairin dediği gibi; "Melali (hüzün) anlamayan nesle aşina değiliz!" O yüzden, olsun varsın, Karadeniz'de gemilerin batsın!.. Suratından bin parça düşsün, keyfin kaçsın, tadın tuzun olmasın, gözyaşı dök! Hatta dibe vurduğunu da düşün! Ama bil ki işte o andan itibaren her şeye yeniden, dipten başlamanın coşkusunu, heyecanını duyarsın, duyacaksındır. Gemileri yüzdürecek, yüzü güldürecek, gözleri kurutacak bir heyecan hem de!
Meslekdaşım Nihat Genç'in yazısından bir pasaj aktarmak istiyorum..
"Hüzün ve keder, insan oluşumuzla ilgilidir, akşamın oluşuyla, garip oluşumuz, gariplikten çıkamayışımızla ilgilidir. Hüzün ve keder, hem kültürlerin hem de sanatın kimyasıdır. Dünya edebiyat ve felsefesi, iç yalnızlığıyla tabiatın ortasındaki insanın iç dünyasının keşfinin tarihidir."
ÇARŞIYA DAİR
"Kara Çarşamba" sonrası Sultanhamam sokaklarında bir akşamüstü. Televizyon muhabiri, elindeki mikrofonu rasgele uzatıyor. "N'olacak bu memleketin hali" sorusuna cevap arıyor! Esnafı, çaycısı, katibi, mikrofona kim yakalanmışsa kendince kısa yanıtlar veriyor. Sıra, sırtına en az yedi kasa yüklenmiş bir hamala geliyor. Mikrofon uzatıldığında o da kısaca cevaplıyor; Görmüyor musunuz halimizi, eskiden iki kasa atarlardı, şimdi yediye çıktı! Bayıldım bu cevaba, aklıma mıhladım.
O kadar net ve sade işte. Ülke insanının paniğini, çaresizliğini, sıkıntısını, bence bundan daha güzel kimse özetleyemezdi.
İkiden yediye çıkan kasalar! Sırtlayan da sıkıntı da sırtlanan da!
TEPKİSİZLİĞE DAİR
Dilden dile anlatılır. Günden güne, bugüne gelir.
Derler ki. İkinci Savaş'ın başlangıç zamanları. Almanya'nın Hamburg'unda, bir din adamı, gördükleri ve yaşadıklarına dair notlar düşer.
Savaş bitince notlar açığa çıkar. Ve satır satır, şunlar yazılıdır bir sayfada: Önce Yahudileri almaya geldiler, ses çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim..
Sonra komünistleri almaya geldiler, ses çıkarmadım, çünkü ben komünist değildim. Daha sonra, sosyal demokratları almaya geldiler, ses çıkarmadım, çünkü ben sosyal demokrat değildim. Ardından katolikleri almaya geldiler, yine ses çıkarmadım, çünkü ben katolik de değildim.
Sonra... Beni almaya geldiler. Hiç kimse ses çıkarmadı.
Çünkü, ses çıkaracak kimse kalmamıştı!
KADINA DAİR
Hatice Meryem, ne de güzel bir derleme yapmış(Öküz'ün bu ayki sayısında).
Cumhuriyet'ten bu yana çıkan dergilerin çıkış yazılarını arka arkaya sıralamış.
Birkaç örnek verelim, sonra bir çift lafımız var.
Hanımlar Alemi-1929... ''Şunu eyi biliniz ki elinizde tuttuğunuz gazete, gönülsıkıcı, ağır başlı, nasihat gazetesi değildir! Şen şakrak, alaycı, fıkırdak yazılarla resimlerle dolu zarif bir mecmuadır. Okuyunca, onaltı yaşında, oynak bir güzel kız ruhu göreceksiniz!''
Cumhuriyet Kadını-1934 ''Cumhuriyet devrinde yaşayan kadın, fikir kadını olduğu kadar süs kadınıdır da. Cumhuriyet kadını, fikir mücadelelerine, edebiyat hareketlerine düşkün olduğu kadar, aynı zamanda ev kadınlığına, anneliğine ve zevceliğine merbut mükemmel kadındır''
Asrın Kadını-1944 ''Analık vazifesini unutan milletlerin kadınları, başka işlerde ne kadar mühim vazifeler deruhde etmiş bulunurlarsa bulunsunlar, mensup oldukları cemiyete karşı hakiki ve asıl vazifelerini yapmış sayılamazlar!''
Yelpaze-1952... "Önce mütekamil, seviyeli bir anne, sonra evlilikte tam manasıyla eşine karşı arkadaşlık ve daha sonra cemiyete karşı iyi, kabiliyetli, ahlaklı vatandaş olmak. İdeal kadın her ikisini de birlikte yürütebilir"
Veeeee...
The Play Girl İstanbulÑ1994 ''Clinton'ın çıplak fotoğrafını, savcılardan önce siz göreceksiniz. Sadece o mu, daha ne politikacıların çıplak vücutları sayfalarımızda yer alacak. Doğrusu, bayılacağınıza eminiz...''
Evet, şimdi de son sözümüzü söyleyelim..
''The Play Girl''ün ne kadar ''mühim bir mesele''yle uğraştıklarını anladınız değil mi, zamane kızları n'olacak!
Şaka bir yana, bir soru atalım ortaya.
30'ların, 40'ların dergileri mi daha kışkırtıcı, 90'ların mı?
Cevaplarınızla haftaya bekliyoruz!
Abdal Musa
Birkaç zaman önce bir dost meclisinde Musa Eroğlu'nu dinledim. Usta, sazıyla, sözüyle döktürdü de döktürdü.
Orada bulunanlar ağzı açık keyifle dinlediler. Bir Karacaoğlan fanatiği olan Eroğlu'na "dökül" dedim, "Hafızandan bir demet Karacaoğlan dörtlüğü atıver!" Kırmadı, yakası açılmadıklardan uzattı elime. Ben de buraya.
Gelinin beliğin saydım, Kızın memelerinden emdim, Soyunup koynuna girdim, Zemheride güze benzer. Ark altında su doldurur, Eteğini yel kaldırır, Karşıki evin kızları, Bakışı adam öldürür.
Dinleyin ağalar, hata işledim, Hayrı bıraktım da şerre başladım, Öpem derken al yanaktan dişledim, Kurt yiyip de çürüyesi dişinen...
Yiğit olan yiğit dağda yaslanır, Deli gönül böyle kalmaz uslanır, Yar koynunda bir çift meme beslenir, Birini yiğide vermen mi gelin. Amanın da Karacaoğlan amanın, Kirpikler ok olmuş kaşı kemanın, Evvel kız başlıydın, duldur zamanın Olursan kız olsun dulu neyleyim.
İnkar m'oldu al yanaktan emdiğim, Gece gündüz sevdasına yeldiğim, Usul boyun, ince belin sardığım, Öğrenmiş ellerim duramaz oldum.
Nebil Özgentürk
nebil@sabah.com.tr
|
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|