Tarih bizim toplumun yumuşak karnı gibidir. Tuhaf bir ruh terkibi ile tarihine bakıp hem övünmek, caka satmak ister; hem de görmezden gelmek... Övünmek için seçilmiş sekansları bile "doğrusu ile" bilir miyiz? Hayır, daha ziyade tevatürlerle...
Görmezden gelmek eskiden daha kolaydı. Şimdi ise bu giderek güçleşiyor. Tarihçilerimiz her gün yeni bir kitap yayınlayarak gözlerimizi açıyorlar. Kimsenin hakkını yemek istemem ama ben İlber Ortaylı'yı ayrı tutuyorum. Çünkü kişisel dostum. Sonbaharda Roma Havalanı'nda karşılaştık. "Papalık Mutfağı" temalı bir yemekten döndüğümü öğrenince bana muhtelif papalar hakkında eğlenceli hikayeler anlattı. İşte bu olağandışı tarihçi Ortaylı'nın yeni bir kitabı yayınlandı. "Osmanlı Toplumunda Aile" (Pan Yayıncılık, Aralık 2000, İstanbul, 184 sahife).
Gelelim, bizim köşeyi ilgilendiren bölüme. İlber Ortaylı Osmanlı - Türk Ailesinin nasıl beslendiğini de anlatıyor: "Türk Mutfağı, Türk aile yaşamının ve kültürünün en önemli kurumudur. Türk mutfağı bir imparatorluğun mutfağıdır, içinde değişik iklimlerden ve kavimlerden esintiler ve unsurlar vardır ve bazılarının sandığı gibi ne sadece İstanbul ne de Rumeli'den ibarettir... Sebze, hamur, meyve ve et hepsi bu mutfağı oluşturuyordu.
Öyle görünüyor ki, Türkiye halkı geçmiş yüzyıllarda dünyanın birçok ülkesine kıyasla iyi besleniyor ve nispeten çeşitli gıda alabiliyordu... Tahıl ülkemizde temel gıda gibi görünüyorsa da, tek gıda değildir. Her köşesi meyve ve sebze üretimine uygun, denizleri balık dolu (Karadeniz'in kirlenmesinden sonra şimdi azaldı) olan çeşitli ot ve yaban meyvenin bulunduğu bir ülkede bu normaldir. .
Eski mutfağımızdan söz ederken, İstanbul'un dışına çıkışımın nedeni var. Yerli veya yabancı bazı kimseler; Osmanlı mutfağı denen zenginliği, İstanbul'la sınırlamak eğilimindedirler... Ülkemizin birçok köşesi tatlısı tuzlusuyla birbiriyle yarışacak mutfağa sahiptir...
Anadolu'da 17. Yüzyılda dahi bölgeler arası gıda ve tüketim maddesi değişimi, bir başka deyişle yiyecek taşındığı görülüyor. Örneğin Ankara'da Kayseri pastırması, Kayseri'de Haleb sabunu pazarlarda bulunuyordu. Ege bölgesi kadar yaygın biçimde kullanılmamak ve pahalı olmakla beraber, Orta Anadolu kent pazarlarında zeytinyağı da bulunuyordu. Ankara'da Çorum'un leblebisini, Afyon'un haşhaş yağını, Kayseri'de Karadeniz fındığını, şamfıstığını bulmak mümkündü...
Pazarlarda turşu, erişte, makarna, kavurma, reçel gibi şeyler bulunmazdı. Bunları ev kadınları hazırlardı. Anadolu pazarında en çok satılan sebzelerden biri lahanaydı, çünkü lahana turşusu her evde bolca tüketilirdi... 19. yüzyılda bazı kentlerde modern un değirmenleri kuruldu, ama makarna fabrikası Türkiye'de ancak 20. yüzyıl insanının tanıdığı bir kuruluştur, gene de evde hazırlanan 0erişte mutfağımızın temel gıdalarındandı. "
Ali Esad Göksel
Faks: 0212 233 18 33