Biraz ötemizdeki yaşlı adam, sinemasever ömrümüzü doldurmuş o efsanevi adlardan biriydi. Sinemaya gitmeye başladığımız ilk yıllarda onun filmlerini izlemiştik; önce siyah beyaz "Yalnız Gidenler", "Şampiyon", "Karakolda", "Çıplak Ruhlar"... Sonra renklenen serüvenler: "Deniz Altında 20 Bin Fersah", "Ölmeyen İnsanlar", "Vahşi Mücadele", "Vikingler", "Spartaküs"...
Ama zaman acımasızdı. Kirk Douglas artık 85 yaşındaydı. Bir kalp krizi geçirmiş, bir helikopter kazasında ölümden dönmüştü. Konuşma yeteneği sınırlanmış, hareketleri ağırlaşmıştı.
Son Berlin festivali, ömürboyu başarı ödülünü sinemanın bu dev oyuncusuna verdi. Douglas, gazetecilerin önüne çıktığında zafer işareti yaptı. Hastalık ve kazaları yenmenin, bunca yıldır yaralı, ama pes etmemiş bir aslan gibi ayakta olmanın zaferiydi bu... Zor konuşuyordu. Ama espri gücü hâlâ yerindeydi. Gazetecilere "Hepiniz benden iyi İngilizce konuşuyorsunuz" derken, konuşmasındaki ağırlık için de özür diledi.
Rus kökenli sanatçının ailesi Amerika'ya göç etmişti. Çocukluğunun yoksulluk içinde geçtiğini ve sinemaya geçtiğinde adını değiştirdiğini anlattı: "İssur Danielovitch aslında iyi bir isim Eğer bale sanatçısı olacaksanız!"
80 film çekmişti, hangilerini en çok seviyordu? "Onlar benim çocuklarım gibidir, ayrım yapmam zor. Ama en sevdiklerim Van Gogh'u oynadığım "Ölmeyen İnsanlar", John Sturges'in western'i "Vahşi Mücadele", bir de unutulmuş küçük bir film, "Lonely are the Brave - Yalnız ve Cesur".
Elia Kazan'ın "The Arrangement - Kader Değişmez" filminde Anadolu kökenli bir işadamını oynamıştı. Peki, Anadolu'yu biliyor muydu? "Yıllar önce Türkiye'ye geldim ve çok sevdim. Harika bir yer orası. Keşke yeniden gelebilsem!"
Douglas yönetmenlerden kimleri seviyordu? "Büyük insanlarla çalıştım. Mankiewicz, William Wyler, King Vidor, Elia Kazan, John Frankenheimer Hepsi usta yönetmenlerdi. Ama belki en az değeri bilinen Vincente Minnelli idi."
Peki iki filmde, "Zafer Yolları" ve "Spartaküs"te birlikte çalıştığı Stanley Kubrick? "Kubrick'i çok severdim elbette. Zafer Yolları'nı bana getirip başrol önerdiğinde, filme para koymamı da istedi. O zamanlar küçük bir şirketim vardı, peki dedim. Beş kuruş kazanmadık. Ama sanırım sinema bir başyapıt kazandı. Daha önemlisi, Kubrick'i kazandı. Yalnız son filmi 'Gözler Tamamen Kapalı'dan bir şey anlamadım. Film seks hakkında. Ama söyleyin Allah aşkına, filmde gerçek anlamda seks gören oldu mu?"