kapat

16.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Eski zaman gülleri
Vizite, Harb-i Umumi, mütareke dinlemez. Onların savaşı başka 'umumi'dir. Umumi mekânların dışında muhabbet evleri vardır

İstanbul şans kapısının ardına kadar açık olduğu bir şehir. Güzelliği ise sadece tarihsel mazisinde değil, bu geçmişteki renkli sayfalarında yatıyor.

İstanbul'u anlatan ve yazanların büyük bölümü şehir ve insan tasvirlerinde abartılmış bir teveccüh ve nezakete yer veriyor. İltifatkâr ve süslü paragraflarla, özellikle Beyoğlu'na inanılmaz derecede yapılan "yağlama yıkama" beni çok şaşırtıyor. Yeniyetme, İstanbul ahkâmı kesen basın gülleri, Fenerbahçe ile Fener'i birbirine karıştırıp, birkaç fotoğraf ve 100 bin liralık kartpostalla geleceğe "Seka"lık hurda bırakıyor. "Sekal" ile "Saka"yı karıştıran cehaletin, 1800 kadınına sütyen giydirmesi, erotik "Kaymak Tabağı"nı Paşabahçe tabağı zannetmesi kültürün yarına nasıl filizlendiğini gösteriyor.

Siz hiç bir Fransız yazarın Paris'i anlatırken St.Denis'i pas geçip, sadece katedrallere daldığını gördünüz mü? Adamlar siyah jartiyerli gece kuşlarını, o yaşanan hayatın dışında tutmuyor. Hollandalılar Harlem'i hayatlarının bir parçası olarak görüyor. Çünkü alt katta Shakespeare okuyan "Beden işçisi", üst katlarda ise öğretmenler ya da sanatçılar oturuyor.

"Vurun Kahpeye" bana göre eski bir film değildir. "Aşifte, şıllık kahpe, vesikalı, sokak kadını, fahişe" ve yazmaya utandığım başka sözcüklerle, hem dil hem de ilişki kültürünü zenginleştiren toplum, bütün bunları sanki başkası yapıyormuş gibi ayıbının arkasına gizleniyor.

"Medeni Kanun" medenilerin işidir. Yaşadığını, yaşattığını saklayanların, sosyal tarihini gizleyenlerin ya da bastıranların kadınla erkeği eşitlemesi mümkün mü?

Bazen düşünüyorum; bu adamlar hiç mi "mektep" görmedi, hiç mi "üniversite"ye gitmedi? Bu, okul çağrıştıran sözcükler, "umumhane" yani genelev ile randevu evlerinin halk deyimiyle adıdır. Önce buradan "mezun" olacak sonra "master" yapacaksın.

"Beni bu işten mezun tutun" diyenlerin gençlik karnesi yoktur. Ya da "Hâl ve gidiş" iyi değildir.

Türkiye'ye ciddi tartışma getirdiklerini sanan ulema ve politikacı takımına bakın bakalım, takdim ettiklerinde ne kadar doğru sosyal hayat var? Yaşadığını saklayanlar aslında Türkiye'nin geçmişini saklıyorlar.

Onların bu ülkeye bıraktığı kültür mirasında hiçbir şeffaflık yoktur. Onlar "şeffaf Türkiye" isterler ama "şeffaf" değildirler.

Madam Manukyan'ın ölümü, aslında üstü kapalı bir hayatın yaşayışına son nokta olmadı. İş dünyasının onca birikimi ve aklına inat, "sermaye"si ile sektör yaratan Madam'ın Türkiye'de vergi rekortmeni oluşu, hem ekonomik, hem de sosyal bir derstir. Rakamlara sığmayan mirasında bu dersin notları var... Peki sektörün eskileri? Şimdi açalım defterleri...

HER MİLLETTEN
Dersaadet Polis Mektebi Müdürü Mustafa Galip Bey, bizde bu konunun ilk "hesap uzmanı"dır. Onun bilgilerine göre başlangıç yıllarında İstanbul'da 69 Rum, 194 Ermeni, 124 Musevi Osmanlı gayri müslim vesikalı vardır. Gayri olmayanların 774 sayısını da eklerseniz, ortaya 1161 gibi büyük bir yekun çıkıyor. (Fahişelerin Hayatı ve Redaet-i Ahlâkiye, Mahmut Bey Matbaası, İstanbul 1338)

Yaklaşık bin kadın da vesikasız çalışıyor. Ruslar, Yunanlılar, Romenler, Avusturyalılar, Bulgarlar, Çekler, Araplar ve İranlılar... İstanbul umumhanelerinde 325 kadın var. Bizde bu mesleğin icraasında sağlığı koruma mücadelesi 18 Ekim 1915'te başlamıştı.

Açıklama ve uyarı
Üçkağıtçıların kitaplarımı fahiş fiyatla pazarlama gayreti sürüyor. Özellikle kurumların bu sömürücülere karşı duyarlı olmasını ve kitaplarımı sadece kitabevlerinden faturalı ve yasal olarak talep etmelerini hatırlatırım.

Kitaplarımın özellikle Spor Ansiklopedisi'nin pazarlama bağış ve benzeri yollarla satışı yapılamaz. Kurumlardan, okurlarımdan bu tür kişilere karşı dikkatli olmalarını rica ediyorum.

Daldan dala muhabbet kuşları
Beyoğlu ya da İstanbul kültür haritası çıkaranlar için bu şehir, nezih mekânlarla doludur. Peki umumhane bulunan semtleri Beyoğlu haritasına koymak mı yoksa pas geçmek mi kültürel ayıp?

Vizite, Harb-i Umumi, mütareke filan dinlemez. Umumi mekânların dışında ayrıca içi ve dışı lükse giren muhabbet evlerini de unutmamak gerek... Buralarda 231 "muhabbet kuşu" daldan dana konuyor.

Madam Kiça'dan Lüks Nermin'e, Zurnik'ten Madam Atina'ya... Eski Tüfeklere duyururum.

Ergun Hiçyılmaz

ergunhicyilmaz@superonline.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır