Alçak adam saçlarımı iğrenç bir modelde kesti! Doğradı, kırptı, biçti! Artık ne derseniz. O kadar nefret ediyorum ki, kendimi Hindistan yollarına falan atasım geliyor. Günlerdir aynaya bakamıyorum. Her bakışımda sinirleniyorum çünkü. Sokaklara haykırmak istiyorum: "Hayır! Hayır! Bu korkunç modeli isteyen ben değilim. Ben bu kadar zevksiz asla asla değilim. İstemeden oldu. Yemin ederim! Ben aslında sadece uçlarından biraz..."
Böyle böyle bağırıp çağırmak, hattâ bunların yazılı olduğu bir tabelayla dolaşmak istiyorum. Tabii kuaförün adını sanını ve adresini de yazarak. Aslında şu anda bunu yapmak istiyorum ama... Adını versem biliyorum ki telefon edecekler, car car konuşacaklar, saçımı doğrayanın adını isteyecekler ve muhtemelen işten atacaklar. Evet onu öldürmek istiyorum ama işten atılmasını da istemiyorum.
Kadın olmak böyle bir şey işte. "Kadınlar ne ister" diye film çekmişler. "Kadınlar aynı anda kaç yüz tane şeyi bir arada, koordine halde nasıl düşünürler" onu çeksinler asıl. Yiyorsa. "Vicdan ve intikamın amansız çarpışması." "Vicdanlı bir şekilde intikam almanın 100 parlak ama başarısız yolu." Filmin ismi de bunlardan biri olabilir.
Neden bana denk geliyor çok merak ediyorum. Bütün kadınlar istedikleri miktarda
saçlarını kestirebilirken, ben neden koyun gibi kırpılıyorum yıllardır? Neden? Ne var benim tipimde? Dükkana girer girmez "Hah! Günün çatlağı geldi. Şuna abuk subuk bir şey yapayım, kesin beğenir" mi diyorlar? Bu yüzden mi söylediklerimin TEK kelimesini dinlemeden doğramaya başlıyorlar? Herkes kadın kadın çıkarken kuaförden ben neden oğlan çocuğu gibi çıkıyorum? Niçin kadın olmak hakkım elimden alınıyor anlamıyorum. Anlamıyorum.
Her şeyi denedim bu güne kadar. Dakikalarca tarif ettim. Burası şöyle kısa, burası şöyle uzun olacak diye. Olmadı. Ünlü birinin ismini verdim, televolelerde çokça çıkan, bunu da artık bilir dediğim, olmadı. Fotoğraf götürdüm, yine üç boy kısa kestiler. Birine şunu bile söyledim: "Bakın ben çok sıradan bir insanım. Dikkat çekmek isteyen biri değilim. Nosnormal bir saç modeli istiyorum. Herkesin kafasında olandan." Yine olmadı. Yine gitti punk bir şeyler yaptı.
Transa girmiş gibi kendilerini kesmeye kaptırıyorlar... Dur mur diyorsun hiç tınmıyor bile. Bir de o kadar tuhaf kesme yöntemleri var ki ne yaptığını anlayamıyorsun. Ensedeki saçı alıyor suratının önünde kesiyor, yanlardakini tepelerde kesiyor... Ne zaman ki saç kurutuluyor hanyayı konyayı o zaman anlıyorsun.
Bir gün aralarından birini öldüreceğim, o zaman olacak olanlar. "Saçını beğenmedi kuaförünü vurdu!" Tam üçüncü sayfa editörlerinin bayılacağı türden bir haber. Artık dalga geçerler de geçerler. "Kokoş sinirlendi, makası sapladı!" Kokoşmuş. "Saçını biraz kesti diye hapsi boyladı!" Ne birazı?.. Saç bırakmadı eşşoğlueşşek.
Şimdi hesaplıyorum. Ayda bir santimden, altı ay sonra ancak kadına benzeyeceğim. Yani taa Eylül ayında. Eh kuaför. Alacağın olsun. Mankenler aportta beklerken mesleği almak için, bana yaptığın şeye bak... Sırıtayım bari de "sevimli oğlan" desinler...
Mutlu Tönbekici
mtonbeki@usa.net