kapat

16.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Aslan terbiye ediyoruz
İlk akademisyen Emniyet Genel Müdürü Turan Genç: "Bizde sorgulama tekniği çok. Başarılıyız"

Turan Genç, Türkiye'nin valilikten gelmeyen, ilk akademisyen Emniyet Genel Müdürü. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın atamasıyla göreve geldiğinde "Tam da üniversiteye dönmeye hazırlanıyordum" demişti. Emekliliği yaklaşıyordu ve Emniyet Genel Müdürü yardımcılığına terfi ettirilmemişti. Bunu bir haksızlık olarak gördüğü için de dava açmıştı. Şimdi Emniyet Genel Müdürü. Bu görevde kalması için her şey yapıldı. Valilerin görev süresi daha uzun olduğu için Tantan, onu Elazığ'a vali atadı... "Orta halli bir aileydik" diyor, babası Kapalıçarşı'da yorgancıymış... Eşi İngilizce, oğullarından biri

resim öğretmeni, diğer oğlu ise grafiker. Trabzonlu olan Genç'in iki kitabı ve çok sayıda makalesi var. Kendisiyle toplumsal olaylardan işkenceye, polislerin çalışma koşullarından, Susurluk'a; iyi polis-kötü polis oyunlarına kadar her şeyi konuştuk. Tabii Levent Kırca'nın skeçlerini, Komser Şekspir ve Memoli'yi de ihmal etmedik!

Ekonomik kriz toplumun her kesimini vurdu. Sosyal patlamalar bekleniyor. Hazırlıklarınız nedir?

Toplumun tansiyonuna göre tedbir alıyoruz. Kriz sonrasında sosyal patlama beklemiyoruz. Halkımız tepkilerini tabii ki dile getirecek, getiriyor da. Ama sosyal patlama çözüm değil, halk da bunun farkında. Ama adaletsizlikler, gelir dağılımı düzeltilmeli. Olaylar olursa, biz gereken güvenliği sağlarız.

'Dayılanmayı' seviyoruz. Teşkilatın polislere verdiği eğitim, bundan uzaklaşmayı hedefliyor mu? Zorlanıyor musunuz?

Evet. Çünkü insanın kişiliği yedi yaşında şekillenir. Oysa gençler teşkilatımıza 20 yaşında geliyor. Olumsuz davranışları değiştirmek kolay değil. Bir şeyi ilk kez söylediğinizde karşınızdaki sadece doğru ya da yanlış olduğunu anlar. Davranışa hemen yansımaz. Tıpkı çocuk eğitiminde olduğu gibi. Çocuğa da, "şunu, bunu yapma" deriz. Ama o yine de sobaya yaklaşır. Davranışları sadece dış etkiler de belirlemez; insanın fıtratından, kanından gelen özellikler de var. Toplumumuzda herkes kendini imparator görüyor. Ama kendimizi kontrol etmeliyiz.

Türkiye'de aile içi şiddet çok yaygın. Böyle büyüyen polis olduğunda, bastırdığı şiddetin açığa çıkması önlenebilir mi?

'Dayağın cennetten çıktığı'na dair bir anlayışımız var. Oysa çağdaş toplumlar, dayak ve cezayı bir çözüm olarak görmüyor. Cezaevlerimiz de ıslahevine dönüşmeli. En ağır suçlunun bile, hücreye kapatılması yerine, yeteneklerine göre bir meslek öğrenmesi, üretime katılması ve karşılığında bir ücret alması gerekir. Böylece çıktığında bir mesleği ve parası olur.

Gelir seviyesi düştükçe şiddet artar. Bu açıdan bakarsak; 200 milyon maaş alan bir polisin silah taşıması tehlikeli değil mi?

Emniyet görevlileri toplumun orta kademesinden geliyor. Yani maaşları ile geçinebiliyorlar. Ama maaşlar yetersiz, artması için uğraşıyoruz. Bu tüm kamu personelinin sorunu. Ama bazı mesleklerin maaşları daha tatmin edici olmalı. Evine ekmek götüremeyen birinin normal davranması beklenemez. Bu biyolojik olarak da geçerli; aç insanın salgıladığı sıvılar onu daha stresli ve kızgın yapar. Ama en zor şartlarda da olsa kötü davranışları tasvip edemeyiz.

Bir yürüyüşü, eylemi ilk önce sosyal olay mı, yoksa suç olarak mı görüyorsunuz? O an doçent mi, emniyet müdürü müsünüz?

Önce sebeplerine bakarım. Ekonomik, kültürel nedenleri varsa, toplumun isteklerini yansıtıyordur. O zaman rahatlarız. Ama yasadışı ise strese gireriz. Görevimiz, önceden bildirimi yapılmış olaylarda topluluğu korumak. Gösteri yasadışı kimliğe büründüğünde müdahale ederiz. Bu da su püskürtme, gaz şeklinde oluyor. Bir de cop... Tartışma da buradan çıkıyor. Artık kullandırmamaya çalışıyoruz.

İşkence önlenebiliyor mu?

Delilden sanığa gidiyoruz. Olay mahalli uzman ekiplerce inceleniyor. Karakol memurları ile bu iş olmaz. Farkında olmadan deliller yok olur. Yine de deliller neticesinde ulaştığımız sanığın "susma hakkı" var. Mahkemede de sürdürebilir. Yargıç mahkum eder veya etmez. Son zamanlarda teslim ettiğimiz tüm sanıklar tutuklandı. Sorgu sırasında zor kullanıyormuş gibi, "iyi polis, kötü polis" oyunları olabiliyor. Ayrıca daha pek çok sorgu tekniklerimiz var. Artık falaka devri kapandı.

Susurluk raporlarını okumadım
Kamuoyunun bir "Susurluk" tanımı var, bu davanın sanıklarının da... "Devlet için çalıştık" diyorlar. Sizin "Susurluk" tanımınız nedir?

Her şey söylendi ve araştırıldı. Konuşmam polemik yaratır.

Yaratsın, tartışmak iyi değil mi?

İyi de, yeterince tartışıldı. Zaten tüm dosyaları, belgeleri okumadım. Ben de sizin gibi basından ve zaman zaman intikal eden bilgilerden izledim. Olay bizden önce olduğu için özel olarak bunun üzerinde durmadım. Ancak, "Susurluk"ta bir yanlış gözüküyor. Adı geçen bu kişiler başlangıçta devlete hizmet vermiş olabilir.

Sonra kontrol dışına mı çıktı?

Öyle gözüküyor. Basına yansıyanlarda haklılık payı var ama bazıları da abartılıyor.

"Susurluk"u aşar mıyız?

Bakanımız yolsuzluklar konusunda azimle çalışıyor ve bu çalışmalar düşüncelerimizi ortaya koyuyor. Herkes kendi döneminden sorumlu.

Neden 911'imiz yok?

Bizde birimler arası ilişki oluşmadı. 911'in görevini polis imdat yapıyor. Yangın da, hasta da haber veriliyor. Polis kendi görevi dışında yardımcı oluyor. Ambulans hemen gelmiyor, biz aradığımızda galiba etkili oluyor ve geliyor. Biz de diğer ülkeler gibi birimleri birleştirmeliyiz. Çok isterim. Ama bizde herkes başına buyruk olmayı seviyor. Bizim çatımız altında toplanmak istemiyor olmalılar. İnşallah 911'imiz olur.

Eşimle korumaları atlatmaya çalışıyoruz
Emniyetin valilikten gelmeyen ilk doçent genel müdürüsünüz. Görev sürenizin uzaması için Elazığ'a vali atandınız. Tüm bunlarda İçişleri Bakanı Sadettin Tantan etkili oldu. Tanışıyor muydunuz?

Örnek olacak ilklerim var. Terfilerimde hiç gecikme olmadı. Sadece genel müdür yardımcısı olamamıştım. Benden daha kıdemsiz arkadaşlar getirilmişti ve ben de dava açtım. Adalet benden yana işlemedi. Hâlâ atamalarda ne arandığını anlamış değilim. Üniversiteye dönecekken bakan beni tercih etti. Sağolsun! Teşkilatta herkes birbirini tanır, ne iş yaptığını bilir.

Akademisyenliği özlüyor musunuz?

İnsana haz veren bir meslek. Orada kitapla ya da öğrenciyle baş başasınız. Sizi üzen bir şey olmaz.

Emniyet Genel Müdürü'nü neler üzer?

Teşkilatın en iyi düzeye gelmesini istiyoruz. Münferit de olsa, hatalar bizi üzüyor. Basın genele yansıtıyor. Amacımız sıfır hata. İnsan haklarından komşuluk ilişkilerine uzanan bir eğitim veriyoruz.

Emniyet Genel Müdürü olduktan sonra hayatınızda neler değişti?

Hürriyetim bitti. Eskiden, bir şey alamasam da, mağazaları gezerdim. Göz zevkimi tatmin ederdim ama şimdi korumalar var. Mesai saatlerim uzadı. Eşimle korumaları atlatmaya çalışıyoruz ama hemen yakalıyorlar. Evin bir arka kapısı da yok ki!

Ciddi birisiniz. Ya sivil hayatta?

Arkadaşlar sert göründüğümü söyler ama değilim. Sadece yanlışları affedemiyorum. Sert tepki göstermek bunu düzeltir mi, bilemem. Bu ayrı bir konu. Ama hatasız bir hayat istiyorum.

Okumayı seviyormuşsunuz. Çocukken de okur muydunuz?

Türkçe öğretmenimiz hikayeleri bana okuturdu. Spikerler gibi okumaya çalışırdım. Ama olamadım! Artık daha çok evrak okuyorum! En son Mustafa Erdoğan'ın kitabına başladım. Lisede şiir denemelerim olmuştu ama başarısızdım.

MEMOLİ'Yİ ÇOK SEVİYORUZ
Skeçlerinde sık sık polisleri eleştiren Levent Kırca'ya kızıyor musunuz?

Hayır, orada bir espri ve ders var. Memoli de teşkilatta çok seviliyor. Komser Şekspir de... Ama Hemşo'da polisler kötü gösterilmiş ve çocuklara yasaklanmış. Çocuklar yanlış yönlendirilmemeli.

Sizin severek izlediğiniz bir dizi var mıydı? Mesela Komiser Kolombo?

Kaçırmadan izlerdim. Onda bir komiserin göstermesi gereken davranış ve sabır vardı. Sakindi ve işini biliyordu. O tür polisleri örnek aldım. Aslında herkes hırsızı yakalayan polisi tutar.

Ama Robin Hood'u da destekliyoruz?

Kahramanları, daha doğrusu iyileri tutuyoruz.

Yer yer polis kötü olabiliyor. Şiddete, sert sözlere başvuruyor...

Öyle semtler var ki, yumuşak huylu olursanız saygı duyulmaz. Polisin haşin bakışlı, kemikkıran olması beklenir. Aslan terbiyecisinin kırbaçlı olması gibi. Bazı yerlerde "Ayağa kalkın, polis!" diye bağırmalısınızdır. Yoksa kimse sizi dikkate almaz.

Buket Aşçı


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır