|
|
Richard Gere'dan neyim eksik?
Erhan Yazıcıoğlu, Can Gürzap'ın yönettiği 'Terlik' isimli komedide canlandırdığı zampara işadamı rolüyle sahneye döndü
Erhan Yazıcıoğlu çok heyecanlı. Yerinde duramıyor. Kahkahalar atıyor, çevresindekilere takılıyor... Tüm bu neşenin sebebi, onu televizyondaki yarışma programlarıyla tanıyan izleyicilere altı yıl sonra ilk kez tiyatro sahnesinden selam veriyor olması.
Yazıcıoğlu, hasır kanepenin üzerine uzanıp objektife poz verirken "O düğme gözlü Richard Gere'dan neyim eksik?" deyince kahkahalar tekrar yükseliyor. "Kadınlar ne buluyorlar o adamda?" sorusuna "Çok şey buluyorlar ki, o Hollywood'da kamera karşısında, ben Türkiye'de bir tiyatro sahnesinde. Adil değil ama neyse" diye cevap veriyor.
SES TELLERİ FELÇ
Yazıcıoğlu, sorularınızı ciddi bir surat ifadesiyle yanıtlayacak bir oyuncu değil. Hem gülüyor hem de güldürüyor. Bir ara 'Seç bakalım hangi cevabı istiyorsun' diyecek, hemen ardından da güzel mankenler çevirecek etrafınızı sanıyorsunuz. Tüm bu enerjinin nedeni altı yıldır izleyiciden uzak olması. Bir dönem sesini
kaybetme tehlikesi geçiren ünlü sanatçı, kulağımızda kalan ses tonuyla anlatıyor...
"1995 Şubat'ta boynumda bir şişlik oluştu. Ses tellerimde kanser olduğu anlaşıldı ve hemen ameliyat olmam gerekti. Üç yıl sonra konuşabileceğimi söylediler. Sekiz ay sonra, oyuna döndüm. Sesimin doğal haline dönmesi bir mucize. Ses tellerimden birisi hâlâ felç."
Sonra televizyon girmiş hayatına. Tiyatrodan, yarım yamalak yapmak istemediği için uzak durmuş. "İyi bir dinlenme süreci geçirdim. Belki de televizyonlardaki kriz beni tiyatroya itti. Bir teklif bekliyordum. Beklediğim teklif Tiyatro İstanbul'dan geldi" diyor.
Geçen hafta perde açan ve Can Gürzap'ın yönettiği 'Terlik' isimli dört kişilik İngiliz komedisinde
Erhan Yazıcıoğlu evli olduğu halde sekreteriyle kırıştıran kart bir zamparayı canlandırıyor. "Birçok insan yasak aşk yaşamıştır. Oyunu izleyenler o günlerini hatırlayıp 'Ben de yaşamıştım, hoştu be' diyecek." "Sizin böyle zamparalıklarınız oldu mu?" diye soruyoruz. Tüm açık yürekliliğiyle "Bir değil, birçok zamparalığım oldu. Çok hoş bir hayat yaşadım. Bir tek çocuklarıma yaşattığım mutsuz üç seneden pişmanım. Onların o üç yılın izlerini taşıdıklarını görüp, bu izleri silmek için daha çok çalışıyorum."
HIZLI PROVACI
Erhan Yazıcıoğlu'nu yarışma programlarından önce sesiyle tanıdık. Küçük Emrah'tan Yılmaz Zafer'e kadar birçok oyuncuyu seslendirmişti. Bir sinema filminde rol almayı tercih etmeyişini ise tez canlılığıyla açıklıyor. Sinemaya çok zaman ayırmak gerektiğini düşünen Yazıcıoğlu, tiyatro provalarını çok kısa sürede bitirir, hemen sahneye çıkarmış. Yine de bir açık kapı bırakıyor sinemaya: "Çok seveceğim işler olursa, olabilir."
'HÜLYA AVŞAR GERÇEK SANATÇIDIR'
Söz dönüp dolaşıp Erhan Yazıcıoğlu'nun ağzından dökülüp de, magazin basınında yer bulan 'tiyatrocu olmayan, sanatçı sıfatını taşıyamaz' lafının yarattığı polemiğe geliyor. Yazıcıoğlu, tartışmadan rahatsız: "Bir oyuncu ne kadar köklü olursa olsun, en azından eksiklerini görüp eğitim alırsa o kadar kalıcı olur. İtiraz etseler de, bu sinemada da böyle tiyatroda da. Türk sinemasının kökeni tiyatroya uzanıyor. Muhsin Ertuğrul, Cahide Sonku, Bedia Hanım... Sansasyon çıksın istemiyorum ama yapılan röportajların içinden tek bir cümle cımbızlanarak alınınca böyle tartışmalar çıkıyor. Tartışmayı çıkaranlara değil, bu soruya cevap veren dostlarıma kırıldım. En güzelini 'doğru' diyerek Hülya Avşar söylemiş. Ben Hülya Avşar'ı hep megastar olarak görüyorum. Çünkü tiyatroya saygı duymuştur. Onca işinin arasında, trilyon kazanırken küçük paralarla tiyatro yapmıştır. Önemli olan başarılı ya da başarısız olduğu değil, insanların gönlünü almış olmasıdır. Gerçek sanatçı kavramını bünyesine katmıştır."
PINAR ÇELİKEL
|
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|