kapat

16.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )


Türkiye nereye koşuyor?

Ülkeyi allak bulak eden ağır ekonomik kriz, Kürt sorunu, siyasi kirlenme meselesi, siyasi parti yapılarının yaşadığı tıkanıklık, demokrasinin zaviye kaybetmesi gibi gözle görünür sorunların ardında iki büyük yapısal mesele yatıyor, aslında...

Bunlardan ilki devlete, diğeri topluma ilişkin yapısal meseleler.

Önce devlete ilişkin olana değinelim. Aşırı merkeziyetçi ve müdahaleci bir yapı, rant dağıtımı üzerine kurulu tekelimsi bir yapılanma, siyasi yetki-siyasi sorumluluk mekanizmasındaki çarpıklık, devlete ilişkin bildik yapısal sorunlar. Bu sorunlarla kavrulan bir "devletin ve ona bağımlı siyasetin bir hakemlik kuruluşu olmaktan çok, taraflar arasında bir taraf" olması, üstelik "kendi çıkarını, daha doğrusu kendisini işletenlerin çıkarını kollayan bir taraf olması" şaşırtıcı değildir. Son günlerin gündem konusu, kamu bankalarının bu mantık içindeki işlevi ve bankalara yönelik muhtemel bir operasyona siyasetçilerin ipuçları şimdiden görünen direnç gösterişlerinin nedeni de, bu çerçevede, ortadadır.

Ancak, günümüzün sorunları sadece devlet yapısına ilişkin meselelerden değil; aynı zamanda çeşitli toplumsal kesimlerin kendi aralarında meydana gelen iletişim bozukluklarından da kaynaklanıyor.

Bugün toplumun değişik kesimlerini birarada tutan ortak paydaların örselenmeye başladığını kim yadsıyabilir? Gerçekten de toplumsal kesimler arasında hem kültürel açıdan hem "ekonomik açıdan uçurumların oluşması"nın, "gelir dağılımının görülmemiş oranda olumsuz bir tablo çizmesi"nin, ekonomik kara deliklerin kültürel ve sosyal farklılıkları kötü beslemesinin faturası ağırdır:

Genel bir memnuyetsizliği ya da bir güven bunalımını fersah fersah aşan ölçüde bir tepki ve ret atmosferinin oluşması. En önemlisi de, bu oluşumun "toplumdaki doğal uzlaşma kanalları"nı tıkaması.

Bu kanal tıkanıklığı bugün de, "Derviş formülü"nün öncesinde de kendisini gösteriyor. Derviş formülünün gerek ekonomik gerek siyasi açıdan başarısı, önündeki bürokrasi ve siyasetçi engelini aşabilmesiyle, daha doğrusu, "siyasetçinin karşısına siyaseti dikmesiyle", yani "kamuoyunun itirazdan değil, siyasi reformdan hareketle siyasallaşması"yla mümkün. Bu tür bir siyasallaşmanın toplumsal uzlaşmayı gerektirdiği açıktır. Toplumsal uzlaşma ise sadece görüşmelerle oluşmaz. Aynı zamanda kendiliğinden, toplumdan doğan bir yön taşır. Siyasetsizlik çukuruna düşmüş olan Türkiye ne yazık ki bugün büyük restorasyon programlarının, yenilenme hamlelerinin ve radikal adımların ihtiyaç duyduğu toplumsal uzlaşma ikliminin hiçbir koşul ve unsurunu barındırmıyor. İkinci sınıf liberalizm ile devlet ve merkeziyetçilik karşısında ezilmiş, silinmiş, içine kapanmış, kapanırken bölünmüş bir toplum var elimizde.

Bu durum aslında şaşırtıcı değil. Zira siyasetin ezildiği yerde toplumun ezilmesi, toplumun ezildiği yerde güvenin, katılımın ve umutların tükenmesi kaçınılmaz olur.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey; siyasi, iktisadi, kültürel kaynakları seferber ederek ortak bir payda üretebilecek ve toplumsal kesimler arasındaki kara delikleri böylelikle dolduracak bir "siyasi parti anlayışı"dır. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, eriyen kültürel hakemlik mekanizmalarının yeniden tanımlanmasına müdahale edebilecek bir "demokratik devlet anlayışı"dır. Demokratik devlet her kesime, her soruna, her kimliğe eşit mesafede duran bir devlet olduğu kadar, bunların da birbirine eşit mesafede durmasını, aralarındaki eşitsizliklerin giderilmesini sağlayan bir devlet anlayışıdır.

Evet, sorunlar belli, çözümleri de...

Ama ortada ne umut var ne umut ışığı verebilecek bir oyuncu...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır