Geçtiğimiz ağustos ayında, dün bankasına el konan Erol Aksoy'la bir mülakat yaptım.
İktisat Bankası'nın Societe General adlı dev Fransız bankasına satılacağını duymuştum. Aksoy haberin doğru olduğunu ama, gizlilik anlaşması olduğu için, banka adı telaffuz edemeyeceğini söyledi. Ancak İktisat'ın "yüzde 30 ile 50'sini satma konusunda" görüşmeler "yıl sonuna kadar" tamamlanacaktı.
Aksoy, hükümetin yürürlüğe koyduğu enflasyon düşürücü önlemlerden sonra küçük ve orta boy bankaların tek başlarına ayakta durmalarının güç olduğunun farkındaydı. "Bu oyun artık küçük bir bankayla oynanamaz" dedi. "Eninde sonunda hepimiz satacağız. Ama mesele şu: Ben bankamı ilk satan mı olmalıyım, son satan mı. Eğer beklersem daha iyi bir fiyat alabilirim çünkü dışarıda banka almak isteyen birçok yabancı banka var. Ama beklersem piyasa daralabilir ve yaşama şansım kalmayabilir."
Daha sonra görüşmelerin çıkmaza girdiğini duydum. Aksoy Fransızlara bankasının azınlık hisselerini satmak istiyordu. Societe General azınlığa razı değildi. Müzakereler kesildi. Bir süre sonra Aksoy azınlıkta kalmayı kabul edince müzakereler gene canlanır gibi oldu. Ama sonra krizler başladı ve Societe General İktisat'ı almaktan vazgeçti.
Aksoy büyük bir zamanlama hatası yaptı. Aynı hatanın bir başka türünü HSBC ile görüşen Halit Cıngıllıoğlu yaptı. O da Demirbank'ı kaybetti.
Şimdi gelelim hikâyenin ikinci bölümüne.
J.P. Morgan adlı Amerikan yatırım bankası 1999 Eylül'ünde, İstanbul'da temsilcilik açtıktan kısa bir süre sonra bazı Türk bankalarına ve resmi kuruluşlara bir brifing verdi.
Brifingde J.P. Morgan, enflasyon önleyici programın uygulanmaya başlanmasının ardından Türk bankacılık sektöründe neler olabileceğini, aynı deneyimi geçirmiş Güney Amerika ülkelerini model alarak Türkler'e anlattı.
Banka batmaları sonunda Türkiye'de sektör ufalacak, devlet bankalarının sistemdeki ağırlığı azalacak, ve son aşamada sektör yabancı bankaların en büyük oyuncu olduğu bir aşamaya gelecekti. Türkiye'de banka batmaları iki veya üç dalga halinde olacaktı.
J.P. Morgan'ın öngördükleri teker teker gerçekleşiyor.
Ama bilmiyorum, brifingi ne özel bankalar ne de kamu kuruluşlarının dikkate aldığını söylememe gerek var mı?