kapat

16.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )


Tünelin ucunda kim, ne görüyor?

Kemal Derviş'in ekonominin başına getirilmesinin kendi başına bir "siyasi irade" olduğuna "içerisi" pek inanmadığı gibi "dışarısı" da inanmadı. ABD Büyükelçisi'nin koalisyonun üç liderini dolaşıp bu "siyasi irade"nin olup olmadığını sorması bu inançsızlığın sonucudur.

Araba freninden boşalmış, yokuş aşağı giderek artan bir hızla inmektedir. Ve kimse direksiyonda birinin olup olmadığını bilmemektedir. Arabanın arkasında oturanlar "korku" içindedir. Direksiyona hakim olması gerekenler, arkalarına bakmadıkları için, kendi küçük dünyalarına kapandıkları için korkunun boyutunu da görmemektedirler.

Bir ekonomist de "hasta"nın durumunu şöyle anlattı: "Hastanın tansiyonu iyice yükselmiş, biz ölecek mi kalacak mı diye bakıyoruz. Arada bir 'iyisin, iyisin' diye moral vermeye çalışıyoruz. Bünyesi kuvvetlidir, bunu da atlatır, diyoruz. Ama ilaç vermiyoruz."

'Ya hâlâ anlamadılarsa!'
Kemal Derviş'in önceki akşam açıkladığı "acil tedbirler"i hemen tercüme ettiren bir yabancı şirket temsilcisinin tepkisi şöyle oluyordu: "Önce, herhalde tercümede bir yanlışlık var, tercümeyi yapan arkadaş bazı bölümleri atlamış olabilir diye düşündük. Sonra anladık, tercüme doğruymuş ve eksiksizmiş."

Tünelin ucunda bir ışık olduğuna bütün Türkiye inanmak istiyor. Buna inanmak için de Ankara'nın "işi" parmağının ucuyla tuttuğunu değil tam olarak kavradığını görmek istiyor.

Ekonominin nabzını en iyi tutan uzmanların dün yayınlanan yorumlarını arka arkaya okuduğumuz zaman "tünelin ucu"nda ışık aramaya devam ediyoruz:

"Bugün piyasa tamamen başıboş bırakılmış durumda. Dövizin fiyatını Tahtakale belirliyor. Faizin fiyatını ve likiditeyi, batmış durumdaki kamu ve fon bankalarının işlemleri yönlendiriyor... Piyasa bu konuların Ankara'nın kontrolüne geçtiğini duymak istiyor." (Güngör Uras, Milliyet)

"Çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Önümüzdeki kritik günlerde Ankara'nın hata yapmaya hakkı yoktur... Hükümetin hatalarının bedelini bütün Türkiye ödüyor. Ona rağmen siyaset bir türlü öğrenmiyor. Doğrusu şu anda çok korkuyoruz. Ya bu krizle de uslanmazlarsa? Ya hâlâ anlamadılarsa?" (Asaf Savaş Akat, Sabah)

Hasta sabrın sonunda
"Türkiye ekonomisinin bugün geldiği noktada artık ekonomik istikrarı savunmak imkânsız hale geldi. Enflasyonu daha da artırmadan yaşadığımız sorunları çözmek olanaksız hale geldi. Bunu yazmaktan utanıyorum... Umudumuz artan enflasyonun hiperenflasyona dönüşmemesidir. Söz konusu operasyonu korkarak yaparsak hiperenflasyona girme olasılığımızı da artıracağız." (Ercan Kumcu, Hürriyet)

"Hükümete öneri: Bankalarla ilgili demeç vermeyi bırakın. Her demeçten sonra bankalar daha ağır darbe alıyor. Bankaları rehabilite etmeye çalışmaktan önce kendi aranızdaki durumu rehabilite etmeye çalışın." (Mahfi Eğilmez, Radikal)

Tünelin ucunda ışık olduğunu ekonomistler görecek, bütün toplum bu ışığı önce "sezecek" sonra inanacak, direksiyonda oturanlara güvenecek.

Kemal Derviş'in birinci aşama olarak tanımladığı "güven ortamı"nın oluşmaya başlaması için hastaya gözleriyle "bakanların" ilaç vermek için harekete geçtiklerini görmek gerekiyor.

Hasta, sabrının sonuna geldi; araba da yokuş aşağı inmeye devam ediyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır