kapat

16.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurban Bayramı
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )


Uçurtma teorisi

İçinde kıvrandığımız krizin adı bankacılık krizi. Ekonominin ihtiyacı olan parayı IMF anlaşmasından dolayı Merkez Bankası'nın verememesi krizin başlangıcı ve sürükleyicisi oldu. Şimdi krizden çıkış yolunu arıyoruz. Bunun için bir sorumluyu ve bürokratları atadık. Çalışmalar yapılıyor. Ancak üçlü koalisyondan oluşan siyasi otorite radikal adımları atmakta zorlanıyor. Bu nedenle yeni ekonomik paket geciktikçe gecikiyor. Kriz de derinleşiyor.

Çıkışta ilk atılması gereken adımın kamu bankaları başta olmak üzere bankacılık sektöründe olmasında hemen herkes hemfikir.

Yalnız bunun için belli bir kaynağın bulunması ve kamu bankalarının açıklarının karşılanması gerekiyor.

Yani piyasaların çalıştırılabilmesi için Merkez Bankası'nın geçmişte olduğu gibi bu piyasalarda aktif biçimde işlem yapması ve gerekli likiditeyi sağlaması lazım.

Yurtdışından kaynak gelse de, yurtiçinde istenen TL'nin verilmesi nedeniyle para arzı genişleyecek. Dış kaynağın gelmemesi halinde bu kez ya vergi ya da banknot matbaasının çalıştırılması yoluyla para arzının artırılması gerekecek. Yani nereden bakılırsa bakılsın para arzının artırılması zorunlu.

Para arzını da enflasyondaki artışın izlemesi beklenebilir.

Bu durumda piyasaya verilen paranın yeniden Merkez'e geri çekilmesi en iyi yol. Hem Merkez Bankası belli bir kaynağı bankacılık sistemine tahsis edecek hem de bu kaynağın enflasyona etkisini azaltabilmek için geri çekecek. Bunun için de elinde ters repo yapacak enstrümanın olması lazım.

Merkez Bankası'nın bu konumu ve davranış tarzı geçmiş iki krizde ortaya koyduğu tarzdan oldukça farklı. Piyasalardaki şişkinliği yavaş yavaş alan, işi rayına oturtan küçük müdahalelerden oluşmuş bir yol bu.

Tıpkı uçurtma teorisinde olduğu gibi. Eğer uçurtmanın ipini gergin tutarsan rüzgar bu ipi kopartır. Çok bol da bırakırsan yere düşer. Aradaki altın dengeyi bulursan uçurtmanın havada kalma süresini uzatırsın. Uçurtmanın ipinin belli bir gevşeklikte tutulmasını, gerektiğinde çekilmesini ve gerektiğinde bollaştırılmasını ise rüzgarın hızı ve yönü belirliyor. Küçük küçük hareketlerle rüzgara teslim olmuş gibi görünürken aynı zamanda kontrolü de elinde bulunduruyorsun ve havada kalmanın yolunu yakalıyorsun.

* Sonuç- "Ne ileri gitmeli. ne geri kalmalı" Çin Atasözü

Faizin kader günü borsada yükseliş
1994 krizinde üç banka ile 15 aracı kurum havlu atmıştı. Aracı kurumlarda yaklaşık 60 bin yatırımcının 210 milyon dolarlık hisse senedi batmıştı. Kriz asıl aracı kurumları vurmuştu. Bu gelişmeden sonra SPK aldığı önlemlerden dolayı aracı kurumların hışmına uğramıştı. Hatta o dönemin SPK Başkanı Ali İhsan Karacan aracıların boy hedefi haline geldi. "Bizi yaşatmak istemiyor. Bu piyasadan silmek ve borsayı da bankalara teslim etmek istiyor" diye suçlandı. Ancak 1998 Rusya krizi ve ardından 2001 krizinde batan banka sayısı 13'e ulaştı, buna karşılık aracı kurumlardan henüz düşen yok. Bunda da aracı kurumların 1996'dan bu yana sermaye yeterliliği rasyosuna tabi tutulmaları, sermayelerinin artırılması, SPK tarafından denetlenmeleri etkili oldu.

Devletin hangi sektörden ne kadar kaynak çektiği de belirleyici oluyor. Kamu kesimi yaptığı halka arzlarla 94 krizine kadar borsadan kaynak çekiyordu. Krizden sonra bu iyice azaldı. Borsada dönen paranın hiç gelmemek üzere çekilmesi aracıların komisyonunu düşürüyor. Özel sektör halka arz yapsa bile, çekilen paranın bir bölümünü tekrar borsaya sokabiliyor.

Kamu kesiminin borçlanma gereğinin giderek tırmanması ve bu açığın finansman biçimi banka krizine yol açtı. Bir de bankaların bağımsız denetime kavuşması 2000'in Eylül'ünde mümkün olabildi.

İlk kez sermaye piyasası aracıları bankalardan dayanıklı çıktı.

Önce Ankara sonra cezaevi
Son dönemde ekonomi bürokrasisinin tepesi boşaldı. Hükümet Hazine, Merkez Bankası, Bankacılık Üst Kurulu'na atamalarda isim bulmakta zorlandı.

Bunun nedenlerinden biri siyasi otoritenin ekonomik istikrarı sağlamadaki niyet gevşekliğiydi.

Bürokrat değil, memur arayışı ve 'emrederim yapar' yaklaşımı da tepe noktalara yönetici bulmayı zorlaştırdı.

Ancak can alıcı nokta kriz sonrasında kendini sorumlu hissederek istifa eden Merkez Bankası eski başkanı Gazi Erçel hakkında aynı günlerde soruşturma açılmasıydı. Son anda bu soruşturma durduruldu. Ancak bürokrat arayışı sürerken böyle bir hareket çok anlamsız kaldı. Eğer bir suç görülüyorsa bunu görevdeyken yapmak gerekmiyor muydu?

Faizin kader günü borsada yükseliş
SalI günü ihale yapılıp yapılmayacağına, çarşamba günkü 2.8 katrilyonluk iç borcun nasıl ödeneceğine bugün karar verilecek. Hazine bugün toplanacak Piyasa Yapıcılığı Danışma Kurulu'nda bankacıların görüşlerini alacak ve buna göre programını belirleyecek. Piyasaların dikkati ise ihale ve itfaya çevrili. İç borçlanma senetlerinin ne kadarının dövize çevrilebileceği bugün belli olacak.

Sendikasyon sevinci
Krizden bu yana ilk kez bir Türk bankasının sendikasyon borcunu çevirdiği haberi ve bunun miktarının 350 milyon euro olması borsaya moral verdi. Devalüasyon sonrası yüzde 40 yükselen borsa bu haftanın ilk üç gününde yüzde 14 değer kaybettikten sonra dün yüzde 4.6 prim yaptı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır