Enflasyonu, yolsuzluğu, haksızlığı ve bu hastalıkların kaçınılmaz kriz nöbetlerini ancak doğru bir sistemin disiplini önler.
Devlet Bakanı Derviş'in açıkladığı acil önlemler, hediye paketlerine alışmış piyasaları heyecanlandırmadı ama bu hava kimseyi mutsuz etmesin.
Çünkü düne kadar hayal kurarken seslendirdiğimiz tedbirler, ilk kez siyasi bir programa dönüşmüştür.
Üç kamu bankasının, siyasetten bağımsız bir yönetim altında birleştirilmesi, tarihi bir karardır.
Bu bankaların görev zararları, 16 katrilyon liralık bir kaynakla karşılanırken yönetimleri profesyonel bankacılara bırakılacaktır.
Çiftçi ve esnafa parasal destek, siyasi kayırmaların pespaye etkilerinden kurtarılacak ve ancak meclis denetiminde bütçeden yapılabilecektir.
Karar, devlet rantını dilediği gibi dağıtıp parasal ve siyasal komisyonunu almaya alışmış ilkel siyasi yapımızın temelinde dinamit patlatmak gibi cesur bir adımdır.
Genç, bilgili, ideal sahibi yeni insanların siyasete katılma yolunu avantacılar tıkıyor.
Siyaset bir şey yapıp bir şey olmak için yapılır. Halbuki bizde bir şeyler edinmek için yapılıyor. Yağma önlendiği gün, siyaset avantacılar için cazibesini kaybedecektir. Türkiye zenginleşmeye ve adil bir bölüşümün getireceği barışa işte o zaman kavuşacaktır.
Merkez Bankası eski Başkan Yardımcısı ve bankacılık uzmanı Prof. Dr. Selçuk Abaç "Bu kararları olağanüstü önemli sayıyor ve takdir ediyorum. Tek merakım, ne süre içinde gerçekleşeceğidir" dedi.
Avantacı siyaset, bu ülkenin en temel hastalığıdır. Tasfiyesi ile ilgili karar, meclis çoğunluğuna dayanan bir iktidar tarafından verilmiştir ama güvencesi yoktur.
Çünkü bu mikrop, liderlerden bile daha dirençli ve dayanıklıdır.
Yalnız ekonomiyi değil, siyaseti de kurtaracak olan bu devrim, ancak toplumsal bilincin takipçi desteği ile gerçekleşebilir.
Bu altın fırsat asla heba edilmemeli..
SABAH okuru Fevzi Güzeloğlu'nun mesajı bende böyle bir duygu yarattı.
Onun için özetleyerek aktarıyorum:
Fransız basını hiç aklımızın almadığı bir tavır sergiliyor. PSG-GS maçında olanları neredeyse yok sayıyor. Vahşetin sınırında yaşananları hem dünyadan hem kendi kamuoyundan saklıyor ve biz buna çok kızıyoruz.
Aynı olaylar bizde olsa -ki örneklerini çok yaşadık- medyamız dünya aleme rezilliğimizi tekrar tekrar bıktırasıya teşhir ederdi.
Biz de hem öfkelenir hem utanır hem de defalarca seyretmeye doyamazdık.
Onların medyası, toplum çıkarlarını koruyan refleksler taşıyor, bizimki ise kendini ve toplumu yok edecek her şeyi yapıyor.
Pembe rüyalardan uyanmanın ve gerçekle yüzleşmenin vaktidir. Fransız medyasının davranışını doğru algılayıp örnek almalıyız.
Derviş'in dudağını okuyup belâ üretme hastalığından vazgeçmemiz gerekiyor.
Her fırsatta kendi kıçımızı açmanın habercilik olmadığını artık öğrenelim!