Niye Türk hakemi Şampiyonlar Ligi'nde yok? Niye bir Türk hakemi, Avrupa Şampiyonası'nda, Dünya Şampiyonası'nda yok. Eskiden Milli Takım gitmiyordu veya kulüp takımlarımız yarı finallere kalamıyorlardı, bahanemiz vardı. Şimdi Mısırlı bile geliyor bizden kimse yok.
Hakemlerimiz iyi değil. Onlar hâlâ pembe bulutlar üzerinde geziyorlar; "Biz iyiyiz" diye. İyi olmadıklarını kabul etseler zaten iyiye varırlar. Ama bir insan 'İyiyim' derse kötü olduğunu bilmiyor demektir. Bu hakemin teknik tarafı.
Bir de hakemin en önemli tarafı var ki, o Türkiye'de hiçbir hakemde yokmuş. Olmadığını zaman zaman beyan ediyordum ama içimde yine de bir ümit vardı. Bir gün silkinirler, kendilerine gelirler, tavırlarını ortaya koyarlar diye. Boşuna beklemişim.
Ellerine büyük bir fırsat da geldi: Hagi olayı. Ama işin en tepesindeki adam, kararını vermişti: "Ben Erol Ersoy'u da yedirmem Hagi'yi de..." Bunun getirdiği Ceza Kurulu'ndan da farklı bir karar beklemiyordum.
Çıkan 5+1 maç cezasının özeti şu:
Artı 1: İki sarı karttan aldığı ceza.
1. maç: Hakemin kolundan tutup terse döndürmek, yani yönünü şaşırtmak.
2. maç: Ersoy'un ayağına ilk basılış.
3. maç: Hakemin ayağına ikinci basılış.
4. maç: Hakemin suratına tükürmek.
5. maç: Soyunma odasına gidip, duşunu aldıktan, bir şeyler içtikten sonra kendine gelip, hakeme 'hırsız' demek. Benim çıkardığım mana bu. Şimdi Ceza Kurulu üyelerine teker teker soruyorum:
Hagi size hırsız deseydi, veya ayağınıza bassaydı veya hakim veya avukat cübbenizden tutup ters döndürseydi, küfür etseydi, suratınıza tükürseydi veya Hagi bunların hepsini topyekün size yapsaydı ne yapardınız? Bana ne olur yazar mısınız? Hagi Federasyon Başkanı'na da döndü. "Bunlar senin hakemlerin" diye. O üstüne alınmadı. O sırada tribünde vali vardı belki ona söylemiştir! Veya başka bir zevata... Veya tribünde oturan zerzevatlara, belki de meşrubat dağıtan garsona!
Hagi söylüyor. "Bana 6 maçtan fazla ceza verirlerse Şampiyonlar Ligi'nde de oynamam." Yani tehdit ediyor. Helal olsun ona Türkiye'yi iyi tanımış. Ben Hagi'nin yerinde olsam bundan sonraki maçlara biraz grip olarak ve boğazımı üşütmüş olarak çıkarım. Tükürdüğümde karşımdakinin suratında balgam çabuk silinmesin diye...
Biz şimdi Hagi'ye güzel bir jübile yaparız. Hatta teknik direktör diploması verip çalıştırabiliriz. Bize de bu yakışır.
Ey Alman Federasyonu, bizde çalıştırmak istediğiniz Daum'a Milli Takımınız'ı niye teslim etmediniz? Bizim gibi az gelişmiş bir ülkeye yolluyor ve akıl veriyorsunuz. Alın önce siz kullanın, sonra bize yollayın. Peki, Türkiye'de niye o zaman kokain baskınları yapılıyor. Mesela Fatih Ürek de diyor ki: "Evet ben de kullandım." Yarın Fatih Ürek, 'Artık şarkı söylemekten bıktım, teknik direktör olmak istiyorum' derse bizim anlı şanlı antrenörler derneği ve müthiş federasyonumuz Fatih Ürek'e antrenör kursuna katılma hakkı, sonra da çalışma izni verir mi?
Düşünüyorum acaba Fatih Terim Türkiye'de kokain kullansa ve bunu deklare etseydi, İtalya'da bir takım çalıştırabilir miydi? Ne dersiniz?
İki defa da olsa milli formayı giyen eski bir futbolcu olarak Daum'un Türkiye'de teknik adam olarak çalışmasını içime sindiremiyorum. 9 sene hakemlik yapan, bunun 5 senesinde FIFA kokartı takan bir hakem olarak da Erol Ersoy'un ayağına basılıp, suratına tükürülmesini içime sindiremiyorum. İçine sindirenler varsa buyursun arkadaşlar. Hagi'yi de Daum'u da tepe tepe kullanın. Şanla şerefle...
Birinin yanına Fatih Ürek'i almayı unutmayın, diğerinin yanına da ünlü bir kabadayıyı ilave edin. Ey hakem camiası, neredesiniz ses verin. İnsan hayatta bir kere ölür. Ali Sami Yen'deki o geceden sonra bence camianız her gece ölmeye devam ediyor.