kapat

16.03.2001
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Limasollu
Magazin
Sabah Künye
Cumartesi Eki
Pazar Eki
Melodi
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2001
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Aktif Dagitim
Yatakta her şeyi yapmaya hazırdım
Üniversite öğrencisi, zengin kızı Z.K. (21) Etiler'deki evde ilk kez kokain çekişini ve ardından yaşadığı 'rezilliği' SABAH'a anlattı...

Sarışın, 170 cm. boyunda. Gözleri yeşil. Çok güzel. Z.K. 21 yaşında. Özel bir üniversitede okuyor. İstanbul Ulus'ta, hizmetçilerin olduğu çok lüks bir evde oturuyor. Babası ihracat ithalat yapıyor. Bir ay kadar önce kokainle tanışan Z.K. başından geçenleri şöyle anlatıyor:

***

Kullandığını bildiğim bir kız ardaşıma merak ettiğimi söyledim. 'Tamam' dedi. Sonra ben kafamı kurcalayan asıl konuya geldim: Şey de yapacak mıyız? (Böyle derken seksi kastettiğimi hemen anlamıştı. Bana, "Hiç kafana takma" dedi.

"Bir gece saat 11 gibi bize geldi. Birlikte bara gittik. Şarap içtik. Sonra yanımıza bir erkek geldi. Onun Etiler'deki evine gittik. Ortamda 4 kız 5 erkek olduk. Bu grup içinde iki çift hemen kendini belli ediyordu. Geriye 3 erkek, 2 kız kalıyordu. Ben ve arkadaşım...

O gece evsahibi gold kartını kullanarak bizi 'otoban'a çıkardı

İlk kez aralarına karıştığım için biraz tedirgindiler. Bir iki saat geçti. Herkes birbirine alışmıştı. Evin sahibi "Otobana çıkalım mı" dedi.

Bir tepsi getirip üzerine poşetteki kokain döküldü. Ev sahibi gold kartını çıkıp kokaini ezmeye başladı. Eli çok hızlıydı. Ardından şerit çekmeye başladı. Otobanın ne olduğunu işte o zaman anladım. Kokaini ip gibi, 8-10 santim uzunluğunda dizmekmiş. Bana, "İlk kez olduğuna göre hadi ilk hak da senin olsun" dedi.

Gri, ince bir minik boru uzattı. Burnuma götürüp hızla çekmemi istedi. Eğilip ilk çizgiyi, baştan sona bir çekişte bitirdim. İlk anda burnuma toz kaçmış gibi oldu ve öksürdüm. O sırada bana, "İçine çek, daha güçlü çek" dediler. Burnum kızarmıştı. Bir çizgi daha çektim. "Tamam, sana yeter" dediler. Biraz rahatladım. Çünkü burnumu yakması beni korkutmuştu. Demek ki bütün olay buymuş, diye düşSeks istiyordum. Yeni tanıştığım bir erkekle yatak odasına geçtikündüm.

Benden sonra diğerleri sıraya geçti. Dört sıra bitiren vardı. Ne olacak diye beklerken içimde bir kızışma başladı. Kalbim sanki deli gibi atıyordu. Ter içinde kalım. Çevremde olup biteni sanki bir perdenin arkasından izliyordum. Olay kızışmaya başladı. Aramızda bir çift seçimi yaşandı. Kız aradaşım bir çocuğun koluna girip bir odaya yönelince diğeri de hemen benim yanıma geldi. Daha önceden söylediğimiz iki çift ise çoktan ortadan kaybolmuştu. Üçüncü erkek ne yaptı, bilmiyorum.

Odaya çıktığımızda hiçbir şeye hayır diyemeyecek haldeydim. Biraz da kokainin seksi artırdığını düşünerek daha şehvetli sevişmeye çalışıyordum. Sevişmemiz çok sert geçiyordu. Yaklaşık 40 dakika sürdü. Adam bu süre içinde iktidarını korudu. Kokain kullandıktan sonra 1 saat geçmişti ki etkinin azaldığını hissettim. Sanki bir şeyler kanımdan çekiliyordu. Cinsel ilişkiden 2 saat kadar sonra eve döndüm. Sabah olmuştu. Kafamı toparlayamıyordum. Neler oluyordu bana? Kendimi yatağa attım. Hayatımda hiç böylesine bitkin olmamıştım.

Kendimden iğreniyordum. Utanç içindeydim. İntiharı düşündüm

Yatalı bir kaç saat olmuştu. Annemin sesi ile doğruldum: "Kızım hadi kalk. Akşam oldu." Demek o kadar olmuştu! Halsizdim, midem bulanıyordu. Çok kötü hissediyordum. Sanki kirliydim. Zar zor kalktım, sesler kulaklarımda çınlıyordu. Anlıyor fakat tepki gösteremiyordum.

Duş almak için banyoya gittim. Üstümdekileri çıkarıp aynadan kendime baktım. Kendimi aynada harap bir Z. görmeye hazırlamıştım ama bu kadarını da beklemiyordum: Boynumdan omuzlarıma, göğüslerime kadar her yer mos mordu ve diş izleriyle doluydu. O an kendime o kadar çok kızdım ki intihar etmeyi bile düşündüm. Utancımdan yerin dibine girdim. Kendimden iğreniyordum. Hemen duşa girip her yerimi yıkadım. Suyu en sıcak seviyesine getirdim. Canım yanıyordu ve sanki ne kadan acırsa o kadar iyi olacağını düşünüyordum.

Topu topu bir saat geçirmiştim kokainle. Ama beni berbat etmişti. Bir daha mı; asla!

KOKAİNİ EROİN İZLER!

Zenginlerle başladı liselere doğru iniyor
Kokain Güney Amerika'da yetişen kısa adı Coca, bilimsel adı Erythoxylum Coca olan bitkinin yapraklarından elde edilen bir maddedir. Yıllar yılı, Güney Amerikalı çiftlik ağaları yoksul köylüleri uzun uzun çalıştırmak için bu uyarıcıyı onlara bedava dağıtırlardı. Bu madde sayesinde köle gibi çalıştırılan köylüler açlık hissetmez, yorgunluk duymazlardı. Zenginler ve ağalar da aynı maddeyi, köylü ve köle kızlarla düzenledikleri seks alemlerinde alırlardı.

Amerika'da, kovboy filmlerinde gördüğünüz, her derde deva ilaçlar satan seyyar doktorların, şişelerle sattığı madde de buydu.

Coca özü, ilk imal edilen Coca Cola'nın içinde de vardı. İsimdeki Coca, oradan gelir. Coca Cola'nın tiryakilik yapmasını sağlayan maddeydi. İçene canlılık verirdi.

Sonra kokainin saf ve temiz bir madde olmadığı ortaya çıktı. Devamlı kullanımda geri dönülmez zararlar veriyor, daha kötü, daha ağır zehirlere basamak oluyordu. Kokainle başlayanlar, eroinle devam edip, yok oluyorlardı. Kokain yasaklandı, lanetlendi. Coca Cola'nın formülünden çıkarıldı.

Beyin kabuğunu uyaran kokain, bu etkisi yüzünden kullanılmaya devam etti. Sahne performanslarını arttırmak isteyen sanatçılar ve şovmenler, doping etkisi yüzünden sporcular, ilham bekleyen yazarlar, sekste sınırsız fanteziler kuranlar, günde onlarca erkekle yatan fahişeler, onu ilaç gibi kullanmaya başladılar.

Kolombiya'nın dünyaca ünlü Medellin Kokain Karteli, ABD'den başlayarak bu müthiş rantı değerlendirmeye başladı. Keyif verici pazarı, ABD istatistiklerine göre yılda 600 milyar dolardı. Kokainin payı oldukça büyüktü. ABD'nin keyif verici ile mücadele bütçesi ise yıllık 30 milyar dolardı..

***

Kokainle Türkiye'nin ciddi şekilde tanışması ise son on yılın eseri. Dünyadaki gelişmelere baktığınız zaman bu doğal.

Amerika, keyif vericilere karşı en sert önlemleri aldı. Bunların başında "Sıfır Kuralı" geliyor. Yani, yargıda 1 gram kokainle, 1000 kilo arasında hiç fark yok. Bir uçakta, bir teknede l gram uyuşturucu bulunsa araca anında el konuyor. Örneğin Florida sahilleri kokain mafyasının el konulmuş yatlarıyla dolu. Bunlar neredeyse bedava fiyatlarla satılıyor ama mafya korkusundan kimse alamıyor.

Bunun üzerine Kolombiya'nın milli futbolcu Escobar'ı öldürterek ün yapan Medellin Kokain Karteli, yeni pazarlar aramaya başladı. Hızla gelişmekte olan Türkiye'nin zenginleri ve onların çocukları yeni hedefler arasındaydı. Pazarlama hemen her ülkedeki kampanya ile başladı: Kokain cinsel gücü fevkalade arttıran bir maddeydi... Kadınlarda ise gelenek, görgü, ahlak tarafından konmuş son dirençleri de ortadan kaldırırdı... Kokain alışkanlık yapmazdı... Herkes birkaç kez kullanabilir ve canı istediği zaman hemen terkedebilirdi... Tıpta "eroinman" benzeri bir "kokainman" deyimi yoktu... Kokain pazarlamacıları önce, "ilave güce" ihtiyaç duyan ünlü sahne sanatçılarını, sporcuları, seks alemcilerine el attı. Sonra bunları birer örnek ve reklam aracı olarak kullanıp; üniversitelere, liselere, gençlerin sıkça gittiği bar ve diskolara girmeye başladılar.

Türkiye 1990'dan 2000'e doğru deyim yerinde ise bir "kokain patlaması" yaşamaya başladı.

Polisin yakaladığı kokainin her yıl daha da artması, girişin de şiddetle arttığının kanıtı oldu. Bu arada gazetelere ve televizyonlara geçen kokain alemleri ve baskınları da, kullanımın nasıl arttığının bir başka işareti oldu.

"Nasıl olsa alışkanlık yapmaz" sloganı, kokain kullananın, eroinman gibi toplum tarafından aşağılanmaması; kokainin eroin gibi sefillerin uyuşturucusu değil, tam tersine "zenginlerin havası" olarak sunulması, hatta kokain kullanıcıların gençlere örnek-lider olacak pozisyonlara rahatça gelebilmeleri, kokain pazarlamacılarının işini kolaylaştırdı.

Oysa tıp "Kokain alışkanlık yapmaz" tezini reddediyor. Kokain kullanan bulamadığında, eroinman gibi kriz geçirmiyor ama bu alışkanlık yapmıyor anlamına gelmiyor. Kokain hem fiziksel, hem de ruhsal tiryakilik yaratıyor ve mutlaka çok ciddi bir tedaviyi gerektiriyor. İstatistikler keyif vericileri kullananlarda tedavi olanların oranını ancak yüzde 5 olarak belirliyor.

İkincisi ve daha tehlikelisi; tıpkı sigara ile eş tutulup basitleştirilen esrar, marihuana gibi, giderek daha ağır keyif vericilere ihtiyaç duydurmaya başlıyor. Kokainle başlayanların büyük bölümü eroinle devam ediyorlar.

Keyif vericiler, doğrudan beyin ve beyin zarını etkiliyorlar. İnsan vücudundaki hücreler kendilerini yenilerler. Ama beyin hücreleri hariç! Ölen beyin hücrelerini geri getirecek bir tedavi henüz yok. Bu yüzden bu maddelerin kullanılması dönüşü olmayan bireysel yıkımlara yol açıyor.

Araştırmalar, özellikle kokaine başlamada; özenme, imrenme, taklit etme ve öykünmenin baş rolü oynadığını ortaya koyuyor.

Bu sebeble gerek toplumu yönetenlerin, gerekse kamuoyunu oluşturan medyanın, ülkenin böyle korkunç bir uçuruma yuvarlanmaması için, çok dikkatli ve çok sorumlu olması gerekiyor.

Çocuklarımızı, gençlerimizi tehdit eden bu korkunç tehlike, kapıyı vurma aşamasını geçti, eşiğe koyduğu ayağını aralanan kapı arasına soktu..

Saat 12'ye 5 var!..

Türk sosyetesinin kokain aksesuarı: Altın jilet
1980'lerin vazgeçilmez aksesuarı, kokaine 'line' çekmek için kullanılan ve kolyenin ucuna takılan Cartier marka altın jiletti!

1980'li yılların ortalarında İstanbul'un jet sosyetesinde kimi hanımlar ve bazı beyler arasında sıradışı tasarımı olan bir takı yaygınlaşmıştı. Bu kolye olarak taşınan "Cartier" marka altın bir jiletti. Karşısındakinin boynunda bu aksesuvarı gören kişi, o 'jilet'in sadece 'ilginç' bir takı olmanın dışında bir başka işlevi daha olduğunu bilirdi. Söz konusu jilet, normalde küçük topçuklar halinde bulunan kokaini ezmek, iyice tozlaştırmak ve bu şekilde işlenmiş kokainden uygun porsiyonlarda 'line'lar 'çizmek' için kullanılırdı.

Cartier'nin altın jileti o kadar havalıydı ki, kısa zamanda işporta tezgahlarında sahteleri de görülmeye başlandı. Tabii ki, gerçek ya da sahte, boynuna her altın jilet asan kokain kullanmıyordu. Ancak bu olay kokainin bir moda, bir kültür haline gelmekte olduğunun ilk belirtisiydi. Birçok kişi kokain kullanmasa bile, kendisine o havayı vermekten çekinmiyordu.

TARLABAŞI'NA 'DÜŞTÜ'
O yıllarda zor bulunan ve o ölçüde de pahalı bir maddeydi kokain. Oysa bugün diğer yaygın yasadışı maddelerle (eroin, esrar, ecstasy) birlikte sokak satıcıları düzeyine inmiş durumda, Tarlabaşı bulvarında atılacak ufak bir tur bunun açık bir kanıtını sağlayabilir, bu turun sonunda ilgili kişi, eroin, esrar gibi "geleneksel" mamüllere olduğu kadar kolaylıkla kokaine de ulaşabilir. Cartier marka altın jiletin işlevini de herhangi bir kredi ya da ATM kartı yerine getirebilir.

Kokaini egzotik ve nadir bulunan madde olmaktan Tarlabaşı kaldırımlarına düşüren sürecin uluslararası uyuşturucu pazarla yakından ilgili. 90'ların başında ABD pazarı Latin Amerika kökenli bu ürüne iyice doyunca üstelik ABD uyuşturucu kaçakçılarıyla savaşımı "gurur meselesi" haline getirip iyice sertleşince, "kokain baronları" ister istemez Avrupa pazarına yöneldiler. Sonuç: 80'lerde bir gramı 100-150 dolardan aşağı düşmeyen kokainin fiyatı bugün malın kalitesi ve saflık derecesine göre perakende piyasada 30-75 dolar bile bulunabiliyor.

YARIN
* Kokain nerede satılıyor? Şu sıralar bir gramı kaç dolar?

* İşadamından, şarkıcısına ünlü Türk kokainmanlar kimler?

*Kokain alışkanlık yapar mı, yapmaz mı? Tedavisi var mı?

HINCAL ULUÇ


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır