Taylor Hackford, "Subay ve Centilmen"den başlayıp "Şeytanın Avukatı"na dek ünlenmiş filmler yapan, ama kendi adıma hiç ısınamadığım bir yönetmen. Hep yüzeysel, hep fırsatçı, hep güncelliğin peşinde koşan...
Bu kez bize, dünyanın dört bir yanında gitgide artan terorizm olaylarının fidye için kaçırılan kurbanlarını ve onları kurtarmak için kurulmuş ve sanki çağdaş gladyatörlerin oluşturduğu şirketlerin öyküsünü anlatıyor. Kocası Latin Amerika'da bir baraj inşa ederken kaçırılan bir kadın (Meg Ryan), profesyonel bir 'kurtarıcı'dan (Russell Crowe) yardım istiyor. Ancak adamla aralarında duygusal bir ilişki oluşuyor, vs.
Zehir gibi bir açılışa ve görsel çekiciliğine karşın, "Yaşam Kanıtı" sıradan bir aksiyon filmi. Aşk hikâyesi asla yeterince işlenmiyor ve bu yüzden filmin "Kazablanka" benzeri finali tümüyle boşlukta kalıyor. Zaten bu konuda yönetmene bazı eleştiriler de vardı. Hackford ise kocası kaçırılan bir kadının 'kurtarıcı'yla aşk yaşamasını uygun bulmadığını söyledi.
Emel Sayın yüzüyle Ryan, keşke komedilerde kalsaydı. Bıkkın çocuk suratıyla Russell Crowe da "L. A. Sırları" ve "Gladyatör"den çok uzaklarda...
Atilla Dorsay