|
|
Mutfakta evliya mı var?
Henüz 35 yaşında, dünyanın büyük kısmını gezmiş. Son durağı ise Türkiye. İstanbul'un popüler restoranı Circus'un şefi Carlo Bernardini, sıkılınca gideceğini söylüyor. Tabii perisi nereye derse
Türkiye'de her şeyin olduğu gibi restoranların da bir modası var. İstanbul'da son günlerde en çok konuşulan yerlerden biri ise Circus. Fakat onun diğerlerinden bir farkı var. Civardan duyduğuma göre mekanın şefi ve aynı zamanda da ortağı Carlo Bernardini, önceden Four Seasons otelinin şefiymiş ve o zaman da otelin restoranı tıklım tıklımmış. Şimdi de onun yemeklerini seven kalabalık bir grup, Circus'a transfer olmuş. Yemeklerle fazlasıyla alakalı biri olarak merak ettim, bu nasıl bir hünerdir diye. Sonunda da kendimi tutamayıp gittim ve "Görelim bakalım marifetlerinizi" dedim.
GARİP BİR KAHVALTI
Sabah saatleriydi. Hani o gün tatil olsa kahvaltıyı hazırlamaya başlayacağınız saatler. Ben de hiçbir şey yememişim. Ne de olsa beraber kahvaltı edeceğiz. Carlo, tüm sempatisiyle mutfağa gitti ve çeşitli hazırlıklar yapmaya başladı. Beş on dakika sonra elinde iki büyük tabakla göründü. Çoktan yerimi aldığım için tabakta neler olduğunu göremiyordum, tabakların büyüklüğünden dolayı da çok umutluyum. Neyse, tabakları sofraya koyduğunda ben "Buradan ne zaman çıkıp bir yemek yiyebilirim" diye düşünmeye başladım. Belli ki Carlo'nun kahvaltı anlayışı bir başkaydı. Fakat üzerine bir de şarap getirilmesi... Acaba sabah 4'te mi kalkıyordu. Ben somonumu tırtıklayıp kremasına bulamaya çalışırken sohbetimiz başladı.
HEP YENİYİ ARIYOR
Dört yıldır Türkiye'de yaşayan bir İtalyan'a ilk olarak ne sorulur? Tabii ki neden burada olduğu. Meğer memleketinden çıkıp yaklaşık on ülkeye uğramış. Japonya, İngiltere, Amerika, Fransa... 19 yıldır yollarda olan Carlo'nun hikayesine şöyle bir göz atmak isteriz. İlk olarak 16 yaşındayken Bernardini'ler tarafından İsviçre'ye otel yönetimi okumaya gönderilmiş. Venedik'te bir restoranları olan ailesi, oğullarının okuyup döndükten sonra kendilerine yardımcı olacağını düşünüyormuş. Ama Carlo, gidiş vizesini bir kere aldıktan sonra ülkesine dönüş bileti almamayı kafasına koymuş. İsviçre'den sonra, 17 yaşında, kendisine göre daha bebekken Londra'ya gidip çalışmaya başlamış. Ve sonra da diğerlerine. İşte şimdi de Türkiye'de. Ancak kendisine göre bu son durağı değil. Yaşı 35 olduğuna göre daha pek çok ülkeye gidebilir. Tabii gidecek bir yer kaldıysa. Carlo Türkiye'nin kendisi için diğerlerinden daha fazla şey ifade ettiğini söylüyor. Örneğin bir süre önce Kahire'ye gitmeye karar vermiş, fakat sadece iki ay dayanabilmiş, soluğu tekrar Türkiye'de almış. Zaten diğer ülkelerde sadece iki ya da üç yıl kalırken burada dördüncü yılını tamamlamış olması ona göre şaşırtıcı bir durum: "Bu ilk defa başıma gelen bir şey."
Bu nasıl bir ruh halidir? Bir insan neden dünyanın dört bir yanını dolaşır? Bunu şöyle açıklıyor: "Ben her şeyden çok kolay sıkılıyorum. Sürekli motive olmam gerekiyor. Hep yeni bir projem olmalı, yeni bir şeyler yaratmalıyım. Ayrıca bu kendimi genç hissetmeme de neden oluyor." Ona göre bunun parayla, başarıyla ilgisi yok. Hayatın tadına varabildiğin kadar varacaksın. Bu nasıl bir tat onu bilemiyoruz tabii. Çünkü her seferinde sıfırdan başlıyor. Ev arıyor, arkadaş bulmaya çalışıyor, kendini kanıtlamak için deliler gibi çırpınıyor. Bu kavgayı sevmekle ilgili bir şeymiş. "Eğer bir şey başarmak istiyorsan savaşmalısın" diyor.
Peki buradan sonra nereye gideceğini biliyor mu dersiniz? Asla. Sıkıldığı an gidecekmiş ve o anda perileri ona nereye gitmesi gerektiğini söyleyecekmiş. Peki öyle olsun, ama bana soracak olursanız hiçbir yere gidemeyecek. İtiraf etmedi, ama sanki burada hayatının aşkını bulmuş gibi. Belki de hayatının arkadaşlığını.
ANNEANNESİNİ UNUTAMIYOR
Carlo'ya "İlk yemeğinizi ne zaman yaptınız" diye soruyorum, "İki yaşında mı?" Bir insan kısa sürede bu kadar yol kat ederse ben iki yaşında yemek yaptığına da inanırım. İlk yemeğini 11 yaşında yapmış. Risottoymuş. (Ne olurdu bana da bir risotto yapsaydı) İtalyanların meşhur yemeklerinden biri. Tarifi anneannesinden öğrenmiş. Diyor ki: "Sürekli anneannemin arkasında dolaşırdım. O bizim mutfağımızın kraliçesiydi. İlk yemeğimi abim, kızkardeşim, annem için yapmıştım ve bu benim için yepyeni bir şey keşfetmek gibiydi."
Yemeklerim karakterimin imzasıdır
Anneannesinin içinde dolaştığı mutfağın kokusunu unutamamış. "Hani bazı tatlar, kokular vardır" diyor, "hiç unutamazsınız ve hep ararsınız. Unutamadığım kokuları hiçbir yerde bulmam mümkün değil. İşte bu heyecan verici bir şey. Bu beni her gün buraya severek getiriyor."
Bu arada keşke sizler de Carlo ile tanışabilseniz. Şiir gibi konuşuyor. Bazı hislerini öyle bir anlatıyor ki yazsaydı belki de aşçı yerine şair olurdu. Örneğin şöyle bir laf etti: "Benim yemeklerim karakterimin imzasıdır" Bence bunu bir yere not etmek lazım. "Kendi içimde daha keşfedeceğim çok şey var. Bu yüzden de önce içimde olanları ifade etmeliyim. Bunu da sadece yemek pişirerek yapabilirim"
Neyse ki böyle şairane konuşuyor. Yoksa ben iyiden iyiye huysuzlanacağım. Eh, ne de olsa hâlâ açım!
Tabak koleksiyoneri
Her ne kadar yaptığı işe aşık olsa da Carlo hayatını sadece yemek yaparak geçirmiyor. Hoş alışkanlıkları var. Örneğin İstanbul'un arka sokaklarında gezmeyi seviyor. Çukurcuma'da dolaşıp eski eşyalara bakmaktan, onları koklamaktan çok hoşlanıyor. Birkaç koleksiyonu var. Kitap bunlardan biri. Bir diğeri ise tabak. Dünyanın dört bir yanından topladığı yüzlerce tabak kocaman bir odayı dolduruyormuş. Fakat tabakların öyle duvarları süslediğini ya da dolapların içinde hapsolduğunu zannetmeyin. Kendisinin evine yemeğe giden şanslılar Japonya'dan alınmış bir tabak içinde yemeğini yiyebiliyor örneğin. Carlo'ya göre her şey yaşanmalı. Yoksa hiçbir şeyi biriktirmenin, ne tabak ne para, anlamı yok. Bu arada zamanla kendisini bir Türk gibi hissetmeye başlayıp başlamadığını da sormayı ihmal etmedim. Hissetmiyormuş. Türklerin davranış ve iletişim şekillerine alışmış ama o kadar. Peki kendini nereli hissediyor diye soracak olursanız buna da cevabı şöyle: "İtalyan olduğumu inkar edemem ama ben dünya adamıyım."
ASLI E. PERKER
|
Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|